Trump, Sonunda İran’a Teslim Oldu, Elhamdulillah!

“İran’a koşulsuz teslim olacak” diyen Trump, sonunda İran’a teslim oldu Elhamdülilah!

Bunu biz değil İsrail medyası söylüyor. “Trump İran’a teslim oldu” şeklinde manşetler atıyor.

Bu sonuç insanlara garip gelse de bize gayet normal geliyor. Onların garip karşılama sebebi varılan sonucun reelpolitiklerine aykırı olmasından kaynaklanmaktadır. Onlar İslam Cumhuriyetinin devasa Amerikan gücü karşısında teslim olmaktan, taviz vermekten, vaziyeti kurtarmaktan başka seçeneğinin olamayacağına inanıyorlardı.

“Çapın yetmiyorsa süper güçlere kafa tutmayacaksın abi, çapına göre hareket edeceksin. Azıcık rasyonel olacaksın” diyorlardı. “İran ABD’ye bir şey verseydi” diyorlardı. “Ya rejim değişecek ya da füzeleri bitene kadar dayanacak” diyorlardı. İran’ın zaferini hayal bile edemiyorlardı.

Onlara göre İslam Cumhuriyeti irrasyonel davranıyordu. Bu davranışı ile başta kendisi ve komşuları olmak üzere bütün bir körfezi hatta dünyayı tehlikeye atıyordu.

Ama biz onların bu boş laflarını ciddiye bile almıyor kendi reel politiğimize odaklanıyorduk. Biz yıllardır: “Bizim reelpoltiğimiz böyle! Biz sayı ve silah yönünden az ve iman olarak tam donanımlı olduğumuzda galip, sayı ve silah yönünden düşmana göre daha üstün, ancak iman yönünden zayıf olduğumuzda mağlup oluyoruz. Efendimizin bizzat başında bulunduğu savaşlar bize bunu söylüyor. Bedirde, Uhutta, Hendekte sayıca azdık. Orantısız güçlerle karşı karşıya idik. Ancak Allah’a ibadet ediyor ve ancak ondan yardım bekliyor sayı ve silahlarımıza değil sadece O’na güveniyorduk. O da bizi çeşitli gaybi askerleri ile destekliyor ve galip geliyorduk. Ama bir savaş vardı ki sayı ve silahça düşmandan üstün idik. İçimizdeki münafıklar da müminlerden fazla idi. Allah’a değil sayı ve silah üstünlüğüne güveniliyordu. Bu nedenle ilk kez Huneyn savaşında mağlup olmuştuk: “…Hani çok sayıda oluşunuz sizi böbürlendirip-gururlandırmıştı, fakat size bir şey de sağlayamamıştı. Yer ise, bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti, sonra arkanıza dönüp gerisin geri gitmiştiniz.”(Tevbe 25)” diyoruz. (https://islamianaliz.com/makale/16959091/emin-gunes/bu-da-bizim-reel-politigimiz?ysclid=mnpt7lck14425202773)

Biz, “Allah kendi dinine yardım eden Müminlere yardım edeceğini vaat ediyor. Eğer Müslümanlar ABD ile savaşmak için onlardan daha güçlü olmayı ya da en az onlar kadar güçlü olmayı bekleyeceklerse Allah’ın yardımına niçin ihtiyaçları olsun. Zaten kuvvetli olan zayıfı yenecektir. O halde Allah(cc)’ın yardımı müminler zayıf olduklarında kendilerine ulaşacaktır.” Diyorduk.

Cihad zaten gerçek mümin ve münafıkları ayıklamanın bir aracı değil midir!? Bu sınavın rükünlerinden biri ZORLUK ise diğeri de SABIRDIR. Sabır ama nereye kadar!. “Meta nasrullah” (Allah’ın yardımız ne zaman) deyinceye kadar.

Bizim rasyonalitemizde Müslümanlar tam bir kuşatma ile kuşatılıncaya, bütün çıkış yolları kapanıncaya ve ancak Allah’ın yardımı ile galip olabilecekleri zamana kadar yardım geciktirilir.

Sabrın sınırına hep şu örneği veririm. Musa as taraftarları önleri deniz arkaları Firavun ordusu oluncaya kadar sabredince, beklenen yardım geldi, deniz yarıldı. Aksa tufanı ile başlayan bu zorlu savaşta büyük liderler, komutanlar şehit olunca, Suriye cephesi Siyonizm’in eline geçince yani umutlar iyice azalınca hatta tükenmeye yaklaşınca biz zafere yaklaşıyorduk.

Zorluklara sonuna kadar sabrettik ve kazandık Elhamdülillah. Müstekbirlere karşı kazanılan dünya mustazaflarının zaferini tebrik ediyor, bunu bize ikram eden rabbimize hamd ediyor ve bu uğurda savaşan mücahitlerin ellerinden, yerlerine sabitlenen ayaklarından öpüyorum.

islamianaliz

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın