ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı Grönland açıklamalarıyla uluslararası kamuoyunda büyük tepki çekti. Danimarka’yı hedef alan Trump, “Artık zamanı geldi ve bu yapılacak” ifadeleriyle açık bir tehdit dili kullanarak diplomatik teamülleri bir kez daha hiçe saydı. Uzmanlar, bu söylemlerin NATO müttefikleri arasında güven krizine yol açtığını ve uluslararası hukuka aykırı bir yaklaşım içerdiğini belirtiyor.
Trump’ın “Rus tehdidi” gerekçesiyle Grönland üzerinde hak iddia etmeye çalışmasının siyasi baskı amacı taşıdığı değerlendirilirken, Danimarka’nın bölge üzerindeki egemenliğinin uluslararası anlaşmalarla güvence altında olduğu hatırlatıldı. Açıklamalar, birçok çevrede 21. yüzyılda kabul edilemez bir yayılmacı anlayışın yansıması olarak yorumlandı.
Kanada Başbakanı Mark Carney de yaptığı açıklamada, Grönland’ın geleceğinin yalnızca Grönland halkı ve Danimarka tarafından belirlenebileceğini vurgulayarak Trump’ın söylemlerine dolaylı bir yanıt verdi. Carney, Arktik güvenliğinin tek taraflı dayatmalarla değil, NATO çatısı altında ortak iş birliğiyle sağlanabileceğini ifade etti.
Trump daha önce de ABD’nin “ulusal güvenliği” gerekçesiyle Grönland’a ihtiyaç duyduğunu savunmuş, hatta bölgenin satın alınması yönünde tartışma yaratan açıklamalarda bulunmuştu. Washington’da ABD, Danimarka ve Grönland arasında yapılan görüşmelere rağmen ABD yönetiminin bu tutumda ısrar etmesi, diplomatik çevrelerde “emperyal reflekslerin geri dönüşü” olarak değerlendirildi.
Grönland yönetimi ise egemenliğin devredilmesine yönelik tüm girişimleri net biçimde reddederek, halkın iradesinin pazarlık konusu yapılamayacağını açıkladı. Danimarka da müttefiklerle askeri iş birliğini artırma çağrısı yaparak bölgedeki güvenliğin baskı ve tehditlerle değil ortak savunma anlayışıyla sağlanabileceğini vurguladı.
Trump’ın, Grönland’a destek veren Avrupa ülkelerine gümrük vergisi tehdidinde bulunması ise krizi daha da derinleştirdi. Yüzde 25’e varan ek vergi planlarının küresel ticaret dengelerini bozabileceği ve NATO içindeki dayanışmayı zayıflatabileceği belirtiliyor. Analistler, Trump’ın bu adımlarının dünya barışını korumaktan uzak olduğunu ve ABD’nin uluslararası itibarına ciddi zarar verdiğini ifade ediyor.
