Trump’ın Danışmanı: 41 Yıllık Araştırmanın Ardından İran'ın ABD'ye Karşı Kazandığını Anladım

GİRİŞ: 18.05.2022 08:00      GÜNCELLEME: 18.05.2022 08:00
Rasthaber -  2016’da yılındaki seçim kampanyasında ABD eski Başkanı Donald Trump'ın dış politika danışmanlarından biri olarak görev yapan Lübnan doğumlu Amerikalı bir analist olan Velid Fares (Walid Phares) Newsmax’ta yer alan 16 Mayıs tarihli makalesinde, İran İslam Cumhuriyeti hükümetini ilk günden bugüne kadar yıllarca inceledikten sonra, 41 yılın ardından Tahran'ın ABD'ye karşı kazandığı sonucuna vardığını yazdı.

Velid Fares şu ifadelerde bulundu: ‘İlk günden bugüne kadar İran rejimini, 1979'daki Humeyni devrimini, İran'ın Esad ile ittifakını, 1980'lerdeki rehine krizini, İran'ın İsrail ile vekâlet savaşını, İran’ın nükleer projesinin genişlemesini ve son on yılda militanlar tarafından dört Arap ülkesinin kontrolünü inceledikten sonra şu anda benim vardığım sonuç, Tahran yöneticilerinin en azından şimdiye kadar kazanmış olduğudur.

İran İslam Cumhuriyeti’nin yolculuğunu basit bir dille şöyle özetleyebiliriz: ‘Tahran, Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve birçok Batılı ülke ile sürekli bir çatışma hattını sürdürdükten sonra Soğuk Savaş’tan, 1990'ların tek kutuplu sisteminden, 11 Eylül, Arap Baharı ve ABD'nin Irak ve Afganistan'dan çekilmesi sonrasındaki dönemden sağ salim çıkabildi.

İran, içeride askeri ve istihbarat yeteneklerini güçlendirdi, bölgedeki bölgesel gelişimini milisler aracılığıyla genişletti ve nükleer anlaşmanın cazibesi sayesinde Batı'da önemli bir etki kazandı.’

Velid Fares, makalesinin devamında, “İran neden kazandı ve bu süreç nasıl durdurulabilir? ve İran İslam Cumhuriyeti'nin zaferinin sebebi nedir?” sorularını gündeme getirerek şu asılsız iddialarda bulundu: ‘İran İslam Cumhuriyeti'nin ABD'ye karşı zafer kazanmasının nedeni, suikast, milisler, ABD’nin politikaları, İran’ın nüfuzu ve batılı ülkelerin Nükleer Anlaşmaya desteğidir.’

ABD’li bu analist, sunduğu ilk sebebinin açıklamasında hiçbir belgeye değinmeden şu iddialarda bulundu: ‘İran İslam Cumhuriyeti, Lübnan'daki ABD Deniz Piyadelerinden Irak'taki ABD birliklerine kadar yüzlerce Amerikalıyı öldürdü. İran Devrim Muhafızlarının ismi, ABD’nin terör listesinden çıkarılmamalıdır.

İran’ın tüm güvenlik teşkilatları terör listesinde tutulmalıdır. İran ile müzakerelerin bir parçası olarak Devrim Muhafızları'nı terör örgütleri listesinden çıkarmak stratejik bir hata olur. Bunu yapmak mollalara  zafer kazandıracaktır.’

Velid Fares, ikinci nedene ilişkin olarak, yine asılsız söylemlere dayanarak ve Washington'un müdahaleci politikaları sonucunda Batı Asya bölgesinde Amerikan karşıtlığının yayılması gibi etkenlere değinmeden şu iddialarda bulundu:  ‘İran Devrim Muhafızları'na bağlı Kudüs Gücü, Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'in kontrolünü ele geçirmek için güçlü militan gruplar oluşturmaya başladı.’

ABD’li bu analist, üçüncü nedenin açıklamasında, ABD'nin İran'a yönelik politikası konusuna değindi ve Washington'un 11 Eylül'den bu yana Tahran'a yönelik politikasını birkaç kez değiştirdiğini ve Tahran'ın bu politika dalgalanmalarından tam olarak yararlandığını yazdı ve şu ifadelerde bulundu: ‘George Bush yönetimi İran'dan şer eksenlerinden biri olarak bahsederken, Barack Obama yönetimi farklı bir yol izleyerek İran İslam Cumhuriyeti ile etkileşime girdi. Donald Trump yönetimi 2016'da bu politikayı bir kez daha değiştirdi ve ABD'yi Nükleer Anlaşmadan çıkardı, ancak dört yıl sonra Biden yönetimi rotasını tekrar İran'a çevirdi.’

Velid Fares, İran’ın nüfuzunun nedeni hakkında ise şunları yazdı: ‘İran'ı 2009’dan bu yana güçlendirmenin (ki bu 2015 yılında zirveye ulaşmıştır) belki de en ciddi sonuçlarından biri, İran'ın sadece bölgede değil, Avrupa ve ABD'de de nüfuz sahibi olabilmesiydi.

Nükleer Anlaşmanın mali cazibesi, İran'ın sadece Arap dünyasına değil, Batı ülkelerine de sızmasını sağlamıştır.’

Trump’ın eski danışmanı Velid Fares, makalesinin son bölümünde Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’nın İran halkını terk ettiğini iddia ederek şunları yazdı: ‘Batı politikası, gençlere, kadınlara ve etnik azınlıklara yatırım yapmak yerine, hayalperest bir şekilde İran hükümetinin davranışına odaklandı. Ne yazık ki, tam tersi oluyor. İslam Cumhuriyeti, Nükleer Anlaşmayı kendisini güçlendirmek ve ABD çıkarlarını baltalamak için kullanıyor.

İran şimdiye kadar kazandı ve ABD, İran yöneticilerini destekleyen politikalara başka bir alternatif bulmadığı sürece kazanmaya devam edecek.’

YORUMLAR

Murat Ethem 1 ay önce
İran İslam Cumhuriyeti 1979'dan beri zafer üstüne zafer kazanmıştır. ABD ve müteffikleri de israil terör devletinin Güney Lübnan'dan zelil bir şekilde kaçmasıyla hezimete uğramış ve İran İslam Cumhuriyeti'nin bir ülke olarak tarihte ilk defa ABD'nin askeri üssünü balistik füzelerle moloz yığınına çevirmesiyle zaferini altın taçla taçlandırmıştır.

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM