TÜİK Açıkladı: Nüfus Artış Hızımız Düşüyor…

TÜİK’in son verileri Türkiye’nin demografik yapısındaki büyük kırılmayı gözler önüne serdi. 65 yaş üstü kişi sayısı bir yılda 470 bin artarak 9.5 milyonu aştı. Uzmanlar 2050 yılı için “çocuk nüfusu geçecek” uyarısında bulunurken, çözüm için İskandinav modeli işaret edildi.

Sokakta, çarşıda, pazarda karşılaştığımız o manzara artık resmi rakamlara da yansıdı. Türkiye, o meşhur “genç nüfus” avantajını hızla kaybediyor. Yıllardır konuşulan ama “bize bir şey olmaz” denilen demografik dönüşüm, kapıyı sadece çalmadı, içeri girdi. Hesaplar şaştı, tablo giderek ağırlaşıyor. Nüfusun hızla yaşlanması, çok konuşulmasa da Türkiye’nin en hayati sorunlarından biri olarak masada duruyor.

TABLO HIZLA DEĞİŞİYOR

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2025 sonuçları, değişimin ne kadar sert olduğunu kanıtladı. Verilere göre, Türkiye’de 65 yaş üstü vatandaşların sayısı 9 milyon 583 bin 59’a ulaştı.

Sadece bir yıl içinde, yani 2024’ten bu yana “yaşlı” kategorisine girenlerin sayısı tam 470 bin 761 kişi artış gösterdi. Bu kişilerin toplam nüfus içindeki oranı da bir yılda 0,5 puanlık sıçramayla yüzde 10,6’dan yüzde 11,1’e çıktı. Asıl dikkat çeken nokta ise son 5 yıllık süreç oldu. 2021’de 8 milyon 245 bin civarında olan 65 yaş üstü nüfus, aradan geçen 5 yılda 1 milyon 337 bin 935 kişi çoğalarak kayıtlara geçti.

2050’DE BİZİ NE BEKLİYOR?

Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İsmet Koç, rakamların arkasındaki tehlikeye dikkat çekti. Gidişatın hiç de iç açıcı olmadığını vurgulayan Koç, “2050’de ülkemizde yaşlı nüfusun oranının, çocuk nüfus oranının da üzerine çıkarak yüzde 23’e yükselmesi bekleniyor” dedi.

Bu dönüşüm, ortanca yaş verilerine de yansımış durumda. Halihazırda 34,9’a yükselen nüfusun ortanca yaşının, söz konusu dönemde 44,8’e fırlaması bekleniyor. Koç, Türkiye demografisinin en önemli dönüşümlerinden birinin, zaman içinde yaşlı nüfus oranının çocuk nüfus oranını önce yakalaması, sonra da geçmesi olacağı uyarısında bulundu.

DOĞUM ORANLARINDA SERT DÜŞÜŞ

Peki bu noktaya nasıl geldik? Prof. Dr. Koç, bu gelişmenin arkasında iki temel faktörün bulunduğunu aktardı. İlki, doğurganlık hızındaki dramatik düşüş. Kadın başına düşen doğum sayısı son 50 yıl içinde 4,1 çocuktan 1,48 çocuğa kadar geriledi. Yapılan çalışmalar, bu hızın yakın gelecekte 1,4 seviyesine kadar düşeceğini gösteriyor.

İkinci faktör ise yaşam süresinin uzaması. Azalan ölüm hızlarına paralel olarak doğumda yaşam beklentisi erkeklerde 78, kadınlarda ise 81 yıla yükseldi. Koç, “Bu iki faktörün birleşik gücü nedeniyle Türkiye nüfusunun ortanca yaşı ileri yıllarda da artmaya devam edecektir” değerlendirmesinde bulundu.

ÇIKIŞ YOLU: FRANSA VE İSKANDİNAV MODELİ

Japonya ve Kore gibi ülkelerin yaşadığı bu krizden çıkış için tek mekanizmanın doğum hızlarını artırmak olduğu dile getirildi. Ancak uzmanlara göre sadece “çocuk yapın” demek yetmiyor.

Prof. Dr. Koç, çözüm reçetesini şöyle sıraladı: “Bunu yapabilmek için çocuk ve doğum yardımı, vergi indirimi gibi nakdi, çocuğun bebeklik ve eğitim sürecindeki ihtiyaçları gibi ayni teşvikler verilmeli.”

Bunun yanında anne ve baba için uzun süreli ve ücretli doğum izinleri, bebekler için yaygın ve ücretsiz kreş bakımı hayati önem taşıyor. Özellikle anneler için doğum sonrası işe dönüş garantisi gibi bütünleşik politikalara ihtiyaç duyulduğu ifade edildi. Koç, bu politikaların maddi yönü, ebeveyn izni ve kreş uygulamaları açısından Fransa ve İskandinav ülkelerinde olduğu gibi güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın