“Hani o inkâr edenler; seni tutuklamak, öldürmek ya da sürgün etmek için tuzak kuruyorlardı.
Onlar tuzak kurarken Allah da bir düzen kuruyordu.
Allah, düzen kuranların (tuzaklara karşılık verenlerin) en hayırlısıdır.”
(Enfâl, 30)
İnsanlık bugün nefsini ilahlaştırmanın bedelini ödüyor. İlahi düzeni bozanlar, gücü adalet için değil tahakküm için kullananlar dünyayı kaosa sürükledi. Kurulan küresel sistem; ahlakı, hakkaniyeti ve insan onurunu dışlamaktadır.
Fakat Allah, kendi adaleti içinde; zulmedenleri, insanlıktan çıkanları ve nefsini ilahlaştıranları ayırt etmek için kurduğu bu ilahi düzenle, insanlık için bir yücelme ya da alçalma ölçüsü belirlemiştir. Ne yazık ki insanlık bunun bilincinde değildir. Kendini kandırmak için oluşturduğu yalanlar ve kurallar & sistemler aracılığıyla nefsini ilahlaştırmaya devam etmektedir.
Nefsine köle olmak ve onu ilahlaştırmak, insanın yapısına ve bulunduğu konuma göre değişmektedir. İnsanoğlu, nefsinin arzularını kendi güç boyutu doğrultusunda başkalarına empoze etmeye çalışmaktadır.
Peki, iyi ve dürüst insanlar ne yapmaktadır?
Kurulan sistem; ahlaki değerlere önem vermemekte, ilahi ölçüleri dikkate almamakta ve insana değer vermemektedir. Bu durum açık ve nettir. Peki, iyi ve dürüst insanlar buna karşı ne yapmaktadır?
İnsanlık tarihinin akışına baktığımızda, iyi ve dürüst insanların her zaman azınlıkta kaldığını; çoğunlukla ezilen ya da dışlanan kesim olduklarını görürüz. Çünkü kötülük yapmak ve insanlara zarar vermek onların “kullanım kılavuzunda” yoktur. Bu nedenle çoğu zaman hor görülmüş ve isyancı diyerek dışlanmış zulme marzu kalmışlardır.
Buna karşılık nefsini ilahlaştıran insanların çokluğu, onları birbirine rakip ve düşman hâline getirmiş ve birbirlerine tuzaklar kurmuşlardır. Bugün çok kutuplu dünya ile tek kutuplu dünya anlayışı birbiriyle mücadele etmektedir. Ancak her iki anlayış da, hakkaniyeti ve adaleti savunan iyi ve dürüst insanlara çıkarları ölçüsünde düşmanlık beslemektedir.
Günümüze gelirsek
Gücü elinde tutanlar —özellikle Amerika— hegemonyalarını sürdürmek için zulmü meşrulaştırmaktadır. Bunun için de kendilerine mazeretler uydurup taleplerini haklı göstermeye çabalamaktadırlar. Amerika’nın (Trump döneminde de) yapmaya çalıştığı tam olarak budur. Amerikan hegemonyasını, özellikle dolar üzerinden sürdürmek için her türlü baskı ve zulme başvurmaktadır. Çünkü Rusya ve Çin’in giderek güçlenmesi, Amerika’nın kendisini zayıflamış hissetmesine ve hegemonyasının ciddi biçimde sarsılmasına neden olmuştur.
Ancak Amerika’nın çöküşü Rusya ve Çin’in güçlenmesinden değil, Siyonizmin Amerika’yı esir almasından kaynaklanmaktadır. İsrail’in talepleri karşısında aciz kalan ve özellikle İsrail’in Filistin’de işlediği soykırıma verdiği sınırsız destek, Amerika’yı küresel ölçekte insanlığın düşmanı hâline getirmiştir. Siyonizm ve onun aparatı olan İsrail’in, Amerika üzerindeki baskısı ve hâkimiyeti bu süreci derinleştirmiştir. Amerika’nın asıl hedefi kendi halkı değil, İsrail’in varlığını korumaktır. İsrail’in Filistin’de gerçekleştirdiği soykırım ve zulme verdiği sınırsız destek, “Amerikan rüyasını” paramparça etmiştir.
Hollywood’un sunduğu “kurtarıcı Amerika” imajının aksine, pratikte Amerika dünyayı kaosa sürükleyen, insanlığın yok oluşu için elinden geleni yapan bir devlet hâline gelmiştir. Bu gerçek, dünya halkları tarafından görülmüş ve küresel bir Amerikan karşıtlığı doğmuştur.
