Milli Savunma Bakanlığı’nın açıklamasına göre mevcudun dışında, İncirlik Üssü’ne bir patriot sistemi daha yerleştiriliyor. Geçen hafta Kürecik Radarı’na da patriot yerleştirilmişti.
Bu iki patriot, hâlâ aydınlatılamayan üç füze olayının sonucudur. Hâlâ aydınlatılamamıştır çünkü ABD İran füzesinin Türkiye’yi hedef aldığını iddia ediyor, İran ise Türkiye’ye yönelik bir saldırısının olmadığını belirtiyor. Kesin olan, Hatay ve Gaziantep’e düşen parçaların, atıldığı iddia edilen İran füzesine değil, onu vurduğu belirtilen ABD/NATO mühimmatına ait olduğu.
Demek ki üç füze olayı, Türkiye’nin İran’a karşı kışkırtılmasına yetmedi ama İncirlik ve Kürecik’e patriot yerleştirmenin gerekçesi yapılabildi!
KARAR KİMİN?
Patriotlar Kürecik ve İncirlik’i korumaktan ziyade, Türkiye’yi hedef haline getirir. Türkiye’yi İran’a karşı kışkırtan ve savaşa sokmaya çalışan ABD ve İsrail’in istediği tam da budur.
Bu kararlar beraberinde bazı önemli soruları da getirmektedir:
Kürecik’e ve İncirlik’e patriot yerleştirilmesi tasarrufu kimindir? Türkiye mi talep etti? Yoksa ABD’nin kararı mı? Karar Türkiye’nin ise bu kendi kendimizi tuzağa düşürmemiz demektir. Kürecik ve İncirlik’e patriot isteyerek, buraların risk potansiyelini kendi elimizle büyütmemiz demektir.
Karar ABD’nin ise bu kez Türkiye tuzağa iki kere düşmektir. Birincisi Türkiye’yi İran’a karşı pozisyon almaya zorlayan ABD için patriotlar, bunu kolaylaştırabilmenin aracıdır. İkincisi de karar ABD’nin ise bu Milli Savunma Bakanlığı’nın geçen hafta yaptığı “İncirlik Türk üssüdür” çıkışını gölgelemektedir.
PENTAGON’UN TALEBİ
Patriotlar şu aşamada bir koruma kalkanı olmaktan ziyade, ABD’nin Türkiye’yi İran stratejisine eklemleyebilme aracı işlevi görecektir.
Üstelik, tam bu süreçte yaşananlar, fazlasıyla tesadüfken…
Örneğin ABD’yle yıllardır süren Halkbank sorununun tam da bu süreçte uzlaşıya dönüşmesi…
Örneğin 16 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “silah ve mühimmatın transit geçişiyle” ilgili cumhurbaşkanı kararnamesi…
Örneğin Pentagon’un Türkiye’deki üslerin tanker uçakları tarafından kullanılabilmesini Ankara’dan talep etmesi…
BARRACK’IN S-400 MESAJI
Örneğin Ankara’nın S-400 sessizliği…
Çok dikkat çekici: İktidar, yıllardır ilk kez S-400 konusunda yapılan ağır muhalefete bu denli sessiz kaldı. Neden peki? ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın bu konudaki “kehanetini” anımsamalı mıyız?
Barrack şöyle demişti: “Başkan Trump ve Başkan Erdoğan, Beyaz Saray’da ikili bir görüşme yaptılar. Bu, harika bir şeydi, 6 önemli konu vardı. Bu 6 konu 10 yıldır gündemdeydi ve bunların çoğunu çözdüler, buna S-400’ün iki şartı da dahil. İşlerlik, ki bu sorunu çözdüler ve mülkiyet ki bu biraz daha zor. Bunların hepsi müzakere aşamasında, benim inancım bu konuların önümüzdeki 4 ila 6 ay içinde çözüleceği ve ilişkilerin bir sonraki aşamasına geçileceği yönünde. Bu ilişkiler sağlam ve iyi. Herkes yükümlülüklerini yerine getiriyor.”
Barrack bu açıklamayı 5 Aralık 2025’te yapmıştı ve 4. aya giriyoruz. (Ayrıca Barrack’ın “Göreceksiniz, Türkiye ve İsrail Hazar’dan Akdeniz’e işbirliği yapacak” demesini de unutmayalım.)
BAHÇELİ’NİN UYARISI MI?
Ankara, savaşın başından bu yana “kontrollü bir dengecilik” izliyor. Ama Ankara’da bazı kesimlerin, Türkiye’yi ABD’nin yanında pozisyonlamak istediği anlaşılıyor. Siyasi iktidar içinde de bürokrasi içinde de dengeyi ABD lehine bozmak isteyenlerin olduğu ortada. Nitekim patriot kararı da buna işaret ediyor.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise tersine “Ankara ile Tahran’ın ufku aynı yöne bakmaktadır” diyor. Bu, “kontrolü dengeciliği” ABD lehine kıranlara karşı dengeyi yeniden sağlama çabası mı? Hatta Bahçeli’nin bu çıkışları, Ankara’daki “İran füze attı, yanıt verelim”cilere uyarı mı?
Savaş uzadıkça ABD’nin Türkiye’ye baskısı artacak. O nedenle bagajı fazlasıyla yüklü iktidarın yeni bir yanlış yapmasını önleyebilmek bugün kritik önemde.
