RAST HABER- Sondakika İslami haber RASTMEDYA RAST YAYINLARI

Saray’ın milli değil, başkanlık seferberliği

Saray’ın milli değil, başkanlık seferberliği
19.12.2016 © RAST HABER

Hem AKP’li yetkililerin, hem de onlara destek veren MHP’li yetkililerin “yeni anayasa” için dile getirdikleri gerekçe şu: “Fiili durum hukuki hale getirilmeli”

Bu savunmanın anlamı açıktır: Erdoğan hukuka uymamaktadır, hukuk Erdoğan’a uydurulacaktır!

Yani “Anayasa Mahkemesi’nin kararına uymuyorum” diyen Erdoğan’a uyacak bir anayasa hazırlanmıştır!

Peki nedir bu yeni anayasa?

MEŞRUTİYETTEN ÖNCESİNE DÖNME HAMLESİ

AKP-MHP anayasası, Türkiye’yi 1876 yılında ilan edilen Meşrutiyet’in ve kabul edilen Kanuni Esasi’nin gerisine götürme girişimidir! 150 yıllık parlamenter sistemin lağvedilmesi demektir! Milletin bir devrimle ve kurtuluş savaşıyla Saray’ın elinden aldığı ve TBMM’ye kullanması için devrettiği egemenliğin, milletin elinden alınıp yeniden Saray’a verilmesi demektir!

Bunu 3 temel özellik üzerinden karşılaştıralım:

1) AKP-MHP’nin 2016 model anayasasında başbakan yok ama 1876 tarihli Kanuni Esasi’de sadrazam yani başbakan var!

2) AKP-MHP’nin 2016 model anayasasında meclis var ama yetkisiz; 1876 tarihli Kanuni Esasi’de meclis var!

3) AKP-MHP’nin 2016 model anayasasında yasama, yürütme ve yargı tek kişide toplanmış, yetmemiş, o tek kişiye bir de kararname çıkarma yetkisi verilmiş; 1876 tarihli Kanuni Esasi’de ise padişahın yasama yetkisi yok, sadece şeriatın ve hukukun icrasından sorumlu!

Yani 150 yıl önce kuvvetler ayrılığı prensibinin Kanuni Esasi’de yer almasıyla başlayan demokratikleşme sürecimiz, 2016’de kuvvetlerin tek kişide birleştirilmesiyle kaldırılmaya çalışılmaktadır! Açalım:

BAŞKANLIK’TA TBMM YETKİSİZ ve YASAMA YETKİSİ YÜRÜTÖEDE

AKP-MHP’nin 21 maddeli anaysa değişikliği paketi ile TBMM’nin yani yasamanın yürütmeyi denetleme görev ve yetkisi ortadan kaldırılmaktadır. TBMM’nin yürütmeyi denetleme yolları olan güvenoyu, gensoru, meclis soruşturması gibi yöntemler yeni anayasada yeralmamaktadır.

Başkanlık sisteminde “cumhur-başkan” doğrudan kararname çıkararak TBMM’nin yasama yetkisini kullanmış olacak!

Partili cumhur-başkan, kararnameler ile kamu kurumlarına atamalar yapabilecek, kamu kurum ve kuruluşlarını kararnameler ile yeniden yapılandırabilecek. Yani cumhur-başkan, kararname ile devleti yeniden ve kendine göre inşa edebilecek!

Cumhur-başkan, bugünkünden farklı olarak yasaları hiç gerekçe göstermeden TBMM’ye geri gönderebilecek. Cumhur-başkan, yasa yayımlama süresi olan 15 günün de kaldırılmasıyla, yasaları sürüncemede bırakabilecek!

Ve cumhur-başkan, yasaların uygulanması için yönetmelikler çıkarabilecek! Böylece yasayı, işine geldiği gibi yorumlayabilmiş olacak!

BAŞKANLIK’TA YARGI ERKİ YÜRÜTMEDE

AKP’nin FETÖ ortaklığıyla genişleterek çoğunluğu ele geçirdiği, ardından daraltarak FETÖ’cüleri tasfiye ettiği HSYK, başkanlıkta yeniden yapılandırılarak tamamen cumhur-başkan’ın denetimine sokuluyor.

