Somaliland, İsrail ve Yeni Bir Bölgesel Krizin Başlangıcı

26 Aralık’ta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “Somaliland”ı bağımsız bir ülke olarak tanıdığını açıklaması, uluslararası tanıma sisteminde 30 yıldır süren bir çıkmazı kırarken Orta Doğu ve Afrika Boynuzu’ndaki dengeleri jeopolitik bir şokla karşı karşıya bıraktı. Kızıldeniz’de güvenlik baskılarının arttığı, İsrail’in diplomatik sıkışmışlık yaşadığı ve Filistin krizinin sürdüğü bir dönemde alınan bu karar, kısa sürede bölgesel ve küresel çapta geniş tepkilere yol açtı. Söz konusu adımın ardındaki motivasyonlar, bölgenin güvenlik ve diplomasi düzenine etkileri ile Filistin meselesinin geleceğini nasıl etkileyebileceği tartışma konusu oldu.

Editorya raporuna göre, Kuzey Milletler Ulusal Üniversitesi Bölgesel ve Ülke Çalışmaları Enstitüsü’nde doçent araştırmacı olan Tian Zhongfu ile Zhejiang Uluslararası Çalışmalar Üniversitesi Akdeniz Çalışmaları Enstitüsü Başkanı ve profesörü Ma Xiaolinkaleme aldıkları analitik makalede İsrail’in Somaliland’ı tanıma kararının gerekçelerini ve sonuçlarını ele aldı.

Öne çıkan başlıklar

  1. Uluslararası bir tabunun aşılması
    Somaliland, 1991’den bu yana uluslararası toplumun egemenlik ve toprak bütünlüğü ilkesine bağlılığı nedeniyle Birleşmiş Milletler üyesi hiçbir ülke tarafından tanınmadı. İsrail’in bu bölgeyi tanıması, uluslararası tanıma mekanizmalarının tek taraflı olarak aşılması anlamına geliyor ve taraflar arasındaki askerî, istihbarî ve ekonomik iş birliklerine yarı hukuki bir meşruiyet sağlayabilir. Bu kararın, ABD’nin onayı ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin örtülü desteği olmaksızın mümkün olmayacağı vurgulanıyor.
  2. İsrail’in çok katmanlı stratejik hedefleri
    Somaliland’ın tanınması; Berbera Limanı’nda stratejik bir üs edinerek Ensarullah’ı dengeleme ve Kızıldeniz’i kontrol etme, Arap dünyasında ayrışma yaratma ve İbrahim Anlaşmaları’nı Afrika’ya genişletme, Gazze nüfusunun başka bölgelere taşınmasına zemin hazırlama ve “Büyük İsrail” olarak adlandırılan projenin jeopolitik derinliğini artırma gibi hedefleri içeren kapsamlı bir jeopolitik paketin parçası olarak değerlendiriliyor.
  3. Geniş ve maliyetli sonuçlar
    Bu adım, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki güvenlik dengesini bozabilir, Arap dünyasının bütünlüğünü zayıflatabilir ve küresel deniz taşımacılığı düzenini riske atabilir. Aynı zamanda ayrılıkçılık ve büyük güç müdahaleleri için tehlikeli bir emsal oluşturarak uluslararası hukuk düzenini aşındırabilir. En önemlisi, iki devletli çözüm perspektifine ciddi bir darbe vurabileceği ve bölgede yeni bir insani kriz ile İsrail karşıtı öfke dalgasını tetikleyebileceği belirtiliyor.

Jeopolitik bir sarsıntı: İsrail Somaliland’ı resmen tanıdı

26 Aralık’ta İsrail, “Somaliland”ı bağımsız ve egemen bir devlet olarak tanıdığını resmen açıkladı. Bu kararla İsrail, dünyada böyle bir adım atan ilk ülke olurken, Orta Doğu ve Afrika Boynuzu’ndaki dengeleri “jeopolitik bir bomba” etkisiyle sarstı.

