ABD’li New York Times gazetesi, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın bu ülkeyi zayıflatmak yerine küresel bir güce dönüştürdüğünü yazdı.
New York Times geleneksel “üç kutuplu güç dengesi” (ABD, Çin, Rusya) anlayışının artık geçerliliğini yitirdiğini ve İran’ın yükselen dördüncü bir güç olarak ortaya çıktığını belirtti.
Haberde, İran’ı küresel bir aktör haline getiren temel unsurun, dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisi olduğu ifade edildi.
Analizde, İran’ın boğazı fiziksel olarak kapatmasına gerek olmadığı; sigorta şirketlerinde oluşan belirsizlik ve petrol tanker trafiğinde yaşanan yaklaşık %90’lık düşüş sayesinde bölge üzerinde fiili bir stratejik kontrol sağladığı vurgulandı.
Gazete, dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğalgazının yaklaşık beşte birinin Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğine dikkat çekerek, birçok analistin bu kontrolün geçici olduğu yönündeki görüşünün hatalı olabileceğini kaydetti. Haberde, tanker trafiğindeki keskin düşüşün gemilerin batırılmasından değil, savaş riskine ilişkin sigorta maliyetlerinin artmasından kaynaklandığı belirtildi.
Analizde ayrıca modern ekonomilerin yalnızca enerjiye değil, aynı zamanda zamanında, ölçekli ve öngörülebilir risklerle teslim edilen enerjiye ihtiyaç duyduğu; bu güvenilirlik ortadan kalktığında sigorta maliyetlerinin yükseldiği, taşımacılığın pahalandığı ve enerji erişiminin stratejik bir soruna dönüştüğü ifade edildi.
Haberde, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “Hürmüz Boğazı’nın zorla açılmasının gerçekçi olmadığı ve bunun ancak İran’la koordinasyonla mümkün olabileceği” yönündeki açıklamasına da yer verildi.
Öte yandan analizde, ABD’nin karşı karşıya olduğu sorunun “asimetrik” olduğu; Washington’un her petrol sevkiyatını korumak için sürekli ve maliyetli önlemler almak zorunda kalırken, İran’ın sınırlı müdahalelerle küresel enerji güvenine darbe vurabildiği kaydedildi.
Gazete, uzun yıllar boyunca Körfez’de üreticilerin ihracat yaptığı, piyasaların fiyat belirlediği ve ABD’nin güvenliği sağladığı düzenin artık çözülmeye başladığını, bölge ülkelerinin ise ihracat güvenliğini doğrudan etkileyebilen yeni bir aktörle —İran— karşı karşıya olduğunu yazdı.
Analize göre bu gelişmelerden en fazla Asya ülkeleri etkilenecek. Japonya, Güney Kore ve Hindistan’ın Körfez enerjisine yüksek bağımlılığına dikkat çekilirken, Çin’in de önemli ölçüde bu bölgeye bağlı olduğu belirtildi. Enerji arzındaki aksaklıkların sürmesi halinde sigorta ve taşımacılık maliyetlerinin artacağı, ticaret dengelerinin bozulacağı ve enflasyonun yükseleceği ifade edildi.
Haberde, ABD’nin ya Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü yeniden sağlamak için uzun vadeli bir çabaya gireceği ya da yeni küresel enerji düzenini kabul etmek zorunda kalacağı belirtildi. İlk seçeneğin uzun ve maliyetli bir savaşa yol açabileceği, ikinci seçeneğin ise İran’ın dördüncü bir küresel güç olarak sistemde yer edinmesi anlamına geleceği vurgulandı.
Son olarak analizde, bu savaşın sıradan bir askeri çatışma olmadığı ve etkilerinin kalıcı olabileceği ifade edilerek, yaşanan dönüşümün birkaç yıl sürmesi halinde küresel düzenin geri döndürülemez biçimde değişebileceği kaydedildi.