Bir kere HSYK’nin adı HSK oluyor, yani kurul “yüksek” olmaktan çıkıyor. 12 kişiden oluşacak kurulun başkanlığını cumhur-başkan’ın atadığı Adalet Bakanı yapacak. Beş üyeyi doğrudan cumhur-başkan, kalan altı üyeyi de TBMM seçecek. Yani aslında kalan altı üyeyi de TBMM’de çoğunluğu elinde bulunduran partinin genel başkanı olan cumhur-başkan seçmiş olacak!

Bu haliyle cumhur-başkan kendi belirlediği HSK ile tüm yargıyı denetimi altına almış olacak; ki henüz karar çıkmadan yargının tepesindekiler cumhur-başkan’ın kişisel etkinliklerine katılmakta, düğmesiz cüppelerini karşısında bellerine dolamaktadırlar!

Öte yandan disiplin ve savaş suçları dışında askeri yargı da kaldırılmaktadır!

BAŞKANLIK’TA YÜRÜTME

Başkanlık sisteminde cumhur-başkan hem devletin, hem hükümetin başı; hem partisinin genel başkanı, hem ordunun başkomutanıdır!

Başbakanlığın kaldırıldığı, cumhur-başkan tarafından atanan bakanların “sekreterlik” konumuna düşürüldüğü bu sistemde, bakanlar yasama dokunulmazlığına sahip ama bir tek cumhur-başkan’a hesap vermektedir!

Başkanlık sisteminde, bugünkü parlamenter sistemden farklı olarak hükümetlerin güvenoyu alması zorunluluğu da kaldırılıyor. Ayrıca cumhur-başkan, kendisine verilen TBMM’yi lağvetme yetkisini kullanarak, üçüncü defa seçime girebiliyor!

Mevcut durumda başkomutanlık unvanını sembolik olarak TBMM adına ve barışta taşıyabilen cumhurbaşkanı, başkanlıkta TSK’yi kullanmaya karar verebilen bir başkomutan oluyor!

Milli güvenlik politikalarını belirleyebilen, bugünkü onaylama yetkisinden farklı olarak devletlerarası anlaşmaları imzalama ve yayımlama yetkisine sahip olan cumhur-başkan, ayrıca OHAL ilan etme ve OHAL kararnameleri çıkarma yetkisine sahip oluyor!

Milli Güvenlik Kurulu’nu daha önce sivilleştiren AKP hükümeti, başkanlık sistemi merkezli yeni anayasasında Jandarma Genel Komutanı’nı da kuruldan çıkarıyor. 15 Temmuz darbe girişimini fırsat bilerek Yüksek Askeri Şura’yı birkaç ay önce sivilleştiren AKP Hükümeti, böylece en ciddi ve köklü kurumları da cumhur-başkan’ın tam denetimine vermiş oluyor!

SİSTEM DEĞİL, REJİM DEĞİŞİKLİĞİ

Tüm bunlara bakılınca, meselenin bir sistem değişikliği değil, doğrudan rejim değişikliği olduğu görülecektir. Zira kuvvetleri tek adamda birleştiren bir sistem, hukuki ve demokratik olmaktan çıkacaktır. Bu da haliyle rejimin değişmesi demektir!

Kaldı ki rejim, yukarıda değindiğimiz gibi, Cumhuriyet öncesine değil, ondan da öncesine, Meşrutiyet öncesine götürülmektedir!

“100 yıllık parantez” dedikleri, “kapatacağız” dedikleri Cumhuriyet parantezini başkanlık sistemi ile kapatmaya çalışmaktadırlar; hem de milliyetçi-ulusalcı kesimleri tavlayabilmek için “cumhuriyet” diye diye…

BAŞKANLIK SİSTEMİNİN RUHU

AKP-MHP anayasa değişikliği paketiyle getirilmeye çalışılan başkanlık sisteminin ruhunu, en iyi hazırlayıcıları açıklamaktadır.

Örneğin AKP’li İmran Kılıç, TBMM oturumunda CHP’li Musa Çam’a şöyle seslenmektedir: “Kapımızda hürriyet dilenin!

Hürriyetlerin ortadan kaldırılacağını açıkça ortaya koyan bu ifade, parlamenter demokrasi yerine tek adam otoritesi arzuladıklarını göstermektedir!

Yine cumhur-başkan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın şu sözleri başkanlık sisteminin ruhunu yansıtmaktadır: “İmam Hatip nesli bu ümmetin belkemiğidir.”

Cumhuriyet devrimi ile bir millet olmuşken, şimdi bizi bir karşı-devrim ile meşrutiyet öncesine götürüp yeninden ümmet yapmaya çalışmaktadırlar!

BAŞKANLIK UYGULAMALARININ İŞARETLERİ

Daha şimdiden kimi gelişmeler, başkanlık sisteminde nasıl uygulamalara geçileceğinin işaretlerini vermektedir:

Örneğin Ergenekon-Balyoz kumpaslarının en çalışkanı olan AKP milletvekili Şamil Tayyar artık şöyle demektedir: “Derin devlet kötü bir şey değil. Türkiye’de yeni bir derin devlet oluşturulacak.

Yani Saray, başkanlık sistemi ile birlikte kendi özel örgütlenmesini hayata geçirecek! SADAT’çı Adnan Tanrıverdi işte o örgütlenme için cumhur-başkan’a başdanışman olmuştur!

Daha şimdiden, en hür-özgür kale olması gereken üniversitelerin rektör seçme hakkını elinden alan ve rektörü doğrudan kendisi atayan Saray, bu uygulamasıyla, başkanlık sistemi sonrası bu yöntemi her alana yayacağının işaretini vermektedir.

Ve örneğin dünyaca ünlü piyanist-bestecimiz Fazıl Say’ın konserine satırla saldırılması, örneğin gazeteci Hüsnü Mahalli’yi Halep’i 82. il yapamama hıncıyla zindana atmak, örneğin gazeteci İsmail Saymaz’ın sosyal medya hesabının ele geçirilmesi de, başkanlık sisteminde ne tip uygulamalarla karşı karşıya kalacağımızın daha bugünden kimi işaretleridir!

BAŞKANLIK İÇİN MİLLİ SEFERBERLİK

Erdoğan’ın son olarak “milli seferberlik” ilan etmesi de, gerçekte başkanlık sistemine geçebilmekle ilgilidir!

MGK’de konuşulmayan, TBMM’de tartışılamayan ama Erdoğan’ın muhtarlar toplantısında ifade edilen milli seferlik, başkanlık seferberliğinin örtüsüdür; OHAL ile yıkılan rejim kurumlarının, seferberlik ile yeniden inşa edilebilmesi içindir!

Zira bilmektedirler ki, rejim değişikliği öyle MHP desteğiyle bile sağlanamayacaktır! Sadece milliyetçi-ulusalcı kesimleri avlamak yetmemekte, milleti bir hedefe kilitlemek gerekmektedir!

“82. il Halep” ya da “83. il Musul” hedefleri tutmayan Saray, şimdi “milli seferberlik” demekte; olmadı, Süleyman Şah türbesini büyük bir fetih havasıyla yerine taşımayı tasarlamaktadır!

EGEMENLİĞİMİZİ TESLİM ETMEYECEĞİZ!

Tablo açıktır: 200 yıldır devrim ile karşıdevrim, cumhuriyet ile padişahlık karşı karşıyadır!

Bugün başkanlık sistemiyle, çarpışmanın başladığı ve cumhuriyet ile demokrasinin kazanmaya başladığı noktanın öncesine dönmeye çalışıyorlar!

200 yıldır kanla ve canla inşa etiğimiz cumhuriyetimizi, demokrasimizi ve hürriyetimizi, yine canımız pahasına savunacağız!

Atatürk’te birleşerek geleceğimize sahip çıkacağız! Demokratik devrim sürecimizi daha da ileri taşıyacağız!

Egemenliğimizi saraylara ve padişahlara teslim etmeyeceğiz!

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER