Sığınak Fareleri Ve Özgürlüğün Çocukları

Cenk meydanlarının insana öğrettiği kadim bir sır var;

“Cesur insanlar sadece bir defa ölürler. Korkaklara gelince onlar ölümü defalarca tatmaya mahkûmdurlar.”

Yanı başımızda patlak veren ABD-İsrail A.Ş’nin komşu İran’a yönelik sebepsiz, ilkesiz ve orantısız müdahalesinin üzerinden otuz üç gün geçti. Savaş olanca hızı ve çirkinliğiyle sürerken İsrail ve İran sokaklarından ekranlarımıza yansıyan görüntüler bizlere iki ülke insanı hakkında çok net fikirler vermeye devam ediyor.

Sınırsız maddi imkâna rağmen sığınak fareliğine soyunan korkaklarla, üzerine bombalar yağarken meydanlarda direnen kahramanların ibretlik hikayesi asla unutulmamalı.

Bir tarafta zillet, öbür yanda asil bir millet…

Bir tarafta ABD gibi teknoloji devi süper gücün bütün imkanlarını yedeğine almakla yetinmeyip korsan ülkemsisinin bütün hava sınırlarını “Demir Kubbe” adında son model hava savunma sistemleriyle donatmış İsrail, öte tarafta ise nerdeyse bütün alanları açık hedef halinde korumasız bulunan ve 33 gündür aralıksız bombalanan İran…

Bir tarafta asker-sivil ayrımı gözetmeden şüpheli bir kişi için bütün mahalleyi havaya uçurmaktan geri durmayan İsrail, öte yanda sivil hedefleri vurmamakta son derece duyarlı İran…

Bir tarafta çoluk-çocuk demeden, okul-cami dinlemeden ve hastane-postane ayrımı gözetmeden önüne neresi gelirse gelsin hunharca saldıran İsrail, diğer yanda okul, mabet ve hastanelerin kenarından bile geçmemeye özen gösteren İran…

Saha gerçeklerine göre İranlıların gece-gündüz sığınaklarda, İsraillilerin ise gün boyu sokaklarda olması lazım.

Gelin görün ki fiili durum bunun tam tersini gösteriyor.

İsrailliler sığınaklarda korku içinde yaşıyorlar.

Başkent Tel Aviv başta olmak üzere ülke genelinde art arda çalan sirenler yüzünden İsrailliler sık sık “sığınaklara geçin” çağrılarına muhatap oluyor. Sığınaklara girip çıkma yüzünden İsrailliler için hayat sadece durma noktasına gelmekle kalmayıp adeta çekilmez hale dönüşüyor. Öyle ki İran’ın İsrail saldırılarına yaptığı yoğun misillemeler nedeniyle bazı günler yarım saatte üç kez siren çalabiliyor ve bu tür alarmlar sonrası büyük panik yaşayan İsrailliler, gün boyu başlarını sığınaklardan çıkaramıyorlar.

İranlılar ise sokaklarda kahramanca ölüme meydan okuyorlar.

İran’da 1 Nisan önemli bir tarih. Ülkenin yönetim biçiminin “İslam Cumhuriyeti” olarak kabul edilişinin yıl dönümü. 1979 devriminin ardından İranlılar 1 Nisan tarihini “İslam Cumhuriyeti Günü” olarak kutluyorlar.

Dün savaşın tam orta yerinde ve bombaların gölgesinde İranlılar 1 Nisan’ı birlik-beraberlik içinde korkusuzca meydanlarda kutladılar.

İran’da rejim değişikliği ve dış müdahale senaryolarının birbirini kovaladığı bu tarihi günlerde İran halkı Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Irakçi’nin etrafında kümelenip gövde gösterisi yaparak hem rejime destek verdiler hem de dış müdahalelere karşı birlik-beraberlik mesajında bulundular. Üstelik bütün bunları ölüme meydan okuyarak kahramanca, onurluca ve özgürce yaptılar.

Soykırımcı Siyonist İsraillilere gelince onlar yaşadıkları sürece korkunun kölesi olmaya mahkûmlar.

Büyüyünce bizi öldürebilir hezeyanıyla bebeklerden ürküp onları öldürme cüreti gösteren soykırımcı korkaklardan bahsediyorum. Korku bunların gözünü döndürmekle kalmamış, insanlık damarlarını da çatlatıp patlatmış adeta. Nitekim İsrail Meclisi geçen gün, Filistinli mahkûmlara idam cezası getirilmesini öngören tartışmalı bir yasa tasarısını onaylayarak ne kadar insanlık dışı, hukuksuz ve ahlaksız bir yerde durmaya devam ettiklerini bütün dünyaya tekrardan hatırlatmış oldular.

Temennimiz odur ki dört bir koldan devam eden algı bombardımanlarından sağ çıkmayı başaran insanlık, bu ve benzeri saçmalıklara daha fazla tahammül göstermesin.

Yeryüzünün lanetlileri ile onların değirmenine su taşıyan merkepler tez vakitte başta işledikleri soykırım suçu olmak üzere masum insanlara dair işledikleri insanlık dışı suçlar nedeniyle hak ettikleri cezalara çarptırılsınlar.

Mürsel Gündoğdu /Haber7

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın