Türkiye ve 7 ülke, Kudüs’te artan gerilim üzerine İsrail’in kutsal mekânlara yönelik müdahalelerini ortak bir bildiriyle kınadı. Açıklamada, hem Müslümanların hem de Hristiyanların ibadet özgürlüğünün engellenmesi “en güçlü biçimde” reddedildi.
Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanlarının imzasını taşıyan metinde, özellikle Doğu Kudüs’teki kısıtlamalara dikkat çekildi. Müslümanların Mescid-i Aksa’ya erişiminin engellenmesi “kabul edilemez” olarak nitelendirilirken, Hristiyanlar için önemli olan Kutsal Kabir Kilisesi’ndeki ayinlere yönelik müdahaleler de eleştirildi.
Ancak yayımlanan bu sert ifadeli açıklamalara rağmen, söz konusu ülkelerin somut bir adım atmaması dikkat çekiyor. Uzun yıllardır benzer krizlerde tekrarlanan “en güçlü şekilde kınama” söyleminin ötesine geçilememesi, uluslararası kamuoyunda ve bölge halklarında giderek daha fazla eleştiri konusu oluyor.
Uzmanlara göre bu tür deklarasyonlar diplomatik mesaj vermek açısından önemli olsa da, pratikte herhangi bir yaptırım, baskı mekanizması ya da sahada değişim yaratacak girişim içermediği sürece etkisi sınırlı kalıyor. Bu nedenle birçok gözlemci, yapılan açıklamaların güçlü ifadeler barındırmasına rağmen, “sadece kınama” düzeyinde kalmasının İsrail’in politikalarında kayda değer bir değişiklik yaratmadığını savunuyor.
Sonuç olarak, sekiz ülkenin ortak bildirisi siyasi birlik görüntüsü sunsa da, sahada karşılığı olan adımların eksikliği bu çıkışın etkisini tartışmalı hale getiriyor.
