RAST HABER- Sondakika İslami haber RASTMEDYA RAST YAYINLARI

Trump ABD’nin Çöküşüne Sebep Olan Son Başkan Olur mu?

Lübnan’ın önde gelen Sünni alimlerinden Şeyh Mahir Hammud, Donald Trump’la birlikte ABD’nin geleceğine değindiği hutbesinde, önemli olanın ABD’nin başına kimin geldiği olmadığını; ümmetin sahip olduğu umudu, İslam’a ve tarihine olan bağlılığı olduğunu vurguladı.

Trump ABD’nin Çöküşüne Sebep Olan Son Başkan Olur mu?
12.02.2017 © RAST HABER

Mahir Hammud’un 3 Şubat tarihli hutbesi şu şekilde:

يوم” yani “gün” kelimesinin Kur’an-ı Kerim’deki şu 3 ayette 3 farklı kullanımına şahit oluyoruz:

“Melekler ve Cebrail, oraya, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkarlar.” (Mearic: 4) “Gökten yere kadar olan bütün işleri Allah düzenler. Sonra işler sizin hesabınıza göre bin yıl kadar tutan bir gün içinde ona yükselir.” (Secde: 5) “Senden başlarına acele azap getirmeni istiyorlar. Allah sözünden asla caymayacaktır. Rabbinin katında bir gün, saydıklarınızdan bin yıl gibidir.” (Hacc: 47) Yani Allah’ın azabı hususunda acele etmeyin. Zalimin ömrü ne kadar olursa olsun, Allah ona tuğyanında ne kadar süre tanırsa tanısın, beşerin uzun tarihi göz önünde bulundurulduğunda onun vakti kısadır!

İşte bu son anlam bölgemizdeki Amerikan zulmünün sona ermesi ve zalimlerin helak olmasını bekleme hususunda bizi hepsinden daha çok ilgilendiriyor.

SSCB’nin son lideri olan Mihail Gorbaçov, Sovyet yönetiminin çöküşüne zemin hazırlamış kişi olarak tanınıyor. Acaba Donald Trump da ABD’nin çöküşüne sebep olan son başkan olur mu?

Belki de biz böyle bir hayal kurarak bizim üzerimizde tahakküm kuran bu büyük güç karşısındaki aczimizi itiraf etmiş oluyoruz. Hakikat şu ki, direniş kolay bir görev değildir. SSCB yönetimi, ABD’ye kıyaslandığında büyük bir zayıflık ve geri kalmışlıkla karşı karşıyaydı. Gorbaçov ne kadar sonu hazırlayan kişi olsa da, durumu tüm çıplaklığıyla halka açıklamıştı. Ancak Amerika bu anlamda zayıf bir ülke değil! Amerika’nın zayıflığı yalnızca dış siyasetinde ortaya çıkıyor. Önce Afganistan’da, sonra Irak’ta, özellikle Suriye’de Daeş’in kurulması ve diğer silahlı grupların desteklenmesinin ardından yaşananlarda, İsrail’in tarafını tutarken bunun için tüm İslam ve Arap dünyasını karşısına almasında, Filistin halkının haklarını göz ardı etmesinde vs. buna alenen şahit olduk. Bir ülkenin dış siyasette tökezlemesi iç siyasetinde de gerilemesine yol açar mı? Ya da bu sayede dünya ülkeleri, özellikle de bölgemiz ülkeleri gerçekten özgürlüklerini elde edip, Amerikan müdahalesinden bağımsız bir şekilde karar verme hakkını kazanır mı?

Bunun sağlanması aslında bize yetecektir. Biz Amerika’nın çöküntüye uğramasını, bölünerek küçük küçük devletlere dönüşmesini istemiyoruz. Biz yalnızca Amerika’nın elini üzerimizden ve bize ait meselelerden çekmesini istiyoruz. Peki, Amerika’nın başına geçen ve hesapsızca hareket eden bu deli (Trump) bunu sağlayacak mıdır?!

Ne kadar Amerikan halkı bu deliyi seçimle başa getirmiş de olsalar bu durum Trump’ın önünü arkasını düşünmeden maceralarını sürdüreceği anlamını taşımıyor!

Daha da önemlisi, diyelim ki özgürlüğümüzü elde ettik ve Amerika’dan bağımsız bir şekilde karar alma hakkımıza kavuştuk… Peki, ya sonra ne olacak? Biz bu özgürlüğü gerçekten hak ediyor muyuz? Ya da elde ettiğimiz bu hakkı yerli yerinde kullanabilecek miyiz? Amerika’nın rızasıyla bizi yöneten diktatörlüklerin devrilmesinin ardından ortaya çıkan kaos ve geri kalmışlık örnekleri bu sorunun cevabını verme noktasında bizi endişeye düşürüyor. Öyleyse, nereye bu gidiş? Hiç şüphesiz soru büyük ve cevaplanabilmesi için çok sayıda veriye ulaşmayı gerektiriyor.

Dolasıyla Trump’ın Gorbçov’un oynadığı rolü oynaması bizi çok ilgilendirmiyor. Önemli olan bu ümmetin sahip olduğu umudu, İslam’a ve tarihine olan bağlılığı!”

islamianaliz

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER