Washington’a İran füzesi düştü

Savaşın ortasındaki ABD’de büyük tasfiye başladı. Pentagon’u sarsan görevden almalarda kara kuvvetleri komutanı başta, kritik görevdeki generaller var. Ulusal istihbarat direktörü ile FBI başkanının da görevden alınacağı belirtiliyor.

Tabloyu şöyle yorumlayabiliriz: İran füzeleri İsrail ve Körfez’deki ABD üslerinin ardından bu kez doğrudan Washington’a düştü. Çünkü Pentagon’daki tasfiyeleri ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth başlattı ama aslında Washington’daki koltukları vuran İran’dır.

YENİLGİ İHALESİ

Hegseth’i bu tasfiye operasyonuna mecbur eden durum cephedeki sıkışılık. ABD Başkanı Donald Trump konuşmalarından birinde itiraf etti, İran’ı üç günde çökerteceklerini sanıyorlardı ve yanıldılar.

Geçen hafta Trump konuşmalarında Hegseth’e dokundurmalarda bulundu. Önce “Pete, bence ilk konuşan sendin. ‘Hadi yapalım’ dedin” diyerek savaşın “başlatıcısı” olarak Hegseth’i işaret etti. Birkaç gün sonra da “Pete savaşın bitmesini istemedi” diyerek onu “müzakereleri istemeyen kişi” diye resmetti.

Bu açık ki Trump’ın yenilgi ihalesini ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in üstüne yıkabileceği anlamına geliyor.

PENTAGON ŞEFİNİN MÜSLÜMAN DÜŞMANLIĞI

Hegseth, önceki gün ABD Senatosu’nda da köşeye sıkıştı. Senatör Tim Kaine ile Hegseth’in şu diyaloğu tabloyu anlamaya yeterli

– Senatör Tim Kaine“Meslektaşınız bir barda düzenlenen etkinlikte sarhoş olup ‘Tüm Müslümanları öldürün’ diye bağırdığınızı söyledi. Bu, eğer doğruysa, birinin savunma bakanı olmasını engelleyecek türden bir davranış değil mi?”

– Savunma Bakanı Pete Hegseth: “Anonim asılsız suçlamalar.”

– Senatör Tim Kaine: “Anonim değil.”

Diyaloğun devamında, striptiz kulüpleri, cinsel taciz davası gibi konular da var.

Kısacası Trump tarafından Pentagon’un tepesine oturtulan emekli Binbaşı Pete Hegseth’in “ahlak ve insanlık karnesi” oldukça sorunlu.

ABD SAVAŞI KAYBEDİYOR

Trump’ın her gün yaptığı “Hedef o değildi, şuydu” türünden açıklamaları, cephedeki kötü gidişata kılıf dikme amaçlı elbette. Bir gün “Rejim değiştirme hedefimiz yoktu” yalanına sarılıyor, bir başka gün “Zaten rejimi değiştirdik” diyor. Bir gün “Hedefimiz İran’ın nükleer silah sahibi olmasını önlemekti, başardık” diyor, bir başka gün ise “Hürmüz bizim sorunumuz değil, İngiltere ve Fransa açsın” diyor.

Çünkü İran, büyük kayıplar verse de ABD ile İsrail’e yanıt verebilmeyi sürdürüyor. CNN’in haberleştirdiği ABD istihbarat raporu durumu ortaya koyuyor: “İran füze fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde koruyor ve binlerce insansız hava aracına (İHA) sahip.”

En ağır propagandalara rağmen gerçek şudur: ABD muharebeler kazansa da savaşı kaybediyor.

Bunu artık ABD’li yetkililer de açıkça dile getiriyor. Örneğin Senatör Chris Murphy “Biz bu savaşı kaybediyoruz” diyor ve ekliyor: “İran, özellikle Hürmüz Boğazı’nı kalıcı olarak kontrol altına alırsa bölgede savaştan öncekinden daha fazla güç sergiler. Sahip olmadığımız milyarlarca doları harcıyoruz ve dünyayı istikrarsızlaştıran ve bizi beceriksiz gösteren bir savaşta Amerikan hayatlarını kaybediyoruz.”

DARBE

Yenilgi, elbette kasım seçimi öncesinde Trump’ın en büyük kabusu. O nedenle başta belirttiğimiz görevden almalar, sıradan bir görev değişikliği operasyonu değil.

Trump’ın orkestra şefliğini yaptığı ve siyasal Hıristiyancılardan teknoloji milyarderlerine kadar geniş bir yapıyı oluşturan Amerikan mali sermaye çetesi, bu nedenle “devlet içinde” bir tasfiyeye mecbur kaldı.

Dolayısıyla bunu ABD içinde darbe diye de yorumlayabiliriz. Çünkü İran’a diz çöktüremeyen çetenin iç ve ve dış yenilgiyi örteleyebilmeye ihtiyacı var.

CUMHURİYET

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın