RAST HABER- Sondakika İslami haber RASTMEDYA RAST YAYINLARI

“Ticaret Yapmayın Siyasete Karışmayın”

Diyanet’in, diğer cemaatlere “ticaret yapmayın, siyasete karışmayın” mesajı verdiği öğrenildi

“Ticaret Yapmayın Siyasete Karışmayın”
09.01.2017 © RAST HABER

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, 15 Temmuz’un ardından gündemine aldığı, tarihinde ilk kez düzenleyeceği “cemaatler buluşması” öncesinde 30 cemaatle yaptığı ön görüşmenin ayrıntıları ortaya çıktı. Görüşmede, Gülen Cemaati’nin örgüt yapısı, ticari ilişkileri ve devletteki yapılanması ile ilgili örnekler üzerinden konuşan Diyanet yetkililerinin, diğer cemaatlere “ticaret yapmayın, siyasete karışmayın” mesajı verdiği öğrenildi.

Milliyet’ten Ayşegül Kahvecioğlu’nun haberine göre, Diyanet İşleri Başkanlığı, FETÖ’nün “cemaatler hakkında yarattığı olumsuz algının” düzeltilmesi ve bundan sonra FETÖ benzeri yapıların oluşmaması için cemaatlerle fikir alışverişinde bulunmak amacıyla İstanbul’da tarihinde ilk kez bir “cemaatler buluşması” düzenleyecek. Bu ay sonunda gerçekleşecek buluşma öncesinde, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Ekrem Keleş, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Hasan Kamil Yılmaz, İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) Başkanı Raşit Küçük ve uzmanlardan oluşan bir ekip, buluşmaya davet edilen 30 cemaatle bir ön görüşme gerçekleştirdi.

OSMANLI ÖRNEĞİ

Görüşmede, Osmanlı Devleti’nin tarikatlara yönelik denetim politikasını içeren “Meclisi Meşayih Nizamnamesi”nin örnek olarak gösterildiği ancak mevcut durumda Diyanet bünyesinde böyle bir yapı yerine cemaatlerin kendi iç denetimlerini kurması gerektiği belirtildi. Görüşmede, cemaatlere “denetlenebilirlik ve şeffaflık” vurgusu yapılırken, tekke ve zaviyeleri kapatan devrim kanununun kaldırılmasına yönelik herhangi bir önerinin konuşulmadığı, zaten Diyanet’in böyle bir gündeminin olmadığı belirtildi. Din İşleri Yüksek Kurulu’nun görüşmeye ilişkin bir rapor hazırlayacağı, daha sonra Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in de aynı cemaatlerle bir görüşme gerçekleştireceği öğrenildi. Buluşma sonunda Diyanet ve cemaatlerin görüşlerinin bir raporda toplanarak, Başbakan Binali Yıldırım ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a sunulması bekleniyor.

Oda tv

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
 BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

( 2 Yorum )

  • bahadir yuksel ;

    Sayın Başkan huseyini aşıklar asla ticarete ve siyasete karışmadı bugün ülkemde ehlibeyt düşmanlığı yapan tarikat cemaat firkalar hep ticaret hem siyaset yapıyor iktidarın gücünü kullanıp Müslümanları tekvirliyen medyaci cemaatler tarikatlar aleni ve açık ortada keşke isim vererek konuşsan.sizi dahada taktir ederdim yine size teşekkür ederim

    09.01.2017 3:33 pm
  • MALCOLM-XX ;

    SAYGIDEĞER OKUR KARDEŞLERİMİZE SN. DİYANET İŞLERİ BAŞKANININ, “Ticaret Yapmayın Siyasete Karışmayın”
    Diyanet’in, diğer cemaatlere “ticaret yapmayın, siyasete karışmayın” mesajı verdiği öğrenildi ” ŞEKLİNDEKİ BU AKTÜALİTESİNİ DEĞERLENDİRMEKTEN ZİYADE DAHA GENEL ANLAMDA GERÇEK VE SAMİMİ TEVHİTÇİ DİNDARLAR (MEZHEPÇİLER DEĞİL) VE TİCARET KONULARINA KISACA DEĞİNMEKTE YARAR GÖRMEKTEYİM :
    BU BAĞLAM DA ANADOLU’DA TİCARET KONUSUNA UFAK BİR GÖNDERMEDE BULUNALIM DİLERSENİZ :

    Ticaret, ana hatlarıyla Allah’ın, İlahi yasaların, ulusal ve uluslararası anayasa ve yasaların, kısıtlanmaksızın yeryüzü insanlarına vermiş olduğu bir insan hakkıdır ! Ticari etkinlikler de, yalnızca laiklere ya da yalnızca dindarlara özgü bir kavram olarak görmek ya da sınır koymak yasal olmadığı gibi etik de değildir şüphesiz . Ticarette istenen ve aranacak olan en temel beklenti ise, genel ahlakla, dürüstlükle ve yasal yollardan yapılması ve de insanlığa hizmet ana düsturuyla yapılmış olmasıdır elbetteki . Bu kurallara uyan herkes, her birey ya da grup ticaretle iştigal edebilir tereddütsüz. Allah’ın ve dinin, dürüst ve ahlaklı bir ticareti önermesinde bir beis, ayıp ya da sıkıntı yoktur ; temel sıkıntı, ticaretin, Allah’ı ve onun dinini kullanmasındadır esasen. Yanmaz kefenlerin ahlaksızca pazarlanması benzeri konularında olduğu gibi…

    AŞAĞIDA SUNACAĞIMIZ TEMEL SİYASETİ DÜRÜSTLÜK VE ERDEM OLAN (DİNDARLARIN) TİCARETE KİM NE DİYEBİLİR Kİ ?!

    Anadolu Aleviliğinin, Selçuklu ve Osmanlı dönemindeki ekonomik örgüt yapılanmasına: Selçuklu dönemi Anadolu’sunda 8. ve 9. yüzyıllarda ve Osmanlı İmparatorluğu’ndan, tanzimat dönemine kadarki yıllarda, bütün esnaf loncaları (örgütleri), Fütüvvet ehli’ (esnaf kardeşlik örgütü mensupları) dirler. Arapça, sertlik (disiplin ve ciddiyet) anlamına gelen fütüvvet, Melamilik (Batıni-İslam ve Ehl-i Beyt taraftarlığı) inancının, esnaf örgütlenmesi üzerindeki gerçekleşmiş halini ifade etmektedir. Fütüvvet (kardeşlik) örgütleri, toplumcu yapıda bir çeşit loncalardır ki, Anadolu Alevi Türkmenliği içerisinde ‘’Ahilik’’ adı altında yayılmıştır.
    O dönemlerin Anadolu’sundaki yerleşik kent yaşamına mensup Alevi Türkmenler’in tarikat inancı haline gelmiş olan Bektaşilik de, 13. yüzyılda kurulan bu büyük Türk tarikatı, Hacı Bektaşi Veli’nin kurduğu ve halifesi Balım Sultan’ın düzenlediği en ünlü ve etkili Türk tarikatıdır. Türklerin batıni-Melamet anlayışının ürünüdür. Düşünce kaynakları, Yesevilik, Babailik, ve Şia-i isna aşariya’ya dayanmakta olup; eşitlik, kardeşlik ve mallarda ortaklaşacılık güden toplumcu yanı da, batıni karakterini ortaya koymaktadır. Bektaşilik içerisinde, Ahilik’in izleri açık bir biçimde görülmekte olup, Bektaşiliğin, bu Batıni İslam’ın fütüvvet (kardeşlik) düşüncesinden vücut bularak türemiş olduğu belirtilmektedir.
    Bektaşilik ve Melamilik, bu anlamda İslam’ın batıni itikatları olup; Aleviliğin, Anadolu Türkmen yaşamındaki kent ve esnaf örgütlenmesi biçiminde ortaya çıkmış olan farklı isimlerdeki türdeş inançlarıdır. Yani Arapça karşılığı ‘’kardeş’’ olan Ahi’lik, bir anlamda Anadolu Alevi kent örgütlenmesi olan Bektaşiliğin, aynı anne-babadan gelen kardeş kuruluşlar misali, Ahi Evran önderliğindeki ana uygulamalarının, esnaf örgütlenmesi üzerindeki yansımalarından farklı bir şey değildir. Bu örgütlenme anlayışında, her esnaf örgütünün (loncasının), ayrı bir piri vardır. Bu örgütün bağlıları (talipleri), ortak sofralarda yemek yerler; birbirlerini, kardeş (Ahi-müsahip) olarak çağırırlar; ve kazançlarını birleştirip, ortak bir keseden para harcarlardı. Yine bir Ahi’nin saldırıya uğraması durumu, bütün örgütü ayağa kaldırır. Bunun yanında örgüt, benzeri toplumcu özellikleri gereği, aynı zamanda toplum içerisinde zorbalığa uğrayan tüm güçsüzleri de, koruma ve kollama yönünde hareket etmekteydi. İşyeri açma konusunda da esnaf örgütleri, bu izni vermekte olup, yine meslek suçlarından ötürü de her esnafı, yine kendi loncası (sektör pirleri öncülüğündeki demokratik kurul) yargılayıp cezalandırmaktaydı. Bu güçlü örgüt, gerçekten adalet ve dürüstlük ilkeleri çerçevesinde başarıyla faaliyet yürütmüş olmasına rağmen, teknolojik yenilikleri üretim alanına katacak bir ekonomik yapılanmayı, yeniliklere kapalı gerici Osmanlı yönetim zihniyet engeli nedeniyle (örn. matbaa vs. olayı gibi), bu loncalar, kapitalist üretimdeki düşük maliyetli, kalite ve rekabet gücü yüksek Avrupa’nın fabrika malları karşısında tutunamadığından, maalesef çökmek ve yok olmak durumunda kalmışlardır…

    09.01.2017 7:07 pm
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER