Basketbol sahalarının “altın çocuğu” olarak bilinen ve her fırsatta insan hakları aktivisti gibi poz veren Stephen Curry’nin yatırım ajandası deşifre oldu.
The Grayzone tarafından paylaşılan çarpıcı bilgilere göre; Curry, kurucusu olduğu yatırım fonu aracılığıyla, Filistin’deki zulmün teknolojik altyapısını kuran eski İsrail casuslarına adeta para yağdırıyor.
ADALET MASKESİ DÜŞTÜ: FİNANSÖR CURRY!
Amerika’daki Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) sert dille eleştiren ve mazlumların sesi olduğu imajını çizen Curry’nin, madalyonun diğer yüzünde işgal rejiminin bekası için çalıştığı anlaşıldı.
Ünlü basketbolcu, Penny Jar Capital isimli girişim sermayesi şirketi üzerinden, yöneticileri eski IDF (İsrail Savunma Kuvvetleri) ve istihbarat birimi mensupları olan teknoloji girişimlerine devasa yatırımlar yaptı.
ESKİ İSRAİL CASUSLARIYLA EL ELE!
Curry’nin milyon dolarlarını emanet ettiği şirketlerin sıradan birer teknoloji firması olmadığı belirtiliyor.
Bu girişimlerin ortak özelliği; hem kurucularının hem de üst düzey çalışanlarının eski İsrail casusları olması…
Bu şirketler; Filistin halkını takip eden, gözetleyen ve dijital bir “apartheid” (ayrımcılık) sistemi kuran yapılarla doğrudan bağlantılı.
YATIRIMLARIN ARKASINDA SİYONİST LOBİSİ Mİ VAR?
Skandalın boyutları sadece Curry ile sınırlı değil. Ünlü yıldızın bu yatırımları;
İsrail istihbarat teşkilatına göbekten bağlı girişim sermayesi fonları,
Siyonist lobiyle dirsek temasındaki Amerikan yatırım devleri,
Ve eski Mossad/IDF kadrolarıyla birlikte gerçekleştirdiği vurgulanıyor.
İsrail’in işgal altındaki topraklarda uyguladığı gözetleme, takip ve baskı sistemlerinin büyük bir kısmı, bu tür “teknoloji girişimi” adı altındaki yapılar tarafından geliştiriliyor. Curry’nin on milyonlarca dolarlık bu desteği, spor dünyasındaki “aktivist” kimliğinin yalnızca bir halkla ilişkiler (PR) çalışması olup olmadığı sorusunu akıllara getirdi.
Stephen Curry’nin kurucusu olduğu Penny Jar Capital’in, özellikle siber güvenlik ve veri analitiği alanında faaliyet gösteren ve kökleri İsrail ordusuna dayanan firmalara olan ilgisi, “sporun ve sermayenin siyonistleşmesi” tehlikesini bir kez daha gözler önüne serdi.