Amerika–İran gerilimi
Amerika’nın İran’a yönelik asilsiz sebeplerle yapılan saldırısı, bölgeye yapılmış bir saldırı olarak algılanacaktır. Böyle bir durumda Amerika kendisini öyle bir köşeye sıkıştıracaktır ki, kendi müttefikleri dahi ona karşı duracaktır. Çünkü Amerika yönetiminin bencil & histerik saldırılarıyla insanlığın düşmanlığını yapmaktadır.
Bu süreçte aparat İsrail’in haritadan silinmesi kaçınılmaz olacaktır. Amerika ve İsrail, yaptıkları insanlık dışı eylemler, zulümler ve soykırımlarla insanlığın düşmanı olduklarını açıkça göstermiştir, dolaysıyla Amerika, başlamış olan yıkımını kendi eliyle hızlandırmaktadır. Allah onların planlarına karşı kendi planını kurmaktadır; ancak Amerikan yönetimi bunun bilincinde değildir.
Türkiye hangi tarafta yer almalıdır?
Türkiye’nin bu noktada tarafsız kalma lüksü yoktur. Ne yazık ki Türkiye, kendi kendine kurduğu tuzaklarla bugün içine düştüğü kaotik durumun farkında değildir. Yönetim bunu tahminen bilmekte, ancak dışarıya kendini koruyor görüntüsü vermeye çalışmaktadır. Oysa ekonomik ve sosyal açıdan Türkiye’nin durumu son derece kritiktir. Televizyonlardaki troll söylemler halkı uyutmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Gün geldiğinde gerçekler ortaya çıkacak ve Türkiye ciddi bir ekonomik ve sosyal kaosun içine sürüklenecektir. Çünkü kendi kendine yetebilecek bir konumdayken, Amerika ve Siyonizme doğrudan ya da dolaylı hizmet edilmiştir.
Bu durumdan nasıl çıkılır?
Bölge ülkeleri ve özellikle ülkemiz, D-8’i canlandırmak adına bugüne kadar ciddi bir adım atmamıştır. Amerika’nın oyunlarına karşı kendisini koruyacak kalkanları kullanmayı ya düşünememiş ya da buna izin verilmemiştir.
Fakat yapılması kaçınılmaz olan,
- Türkiye; İncirlik ve Malatya’daki üsleri işlevsiz hâle getirmeli,
- ABD’nin Kürtleri Türkiye’den çekip İran’a karşı kullanma planına karşı dikkatli olmalıdır.
- İran’a lojistik ve istihbarat desteği verilmelidir.
- Irak ve Suriye’de Arapların kışkırtılması engellenmelidir.
- Özellikle Azerbaycan’ın İsrail’in oyun alanı hâline gelmesine izin verilmemelidir. Çünkü İran’a yönelik en büyük saldırı bu hat üzerinden gelebilir. Burada sorulması gereken soru şudur: Hangi Türkçülük? Gerçek Türk milleti mi, yoksa Siyonizmin ürettiği sahte Türkçülük mü?
Bölge ülkeleri bu konularda hassas davranırsa, Amerika ve Siyonistlerin oyunlarına savaşa girmeden de engel olabilir.
İran’daki herhangi bir çöküş, kaçınılmaz olarak bizi de etkileyecektir. Çünkü İsrail’in hedefleri açıktır ve bu hedeflerin içinde Türkiye de vardır. Yılan bizi sokmadan, yılanı etkisiz hâle getirmek en doğru yoldur.
“Sonuç nettir:
Onların bir planı varsa, Allah’ın da bir planı vardır. Amerikan yönetimine şu tarihi gerçeği hatırlatmak isterim:
Tahran’ın 300 kilometre güneyinde, çölde yakıt ikmali sırasında kum fırtınası nedeniyle bir C-130 uçağı ve helikopterlerin infilak etmesi sonucu en az 8 Amerikan askeri hayatını kaybetmiş ve operasyon iptal edilmiştir. İranlılar sabah uyandıklarında, Amerika’nın bir çöl fırtınasıyla nasıl durdurulduğuna şahit olmuşlardır.
Zulüm üzerine kurulan her düzen çöker. Plan yapanlar unutur ama Allah unutmaz.
“Onlar tuzak kurarken Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.” (Enfâl 30)
Mustafa Kemal TASPINAR
28 Ocak 2026
