RAST HABER- Sondakika İslami haber RASTMEDYA RAST YAYINLARI

Suriye’de Tam Olarak Ne Oluyor?

Türkiye’nin silahlı muhalifleri yüzüstü bırakması ve Suudilerin Suriye’de olanlara ilgisizliği silahlı muhaliflerin inatçı gruplarını derin tartışmalara itti

Suriye’de Tam Olarak Ne Oluyor?
05.02.2017 © RAST HABER

Suriye’deki gelişmeleri takip etmek kolay değil. Alandaki silahlı grupların çoğu sözde dinin bayrağını dalgalandırıyor ve başlarında Suudi Arabistan’dan etkilenen din adamları var. Her ne kadar savaşçılarının dinsel ideolojiyi güçlendirmek için bir sadakat yeminleri yoksa da silahları bu amaca hizmet ediyor. Tüm bunların göbeğinde, 1988’de Afganistan’da kurulan ve şu anda; Suriye, Yemen ve Güney Afrika’daki orduları ve dünyanın diğer noktalarındaki gizli hücreleriyle küresel bir fenomen haline gelen El Kaide var. Bir zamanlar gizemli bir terör ağı olan El Kaide, Yemen ve Suriye’de, şehir ve kasabaları elinde tutuyor. IŞİD’in yükselişiyle birlikte ise Suriye ve Irak’ta El Kaide bile radikalliğin ılımlı yüzü olma iddiasında bulundu. Bu, sadece Körfez Arapları arasında değil aynı zamanda ABD gizli servisinin koridorlarında da yankılanan şaşırtıcı bir düşünceydi.

Geçen birkaç yılda El Kaide’nin Suriye’deki vekilleri akıllı bir hamle yaparak, isimlerini güne uygun şekilde değiştirdi. El Nusra Cephesi’nden Fetih El Şam’a oradan da en yeni örneği Tahrir El Şam’a… Her yeni grup doğrudan El Kaide ile ilişkisi olmadığını duyurdu. Buna aldanan az. Bayrakları aynı, ideolojik algı ortada ve liderliklerinin küresel ağ ile benzer türde bağlantıları var. Kısaltması Hetish olan yeni grup, Astana’da gerçekleşen barış görüşmelerinden uzak durmaya karar veren çeşitli grupların bileşiminden oluşuyor. Bunların arasında sıkı radikaller olduğu gibi Nureddin Zengi Hareketi gibi ABD’nin ılımlı olarak gördüğü ve eğit donat programına aldığı gruplar da var.

Hetish adlı bu gruplaşma başka bir El Kaide vücut bulması değil. Bu aynı zamanda silahlı muhaliflerin kademeleri arasında büyük bir karmaşa yaratma vazifesi taşıyor. Savaşçılar, hükümetin güçlenmesinden, Türkiye’yi sorumlu tutuyor. Suriye’de bulunan, Şeyh Ebu Ahmed el Kuveyti gibi, Suudi ve Kuveytli din adamları silahlı güçlerin bir aradalığı için uzun uğraşlar verdi. Fakat başaramadılar, her silahlı güç, Türkiye’nin desteklediği Ahrar’uş Şam, Suudilerin desteklediği Ceyş el İslam ve El Kaide kendisinin yalnız başına başarılı olabileceğine inandı. Şimdi Türkiye silahlı muhalifleri terk ediyor. Suudi Arabistan da kendi Yemen bataklığına saplanmış durumda. Bu gruplar efendilerince yüz üstü bırakıldı ve mağlubiyet ile hayal kırıklığına uğradılar. Onları bir araya getiren bu.

Ruslar, İranlılar ve Suriye hükümeti, Ocak sonunda Astana’da bir toplantı çağrısı yaptı. Türkiye için bu, Suriye’de yapılacak olası ateşkes için kendisini baş muhatap olarak kabul ettireceği bir toplantıydı. Suudilerin baş vekili Ceyş el İslam silahlı muhalifleri temsilen oradaydı ve bu Suudilerin havlu attığının açık göstergesiydi. Turkiye’nin vekili Ahrar’uş Şam toplantıya katılmadı ama iyi dileklerini iletti. ABD davet edilmedi, açıkça kenarda kaldı. Sadece bu toplantıdan Suriye için barış çıkmasını ummak fazla olur. Fakat bu gelişmek için zamana ihtiyacı olan bir süreç.

Türkiye’nin silahlı muhalifleri yüzüstü bırakması ve Suudilerin Suriye’de olanlara ilgisizliği silahlı muhaliflerin inatçı gruplarını derin tartışmalara itti.

Ahrar’uş Şam, Kuzey Suriye’de altığı yenilgi sonrası bölündü. Eski lideri Abu Cafer “yeni el Kaide” yapısındaki Tahrir el Şam ya da Hetish’in liderliğini aldı. Bunlar sıkı radikal gruplar ama yalnız değiller. Daha önce El Kaide’yle ilişkili olan Fatih el Şam Cephesi yerinde kaldı fakat şimdi IŞİD’ci yapıya sahip Cund el Aksa’nın savaşçılarını içine alması sonrasında IŞİD’in kollarına sığınmak ile suçlanıyor. Bu sırada grubun içindeki Ürdünlü savaşçılar, El Kaide’nin kurucusu Zerkavi’nin de akıl hocası olan din adamı Ebu Muhammed Makdisi’nin cesaretlendirmeleriyle, grubu terk ettiler. Suriye Talibanı’nı kurabilirler. Bu bir karmaşa. Suriyeli silahlı muhaliflerin bu korkunç ideolojik kâbusu kavradığını gösteren hiçbir şey yok. Bu kâbusta; Taliban ve El Kaide, IŞİD ile karşılaştırıldıklarında “ılımlı” görünüyorlar.

Deyrizor
Deyrizor, Suriye Çölü’nün öte tarafında Irak sınırına yakın bir şehir, uzun zamandır Suriye’nin doğu uç karakolu. Hükümet, bu şehri dört yıl önce kaybetti. Şam’ın ve Batı Suriye şehirlerinin korunması için yapılan geri çekilme, şehirdeki ve etrafındaki silahlı grupların güçlerinin pekiştirmesine sebep oldu. Yine de, 2013’ün sonunda doğu Suriye’deki silahlı radikaller, güçlerini başlangıçta Deyrizor’dan başka bir yerde konumlandıran IŞİD’le ilişkilerini kaybettiler. Bu açıktan yararlanan Suriye hükümeti şehri geri aldı.

IŞİD kenti iki yıl önce kuşattı. BM’ye göre şehrin nüfusu 200 bindi. Şimdi bu sayı yarının da altına düşmüş durumda. Deyrizor’da yaşayanlar için uluslararası bir kampanya düzenlenmedi. Bu şehirde, kuşatmanın sürdüğü iki yıl boyunca neler olduğunu aslında kimse bilmiyor. Suriye hükümeti ve BM’nin Dünya Gıda Programı (GDP) şehre havadan yiyecek attı. BM’ye göre, durum kasvetli: İçme suyu sadece haftada birkaç saat verilebiliyor, elektrik iki yıldır kesik, yiyecek bulunsa da olağanüstü pahalı. Açlıktan ölümler olduğu bildiriliyor.

IŞİD birkaç hafta önce hükümet hatlarını yararak şehri ikiye böldü. Bunu yapabilmelerinin en önemli nedeni geçen yılın sonlarında Deyrizor havaalanına düzenlenen ABD bombardımanının 100’ün üzerinde Suriye askerini öldürüp diğer 100’ünü de yaralaması oldu. ABD’nin, Koalisyon’un düzenlediği 37 hava saldırısının hata olduğuna dair açıklamasına inanmak zor. Bu bombardıman kuşatmayı kırarak IŞİD’in Deyrizor’a girmesine neden oldu. GDP ve Suriye hükümetinin havadan gıda yardımları 29 Ocak’ta tekrar başlatıldı. Deyrizor’da şu an su yok, insanlar sefalet içinde.

ABD Başkanı Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin telefon görüşmesinde “uluslararası terörizm”e karşı savaşmak konusunda anlaştılar. Bunun pratikteki anlamını göreceğiz. Şu an Suriye’de rejim değişikliği konu dışı, sadece Washington için değil aynı zamanda Ankara ve Riyad için de. Olanlar çok daha karmaşık. Yenilgi silahlı muhaliflerce kolay kabul edilmeyecek. Savaşçılar, savaşın bittiğini anlamadan önce, daha çok kan dökülecek.

birgün

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER