RAST HABER- Sondakika İslami haber RASTMEDYA RAST YAYINLARI

Suiskastin Sorumlusu ve Hedefi?

Suiskastin Sorumlusu ve Hedefi?
22.12.2016 © RAST HABER

Allah’ın adıyla

Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov 19 Aralık 2016 günü saat 19.05 sularında Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde fotoğraf sergisinde Rus Büyükelçisi Karlov’un konuşması esnasında silahlı saldırıya uğradı ve yaşamını yitirdi.

Bu suikastı incelerken yazının da başlığına çektiğim iki soruyu irdelemek gerektiğine inanıyorum..
Suikastin sorumlusunun kimler? olduğu sorusundan başlayalım..

Rusya Büyükelçisinin katledilmesinin failinin 1994, Aydın Söke doğumlu, Ankara Çevik Şube Müdürlüğü’nde görev yapan ve 2,5 yıldır bu görevde bulunan Mevlüt Mert Altıntaş olduğu bilgisine kısa zamanda ulaşıldı.

Suikastin failinin bilinmesi, cinayetin aydınlatılması noktasında önemli bir unsurdur. Fakat suikastin bütün sorumluluğunu sadece failinin üzerinden okumanın, faile yıkmanın akıl ve mantıkla başdaşır yanı yoktur.

Bu işlenen suikasti kişiselleştirmek anlamına gelir ki son derece tutarsız ve anlamsız bir yaklaşımdır.
Cinayetin işleyen Mert Altıntaş’ın, cinayeti işledikten sonra söylemiş olduğu sözlere dikkat kesilmek lazım:

“Allah’u ekber. Halep’i unutmayın, Suriye’yi unutmayın. Beldelerimiz güvende olmadıkça sizler güvenliği tadamayacaksınız. Beni buradan ancak ölüm alır. Bu zulümde payı olan kim varsa hepsi tek tek hesabını verecek, verecek”

Söylenen sözlere bakınca suikastin arka planında, kamuoyunda yoğun bir şekilde spikülatif, yalan ve iftira haberlere maruz kalan Suriye/Halep’in olduğunu görüyoruz. En azından suikastin failinin gerekçesi bu.

Halep’in tekfirci teröristlerden temizlenmesi, işgal altında olan Halep’in kurtarılması için Suriye ordu birliklerinin gerçekleştirmiş olduğu operasyon Türkiye’de inanılmaz bir kara propagandaya maruz kaldı. Sivillerim katledildiği, tahliye edilen sivillerin vurulduğu gibi yalan ve iftiralar medya aracılığı ile yoğun bir şekilde pompalandı.

Bu kara propagandaların sonucunda Rusya ve İran’a karşı kamuoyunda kin ve nefret tohumları ekilmeye çalışıldı. Bunca yoğun bir kara propagandadan toplumun etkilenmemesi elbette mümkün değil. Gerçekleşen bu suikast ile yapılan kara propagandanın etkisinde bir emniyet mensubunun da etkileneceğini gördük.
Sonrasında Çevik kuvvet polisi M.Mert Altıntaş’ın FETÖ bağlantıları, iddiaları ortaya atıldı. FETÖ ile ne kadar irtibatlıdır, dolaylı veya direk bir bağlantı var mıdır? soruları, soruşturmanın ileriki zamanlarında netleşebilir. Fakat benim dikkat çekmek istediğim, Cumhurbaşkanı da dahil olmak üzere tüm hükümetin, suikasti bir FETÖ operasyonu olarak sunmaya çalışmalarıdır.

Suriye-Halep ile ilgili bunca yalan ve iftira haberlerin hükümet destekli medyada yer bulması, akıl ve mantıkla bağdaşmayan bir Rusya ve İran düşmanlığının kamuoyunda yaratılması bu tip olayların olmasının ve olacağının en önemli etkenidir.

Olayı arkasında FETÖ’nün olması ihtimali bir yana koyalım. Fakat bunca yalan ve kara propagandadan etkilenen bir meczupun çıkıp İran’lı bir diplomatı da hedef almayacağının kim garantisini verebilir? Hükümetinin Suriye politikasının yanlışlığı bir yana, Halep üzerinden kamuoyunda oluşturulmak istenen Rusya ve İran düşmanlığı, yalan ve iftira kampanyaları kabul edilir cinsten değildir ve bana göre bu suikastin sebebini sorumluluğunu da yüklenmeyi gerektirecek bir durumdur..