Analize göre bu tek taraflı diplomatik kopuş, ani ya da rastlantısal bir hamle değil; Kızıldeniz’deki güvenlik çıkmazı, diplomatik açılım ihtiyacı ve Filistin-İsrail çatışmasının kronikleştiği bir dönemde yapılan stratejik bir kumar niteliği taşıyor. Kararın arkasında, Kızıldeniz deniz yollarını kontrol etme, Arap dünyasında ayrışma yaratma, Afrika Boynuzu’nda stratejik dayanak noktaları elde etme ve Filistin meselesine yönelik gizli senaryolar gibi hedefler bulunuyor.

Somaliland, Somali’nin kuzeybatısında yer alıyor ve 1991’de merkezi hükümetin çökmesinin ardından bağımsızlığını ilan ederek Hargeysa’yı başkent seçti. Son 30 yılı aşkın sürede göreli bir siyasi istikrar yakalayan bölge, Somali’nin güneyindeki kronik istikrarsızlıkla keskin bir tezat oluşturuyor. Buna rağmen, Afrika Birliği ve Birleşmiş Milletler’in açık tutumu ile uluslararası hukuktaki egemenlik ve toprak bütünlüğü ilkeleri nedeniyle hiçbir BM üyesi ülke tarafından tanınmadı. Etiyopya ve BAE gibi bazı ülkelerle ilişkiler ise liman işletmeciliği ve askerî iş birliğiyle sınırlı kaldı.

Bu çerçevede İsrail’in adımı, uluslararası tanıma kurallarının tek taraflı ihlali olarak değerlendiriliyor ve iki taraf arasındaki askerî, istihbarî ve ekonomik ilişkilerin genişletilmesine zemin hazırlayabileceği ifade ediliyor.

Bölgesel ve küresel yansımalar

Analizde, İsrail’in bu hamlesinin güvenlik, diplomasi, ekonomi ve uluslararası hukuk alanlarında köklü sonuçlar doğuracağı belirtiliyor. Somaliland’ın, İsrail ile İran–Ensarullah ekseni arasında yeni bir çatışma alanına dönüşebileceği; Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki güvenlik risklerinin artacağı; bölge ülkeleri arasında silahlanma yarışının hızlanabileceği ve aşırılık yanlısı grupların bu ortamdan faydalanabileceği uyarısı yapılıyor.

Diplomatik alanda ise İbrahim Anlaşmaları’na imza atan ülkelerle İsrail karşıtı tutum sergileyen devletler arasındaki ayrışmanın derinleşmesi, Arap Birliği içindeki uyumun zayıflaması ve Afrika Birliği’nin toprak bütünlüğü ilkesi ile fiilî durum arasında zor bir dengeyle karşı karşıya kalması bekleniyor.

Ekonomik açıdan, deniz taşımacılığındaki risklerin artması küresel tedarik zincirlerinde maliyetleri yükseltebilirken, İsrail–Somaliland iş birliği bölgesel ölçekte sınırlı ve kırılgan bir “ekonomik ada etkisi” yaratabilir.

Uluslararası hukuk bakımından ise bu tanımanın, dünyanın farklı bölgelerindeki ayrılıkçı hareketleri cesaretlendirebileceği, BM’nin tanıma süreçlerindeki merkezi rolünü zayıflatabileceği ve Filistin’in bağımsızlığına yönelik süreci ağır bir şekilde sekteye uğratabileceği ifade ediliyor.

Sonuç

Analize göre İsrail’in Somaliland’ı tanıması, kısa vadeli stratejik kazanımlar hedefleyen yüksek riskli bir diplomatik kumar olarak öne çıkıyor. Kısa vadede Berbera Limanı’na askerî erişim ve istihbarî üstünlük gibi avantajlar sağlanabileceği, ancak uzun vadede bu politikanın bölgesel gerilimleri artıracağı, İsrail’in uluslararası imajını daha da zedeleyeceği ve uluslararası hukuk düzenini zayıflatacağı belirtiliyor.

Orta Doğu ve Afrika Boynuzu açısından bu gelişmenin, yeni bir istikrarsızlık kaynağı oluşturabileceği, güvenlik rekabetini derinleştireceği ve Filistin meselesine kalıcı bir çözüm bulunmasını daha da zorlaştıracağı değerlendirmesi yapılıyor.

Bu analiz tahririeh sitesinden tercüme edilmiştir

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın