Liderlik Hastalığının Sebepleri ve Tedavisi

GİRİŞ: 10.10.2021 07:39      GÜNCELLEME: 10.10.2021 07:39
Rasthaber -  Bismillahirrahmanirrahim

Anlaşılan şu ki henüz lider ve önder kavramı anlaşılamamış, topluma empoze edilen yanlış lider anlayışı toplumda bağnaz insanlar türetmiş ve gözlerdeki cehalet perdesinin kaldırılmasını engellemiştir.

İktidar hırsı ve lider olma ihtirası nefsani ve ruhsal bir hastalıktır. 

Nasıl bir hastalık? İnsanı helak eden bir hastalık, zahiri yılan derisi gibi yumuşak batını zehir dolu öldürücü bir hastalıktır.

Nasıl oluşur? İnsan Allah rızası için yaptığını düşündüğü iyi ameller neticesinde “ucb’a” yakalanır, yani kendini beğenmeye başlar, zamanla bu beğeni “kibre” dönüşür yani kendisini büyük görmeye, böbürlenmeye başlar ve daha sonra da “tekebbür” sıfatını yakalanır “mütekebbirler” sınıfına geçer. Ve bu hastalık nihayet  insanın “müstekbir”leşmesine yol açar. Bu aşamaya gelmiş insan artık kendini “mustağni/ ihtiyaçsız”, başkalarını ise kendisine muhtaç”  gibi düşünmeye, görmeye başlar, bu düşünce insanı Firavunlaştırır.   

Nasıl insanı çepeçevre sarar? Liderlik sendromu, etrafındakilerce lider olarak kabul görülmeyi bekleme hastalığı amellerdeki gizli şirkin neticesinde kalbi sarar; kanserin yavaş yavaş, fark ettirmeden bütün vücuda yayıldığı gibi liderlik sendromu da kalbi kontrolüne alır, insanın ruhunu istila ederek insanı idare etmeye başlar.

Hz.Musa (as) sonrası dönemde dini tekellerine alan din adamları/hahamlar sadece kendilerini söz sahibi, te yetkili görüyor, Allah’a yalnızca kendileri aracılığıyla ulaşılabileceğine insanları inandırmaya çalışıyorlardı.

İsrailoğullarının canına Firvunlar yerine din adamları sülük gibi yapışmış onları maddi manevi olarak sömürüyorlardı. Kurtarıcıyı/Mesihi bekleyen İsrailoğulları, beklemeyi/intizarı da hahamların istediği şekilde yapmaları gerektiğine inandırılmıştı. Mesihi/kurtarıcıyı unutmuş hahamları kurtarıcı olarak kabullenmek zorunda bırakılmışlardı. Bu sömürü düzenine karşı gelenler ise Hz.Musa’nın (as) getirdiği şeriatın ve beklenen Mesihin düşmanı olarak tanıtılıyordu.

Diğer taraftan ise Mesihin lider ve hakim olmasını istemeyen Roma İmparatorluğu gibi tağuti rejimler, hahamların bu yaptıklarına göz yumuyor ve sömürdüğü halktan elde ettiklerinden hahamların payına düşen mal/makam/itibarı vermeyi de ihmal etmiyor  ve bunu onlara kendisinden bir lütuf olarak  sunuyordu.
Sanki günümüzde de o zamanı yaşıyoruz gibi; Hz.Mehdi’yi (af) bekleyen, tağutların zulmünden emperyalistlerin sömürüsünden, sahte kurtarıcıların tahakkümünden, liyakatsiz liderlerin ihtirasından, hidayet önderlerine benzemeyen varislerden kurtulmak isteyen Müslümanlar, muvahhidler engelleniyor. Bazıları sanki ellerindeki pazar kaybolacakmış korkusuyla etrafındaki insanlara Allah’ın değil de kendilerinin kullarıymış gibi bakmakta ve sahip oldukları konumu kaybetme telaşına kapılmış durumdalar.

Toplumun itimad edeceği liderin yokluğu
Söylem ve eylemiyle topluma örnek olacak liderlerin azlığı geleceğe yönelik ümitleri de kırıyor. Amelden ziyade söylem ve sloganla lider olma döneminin miadını doldurduğunun farkına varılması gerekir. Paranın, medyanın gücüyle popüler olmak, şakşakcıların çokluğu liderin eksikliğini, zaafını gidermiyor artık.

Temsil edilen toplumun her açıdan kalkınması, ilerlemesi için üretken olamamak tespit edilen en büyük zaaftır, gündem belirleyememek, toplumu yönlendirememek en büyük eksikliktir.

Gündem belirleyenlerin peşinden koşmak, başkalarının belirlediği gündemi tekrarlayarak veya analiz ederek laf üretmek hüner değildir. Bu tür liderlikler taklitçilikten öteye gidemez.
Hataları, yanlışlıkları kabullenmek kemale doğru bir adım olduğu gibi hataları tevil etmek ve bir maslahata bağlamak hakikatlerden kaçmaktır.

İnsanların cehaletinden yararlanıp onların sırtına basarak bir yerlere gelmek, belli makamlara yükselmek girişimi günümüz liderlerinin tek vesilesidir. Halkın cehaleti onların en büyük dayanağıdır.

Müridlerin bilinçlenmesinden, şuurlanmasından rahatsız olur  ve kendilerinden daha iyi düşünenlerin olduğunu kabullenemezler.
Düşünce özgürlüğünü savunur ama kendi ekseninde olmasını ister, çünkü kendisini mihver olarak görür, özgür düşünceyi savunur ama özgür düşünce kendisine dokunuyorsa buna izin vermez.

Kendisinden daha üstün biri olursa kendisinin de onu lider olarak kabul edeceğini söyler ama böyle bir kişinin olduğuna asla inanmaz; kendi düşüncesinde öyle kriterler belirlemiştir ki o özelliklerin sadece kendisinde olduğuna inanır. 

Sözleri dertlere devadır ama amellerine bakıldığında kendi hastalığına dahi çare bulamadığı görülür.
 
Allah, Peygamber, din ve müminlerin düşmanlarını bırakır, kendi muhalifini kendisine düşman olarak görür.

Halkın kalbine ve ruhuna nüfuz ederek dinin gerçeklerini öğrenmelerini engellerler. İnsanları Allah’a, dine, hak yola davet edeceklerine kendilerine itaate davet ederler.

Heva-hevesten kaynaklanan bir iktidar, liderlik hırsı kalplerini öyle kaplamış, ruhlarını öyle çepe çevre sarmış ki kendilerinden başka kimseyi göremezler.

Toplumun lideri tanımının yeniden yapılması gerekir. Bu insanlara Allah’ın dini yeniden öğretilmeli, ilahi maarif ihya edilmeli, Muhammed(sa) şeriatının hakikatı yeniden anlatılmalıdır.

Milli lider, bölgesel lider,ulusal lider gibi tefrika kavramlarından uzak durulmalıdır, müslümanların vahdetini engelleyen bu duvarların örülmesine izin verilmemelidir.

Kraldan kralcı, papazdan daha papazcı kesilen müritlerin, “şeyh uçmaz uçurulur” misali liderlerinin ayıplarını örtmek, hatalarını paklama çabaları bu liderlerin hırslarını daha da artırır. 

Bağnaz müritlerin varlığını kendi  varlıklarının devamı için gerekli gördüklerinden bu fırsatı sonuna kadar değerlendirirler. Liyakatsizleri  kendi varlıklarıyla nemalandıran bağnaz müritlerin taassubu maalesef bu hastalığı iyileştirmeyi engelleyen faktörlerdendir.
 
Müridlerin her türlü koruma, perdeleme girişimine rağmen neşter vurulması gereken liderlik hastalığı bu hastalığa yakalanın lider tarafından bilinmese de onun bütün benliğini saran bir hastalık olduğu inkar edilemez bir hakikattır.

Allah müminleri bu hastalıktan korusun, başkaları insanın doktoru olup hastalığına neşter vurmadan kendi yarasına neşter vurma cesaret/basiret ve ferasetini göstermeyi nasip eylesin.

Sabahattin Türkyilmaz

YORUMLAR

REKLAM