Yaptırımlar Oyunu: Batı’nın Hatalı Hesapları Çinli Rakibin İşine Yarıyor

Çin, Rus petrolü ve doğal gazındaki fiyat düşüşünden yararlanarak küresel ekonomideki öncü konumunu pekiştiriyor. Rus enerji fiyatlarındaki gerileme, Çin’in ABD’nin başlıca stratejik rakibi olarak konumunu daha da güçlendirmiş durumda.

Rusya merkezli Pravda gazetesi, yayımladığı bir analizde, Çin’in Rus petrolü ve doğal gazındaki fiyat düşüşünü fırsata çevirerek küresel ekonomide liderliğini sağlamlaştırdığını ileri sürdü. Analize göre, Rus enerji fiyatlarındaki sert gerileme, Çin’in ABD’ye karşı başlıca stratejik rakip olarak elini güçlendirdi.

Batılı yayın organları, “Rusya’nın petrol ve gaz ihracatından elde ettiği döviz gelirlerinin gerçekleşmemesini” memnuniyetle karşılıyor. Bloomberg, ABD yaptırımlarının Hindistan ve Çin’e yönelik ihracat kanallarını sekteye uğratması nedeniyle Rus petrolünün fiyatının hızla düşmeye devam ettiğini yazıyor.

Novorossiysk Limanı’ndan yüklenen Ural ham petrolünün varil fiyatı, 16 Aralık itibarıyla 34,52 dolara kadar geriledi. Bu rakam, yıl başına kıyasla yaklaşık yüzde 50’lik dikkat çekici bir düşüşe işaret ediyor. Aynı dönemde sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) fiyatı da düşüş eğilimine girdi. Kasım ayında Rus LNG’si, Çin’e tedarik sağlayan 12 ülke arasında en ucuz ürün oldu ve piyasa ortalamasının yaklaşık yüzde 10 altında satıldı.

Bu durumun Rusya’nın gelirlerinde azalmaya yol açması ve bütçeye aktarılan nakit akışını sınırlaması bekleniyor. Rusya Maliye Bakanlığı verilerine göre, Ocak–Ekim 2025 döneminde petrol ve gaz gelirleri geçen yıla kıyasla yüzde 21,4 azaldı. Buna rağmen bu gelirlerin 2026 bütçesindeki payının yüzde 22 olması öngörülüyor; oysa bu oran daha önce yüzde 50 seviyesindeydi.

Devletin katma değer vergisi gibi vergileri artırmak zorunda kalacağı ve bütçe açığının hedeflenen seviyenin üzerine çıkacağı açık. Ancak söz konusu gelişmelerin, özel askeri operasyonların finansmanı ve sosyal yükümlülüklerin yerine getirilmesi üzerinde ciddi bir aksaklığa yol açmayacağı belirtiliyor.

Rusya karşıtı yaptırımların asıl kazananları: Çin ve Hindistan

Bu süreçte Çin ve Hindistan, Rus enerji taşıyıcılarının ucuzlamasından en fazla fayda sağlayan ülkeler olarak öne çıkıyor. Ucuz enerji, bu ülkelerin ekonomilerini özellikle yapay zekâ gibi ileri teknolojiler alanında daha rekabetçi hale getiriyor. Veri merkezlerinin işletilmesi büyük miktarda elektrik tüketimini gerektirirken, yapay zekâ algoritmalarının eğitimi ve çalıştırılması, özellikle grafik işlemciler (GPU) alanında yüksek işlem gücü ve dolayısıyla çok daha fazla enerji talep ediyor.

Tahminlere göre, 2030 yılına kadar veri merkezlerinin küresel elektrik tüketimi iki katından fazla artacak.

Veriler, Çin ve Hindistan’ın çıkarlarını doğru okuduğunu gösteriyor. Kasım ayında Rusya’nın Çin’e LNG ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre iki kattan fazla artarak 1,6 milyon tona ulaştı. Bu artış sayesinde Rusya, Avustralya’yı geride bırakarak Katar’ın ardından Çin’in en büyük ikinci LNG tedarikçisi oldu.

Rus petrolünün Hindistan’a ihracatı ise ekim ayında eylüle kıyasla yüzde 7,8 artışla 7,16 milyon tona çıktı. Çin de 2025’in ilk 10 ayında Rusya’dan toplam 83,15 milyon ton petrol ithal etti; bu miktar 2024’ün aynı dönemine göre yalnızca yüzde 8 daha düşük. Uzmanlar, “gölge filonun” ciddi bir zarar görmediğini, zira Rus petrolünü taşıyan gemi sahiplerinin üstlendikleri risk karşılığında daha yüksek ücretler aldığını vurguluyor.

Rusya yaptırımlarının gölgesinde ABD’nin başlıca rakibi güçleniyor

ABD, Çin ve Hindistan’ın elde ettiği bu avantajı dengelemek için ticari engellere başvuruyor. Washington’un mantığı şu şekilde özetleniyor: “Ucuz petrol satın alabilirsiniz; ancak ürünleriniz bizim pazarımızda gümrük vergileri nedeniyle o kadar pahalı hale gelir ki, enerji tasarrufunun bir anlamı kalmaz.”

Buna karşın Çin malları, üçüncü ülkeler üzerinden (Vietnam menşeli ürünler gibi) ABD pazarına girmeye devam ediyor. Ayrıca ihracat rotaları ASEAN ülkeleri ve Avrupa Birliği’ne kaydırılmış durumda. Kasım 2025’te Çin’in ihracatı 330,35 milyar dolara ulaşarak geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,9 arttı. ABD’ye ihracat ise kasım ayında yüzde 28,6 düşüş gösterdi. Buna rağmen Çin’in 2025’in ilk 11 ayı sonunda dış ticaret fazlası 1 trilyon dolara ulaştı.

İhracattaki bu artış, uzmanların Çin’in 2025 yılı gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) büyüme tahminlerini yüzde 5’e yükseltmesinde kilit rol oynadı. Aynı dönemde ABD ekonomisinin büyümesinin yüzde 1,8–2, avro bölgesinin ise yüzde 1,3–1,4 aralığında kalması bekleniyor.

ABD’nin yeni ulusal güvenlik stratejisinde Çin’le rekabet merkezi bir başlık haline geldi. Belgede, ideolojik rekabetten “Çin’i çevreleme” politikasına geçiş açıkça dile getiriliyor. Ancak bu hedefe rağmen, ABD yönetiminin orta ve uzun vadeli sonuçları hesaplamakta hata yaptığı belirtiliyor. Washington, Rusya’ya yönelik yaptırımların başarısını aceleci bir şekilde vitrine koymaya çalışırken, asıl gerçeği gözden kaçırıyor: Rusya’nın ucuz enerji kaynaklarına erişim sayesinde güçlenen Çin, yapay zekâ alanındaki küresel rekabette ABD’yi kalıcı biçimde geride bırakma potansiyeli kazanıyor.

Bu analiz tahririeh sitesinden tercüme edilmiştir

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın