Mezze-86, Şam’ın en şaşalı ve zengin, her iki tarafında lüks kafeler, restoranlar, büyükelçiler, konsolosluklar, Şam Üniversitesi Edebiyat ve Beşeri İlimler Fakültesi, Üniversite Hastanesi ve üç özel hastane, yabancılar için Arapça dil öğretim enstitüsünün yer aldığı Mezze Otostrat’a (İngilizce Oto Straight kelimesinin Arapça telaffuzu ve düz yol manasındadır) komşudur. Milyonlarca dolarlık villaların, şaşalı AVM’lerin, VIP yaşlılar bakım evlerinin, büyükelçi konutlarının, Genel Muhaberat’a bağlı Siyasi ve Yabancılar İstihbarat Şubesi binası, Suriye ve Arap Yazarlar Birliği, Enformasyon Bakanlığı ve birçok önemli devlet kurumuna ev sahipliği yapan Mezze Otostart, Mezze El-Şarkiye (Doğu Mezze) ve Mezze el-Ğarbiye (Batı Mezze)’ye komşudur.
ABD ÜSSÜNE DÖNÜŞEBİLİR
“Gecekondu” Mezze-86 Kasyun Dağı’nın eteklerinde en yüksek birçok tepe üzerinde yer alır. 500 bin ile 1 milyon arasında nüfus barındırır. Mezze Askeri Üssü’ne yakındır. Bu üs yakın gelecekte bir ABD daimi üssüne dönüşebilir. Zira Şam’dan Beyrut’a giden yolun başını da tutan bir özelliğe sahiptir. Mezze-86 “Gecekondu Semtin” üstünde de Devlet Başkanlığı Sarayı (Halk Sarayı) bulunur. Şam vilayetinin fakir ve ekseriyeti emekli asker, polis, istihbarat mensubu, öğretmen, emekçi ve küçük esnaf Alevi nüfusun önemli bir kesimi burada Mezze-86’da sefilleri yaşar. Az miktarda aynı meslek gruplarından gelen Kürt ve Arap Sünni nüfus da burada ikamet eder. Sarayın doğusunda Mezze-86 gecekondu devasa mahallesi varken sarayın hemen 200 metre batısında dağın yamaç ve vadilerinde çoğunluğu Kürtler ve Bedevilerden oluşan “Barada Gecekondu Mahallesi” bulunur.
Dağın zirvesindeki saray sadece bu iki gecekondu tarafından kuşatılmamıştır. Saray erkanı ve misafirler saraya gidip gelirken sadece bu iki devasa gecekondu mahallelerini seyretmez. Mezze Otostart’ın Beyrut istikametinde bitiş noktası ile Mezze askeri üssünün hemen karşısından saraya giden bir yol var. Yolun başında askeri üste görev yapan subaylar ve aileleri için lojmanlar var. Biraz daha ileride Somariye (Sümercik) adıyla bir gecekondu var. Sakinlerin ezici çoğunluğu Alevi. Kerpiç, teneke ve naylondan yapılı barakalardan oluşan bir mahalle. Bu mahalle Şara’nın güvenlik güçleri tarafından aylarca ablukaya alındı. Mahalleden çıkanlara dönüş izni verilmedi. Yıkım kararı alındı. Yüzlerce aile sokaklarda kaldı. “Sizin anavatanınız sahil bölgesi. Geldiğiniz topraklara dönün” fetvalarıyla bu yer “Esad’ın bakiyeleriyle dolu” denilerek istimlak edildi.
ORADAKİ HALKI SÜRECEKLER
Bu gecekondular Şam’ın en kıymetli ve stratejik noktalarında yer alıyor. Sadece bürokratların, yeni askeri komutanların, fetva makamlarının, örgütlerin liderlerinin, komisyoncuların, müstemlekelerin, müteahhitlerin ve yabancı sermayenin tamahını kamçılamıyor. Kentsel dönüşüm projelerinden kazanılacak devasa servetler sayesinde zenginler sınıfına yükselecek hayatlarını mağaralarda geçirmiş siyasi-askeri liderlerin hülyalarını süslemiyor. ABD Mezze askeri üssüne yerleşirse, buraya konuşlanacak askerler için sadece bir güvenlik çemberi değil ayrıca askerler, aileleri ve ziyaretçiler için de yeni bir yaşam alanı inşa edilecek. Bunun yanında demografik yapıyı değiştirme, kendilerinden olmayan ve kendilerine benzemeyen yüzbinlerce Alevi’yi sahil bölgesine, Kürdü Fırat’ın kuzeyine sürme hedefi de güdülmektedir.
Bunu daha önce Şam’ın iki büyük Dürzi mahalleleri Sahnaya ve Caramana’da tatbik etmişlerdi. Dürzi nüfusun Suriye’nin güneyine Süveyda vilayetine taşınmaları sağlanmıştı. Geçen cuma akşamı Şam’da Mezze-86 olarak bilinen “gecekondu semtine” bir saldırı yapılmıştı. Bu saldırının bir amacı da korku, terör ve ablukayla tehcirin altyapısını oluşturmak ve demografik yapıyı değiştirmek. Bir ülkenin birliğine darbe vurmak istiyorsanız birlikte ve bir arada yaşamayı ortadan kaldıracaksınız. Sünnilerin Alevilerle görüşmesine, Musevilerin Mesihilerin sohbetine, Arapların Kürtlerle dostluğuna, Türkmenlerin Süryanilerle oturmasına asla izin vermeyeceksiniz. Komşu olmalarına dahi mani olacaksınız. Mesafeyi korumak için farklı coğrafyalarda yaşamalarını sağlayacak orada tutacaksınız.
Kullanılan silah ev yapımı “ilkel” bir havan-topu. Vurulan katlı bina dairelerin görüntüleri sefilliğini gözler önüne serdi. Evlerin içinde mobilya bile yok. Pencereler naylonla kaplı. Orada ikamet edenler yerde yatıyor. Hastaneye kaldırılan yaralıların biri kadın (ağır yaralı) ve diğerlerinin fakir emekçiler olmaları dışında bir vasıfları yok. Kendi mahallesini koruyamayan “Şam Devleti” ancak saatler sonra havan-topunu karşı mahallenin çatısında buluyor. Saldırıyı kimin ve neden yaptığı konusunda sadece kafa ütülüyor. Bizim medya da daha önce devletin “yalan makinesi” dediği sahibi değişince “muteber” olan SANA açıklamalarına itibar ediyor. Efendim neymiş; Y-Şam yönetiminin fevkalade başarıları, ABD ziyaretinin kazanımları, Şara’nın Trump’la inşa ettiği “stratejik işbirliği” başta İsrail birçok devleti rahatsız etmişmiş. Türkiye’nin telkinleriyle olgunlaşan Şara’nın “akıllı ve stratejik devlet diplomasisi” sayesinde SDG-YPG’nin köşeye sıkışmış, krize giren Netanyahu da kaos çıkartmak için de Şam’ı vurmuş.
İÇ CEPHEDE SIKINTI YAŞANACAK
Cuma akşamı vuku bulan saldırıyla ilgili öngörüler: Şam’ın arazilerine “Esad bakiyesi Aleviler, Mazlum Abdi destekçileri bölücü Kürtler, Esad’a sessiz kalan Sünniler” fetvalarıyla çökmeye niyetliler. Yönetimin radikal iflah olmaz dini-dar kesimlerin kendinden olmayan herkesi düşman gören zihniyetinin dışa vurumu ve etnik-mezhep temizliği ile demografik yapıyı dönüştürmek istiyorlar.
Şüphesiz ki, Şara’nın Washington, Ankara, Riyad, Londra ve Paris’te, Moskova ve Pekin’de “meşruiyet kazanma ve iktidarda ilelebet kalma” arzusu çok güçlü. Ancak bu “açılım” başına iç cephede büyük belalar açacak. Özellikle Rusya ve Çin açılımı eski mahalle dindaşları ve yabancı cihatçı dostlarıyla kanlı bir hesaplaşmanın kapılarını ardına kadar açacak.
Sen “devrim” yaptığını “baskıcı, diktatör ve zalim bir rejimi yıkıp yerine hürriyet, demokrasi, adalet ve hukuk” getirdiğini iddia edeceksin. “Eski rejim mezhepçiydi biz mezhepçiliği ortadan kaldırmaya, kardeşçe yaşamaya özen göstereceğiz” diyeceksin ama tüm bunların tam tersini yapacaksın. Sen mağaradan gelip sarayda yaşayacaksın, halkın ezici çoğunluğu gecekondularda yaşamaya devam edecek. Yetmeyecek gecekondularını ellerinden zorbalıkla alacaksın. Fetvalarla çökeceksin ve tüm hayatlarını Şam’da yaşamış olanlara Suriye veya Şam çiftliğinizmiş gibi “buralardan çıkacak kendi topraklarınıza gideceksiniz” diyeceksin.
Sünnilerde, “Yoksulluk ve sefillik bile tatlı gelir yeter ki baştaki bizden (minnina) olsun” itikadını pekiştireceksin. Sonra yalan edebiyatlarla, propagandalarla, dizilerle, filmlerle, müfredatlar ve etkinliklerle bir arada yaşamanın neden mümkün olmadığını anlatacaksınız. Gönderilenleri “Esad’ın casusları ve katliamlarına ortak olanlar” diye yaftalayacaksınız. Amatör bir gözlemci bile saldırının İsrail türü olmadığını bilir. Şam yönetimi ve dayandığı zihniyet ve kuvvetlerin varlığı ve söylem ve eylemleri varken zaten Suriye’nin toprağı ve milletini bölmek için İsrail, ABD, Fransa veya İngiltere’ye gerek yok.
aydınlık