Suikastin Hedefi Nedir?

Suikaste bakıldığı zaman ilk göze çarpan ve ilk çıkarılacak sonuç Türkiye ve Rusya ilşkilerinin hedef alınmış olduğu açıktır.

Bir süredir Suriye üzerinden devam eden rusya gerginliği Rus uçağının düşürülmesi ile zirveye çıkmıştı.
Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un suikastle öldürülmesinin ardından çok farklı bir boyut kazandığını söylemek lazım. Cumhurbaşkanının ve Hükümetin ve tüm siyasi parti temsilcilerinin suikaste tepkileri son derece sert ve telin ediciydi.

Fakat suikastin dış bağlantılarına dair henüz söylenmiş tek söz yok.
ABD’nin Ortadoğu’da bölgesel bir kaos çıkartması ve bu kaosun neticesinde istediği şekilde, İsrail’in güvenliğini garantiye alacak şekilde bölgeye sosyo-politik bir dizayn vermeye çalıştığını ortadadır.
Daiş’i ABD’nin kurdurduğu, tekfirci tüm terör gruplarının arkasında ABD’nin olduğu ortadadır. Suriye’yi kan gölüne çeviren, Suriye’yi 3’e bölmek ve istediği şekilde dizayn etmek ABD’nin 40 yılı aşkın ajandasında vardır.

Bunun Rusya’yı ilgilendiren tarafın agelirsek, BOP Projesi çerçevesinde, İsrail’in güvenliğini garantiye alan bir Ortadoğu’yu varetmek isteyen ABD’nin tek kutuplu bir dünyayı hedeflerken, Rusya’nın bölgedeki etkinliğinin, müdahilliğini de kırmak istediğini söyleyebiliriz .
Buradan hareketle Suriye sahası, BOP’un önemli bir ayağını oluşturmaktan öte bir şey değil. Suriye’de olası bir rejim değişikliği, Hizbulah’ın tasfiyesi ve İran’ın bölge ülkeleri ile savaştırılıp, yok edilmesi planlanıyordu. Türkiye ise bu planda önemli bir aktör olarak kullanılmak istendi ve bu süreç devam ediyor.

Bu süreçte, istenmeyen durumlar neticesinde Türkiye’nin ABD paktından kopmaması ve Rusya ile yakınlaşmaması dikkat edilmesi gereken bir noktaydı. Bu nokta nazara alınarak Türkiye ve Rusya’nın daima gergin ve çatışma istifinde kalması bir ABD ajandası olmuştur hep.
Türkiye’nin komşuları İran ve Rusya ile istikrarsız ve çatışma içinde olması ABD için son derece önemli bir kazanımdır. Bu suikastın arkasında ABD’nin olması akla gelen en olası ihtimallerin başındadır.

Kısaca bu suikast kimin işine geliyor, kimin hesabına yarıyorsa, suikastin hedefini anlamamız için de bize önemli bir parametre veriyor demektir.

Özellikle ertesi gün Moskova’da Rusya , Türkiye ve İran’ın Halep’teki son durumu görüşmek ve Suriye’de ki süreci masaya yatırmak istemelerinin arefesinde olması bu ihtimali daha da çok kuvvetlendirmektedir.
Fakat bugüne kadar dış politikada, Ortadoğu’da yaşananlara karşı geliştirilen son derece başarısız ve basiretsiz politikalar, ABD paktı ile hareket ederek komşuları ile ateş çemberinin etrafına gelen Türkiye’nin, bu yaşananlardan ne kadar doğru sonucu ve dersi çıkaracağı da soru işaretleri ile doludur.
Temennimiz artık hükümetin, dostunu ve düşmanını iyi tanıyıp gerçekleşen suikast ile birlikte, bölgesel fitne ve entrika uzmanı ulan ABD için böylesi bir suikastin sıradan bir eylem biçimi olduğunu farketmeleri, görmeleridir.

Bu suikastin gerçekleşmesinde hükümetin agresif ve kontrolsüz dış politikasının, yanlış tarafta olmasının, hükümet destekli medya ve basının yalan, yanlış, iftiraya varan tutumlarının etkisi olduğunu söylemeliyiz. Hedefin ise Türkiye ve Rusya çatışması ile birlikte İran’ı da içine alan bölgesel bir kaos planı taşıdığını görmemmiz gerekmektedir.

sadikcelik@gmail.com

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER