Türkiye‘de Şiileri Bekleyen Tehlike

rasthaber

Rasthaber –  Tarih boyunca azınlıkta olmasına rağmen islam dünyasının ilmi liderliğini bütün alanlarıyla elinde bulunduran hidayet önderi masum imamlar ve onların naipleri, aynı zamanda peygamberlerin hedefi olan ilahi iradenin dünyaya hakim olması doğrultusunda tağutlara karşı mücadelenin de bayraktarlığını yapmışlardır. İlmi alanda velayet mektebinin öğretilerini kendi takipçilerine öğretirken diğer mektep ve meşreplerin önderleri de bu ilim okyanusundan yararlanarak kendi ekollerinin yaşamasını sağlamışlardır. Ahlak, irfan, tasavvuf alanında islam aleminde yetişen büyük arifler, tasavvuf ehli kişiler ya masum imamların öğrenciliğini yapmış veya Onların yetiştirdiği ariflerin irfan sofrasından faydalanmışlardır. Tağutlara karşı kıyam ve başkaldırı Kerbela‘dan ilham alınmıştır. Fıkıh ilminde içtihad ve mezheplerin doğuşu Ehlibeyt imamlarından ilim alan kişiler tarafından gerçekleştirilmiştir.

 250-300 yıl kesintisiz ilim, bilim, irfan, itikad, siyasi alanlarda İslam ümmetini ilahi maarif ile aşına etme mücadelesi veren masum imamlar, bu zaman zarfında her dönemin şartlarına göre ve toplumun gereksinimleri doğrultusunda farklı strateji/metot/taktik ve siyasetler belirlemişlerdir.
   İslami maarifin her alanında lider ve önderlik yapan masum imamlar, takipçilerine zengin, kamil, eksiksiz, evrensel öğretileri bırakmanın yanısıra bu öğretileri insanlara ulaştırma yollarını, taktik, metodlarını öğretmiş ve 14 tane  strateji miras bırakmışlardır. İlahi mesajı dünyaya tanıtıp küreselleştirmenin gerekliliğini idrak edenler, bu stratejilerin dışında farklı bir yol seçerlerse büyük hata yaparak hedeften sapmış olacaklardır.
Şiileri bekleyen tehlikeler; 
   1-VELAYET İLKELERİNİN DEVRE DIŞI BIRAKILMASI: Sıratı müstakimin olmazsa olmazları, kırmızı çizgileri, asla taviz verilemeyecek değişmez ilkeleri vardır. Hidayet önderlerinin değişmez evrensel ilkeleri, daha bir belirginleştiği bu asrımızda bütün beşeri sistemleri dehşete düşürmüş ve bunu engellemenin yollarını aramaktadırlar. İmamlarla muhalefetin yerine, Onların ilkelerini hedef alan emperyalist düşünce bu ilkelerden arınmış bir Şiilik istemektedir. Bu ilkeleri yaşatıp pratikte uygulayan gerçek Şiiler ise terörist, radikal, aşırı, savaşçı olarak tanıtılıyor. Elbette bu gerçek gözardı edilmemelidir; masum imamın bir görevi var, onların takipçilerinin daha farklı bir vazifesi. İmamın vazifesi, insanların sorun ve problemlerini çözecek her türlü ilmi, irfani, ahlaki, siyasi, ekonomik öğretileri beyan etmek, gerektiğinde cihat, şartlara göre ise sulh yapmaktır, takipçilerin vazifesi ise imama ve naibine kayıtsız şartsız  itaat etmektir. Günümüzde bu ilkeleri koruyup yaşatan Velayet-i fakih’tir. Velayet-i fakihin devre dışı bırakılması demek Velayet ilkelerinin ayaklar altına alınması demektir.
   2- SİYASAL ŞİİLİĞİN DEVRE DIŞI BIRAKILMASI: Şiiliği diğer dini mezhep, mektep ve meşreplerden ayıran özelliklerden birisi de siyasal alanda da öğreti ve stratejisinin olmasıdır. Masum imamlara yaşantıları boyunca ilmi, ahlaki, irfani, itikadi ve ibadi alanlarda engel çıkaran kimse olmamıştır hatta zamanın sultanları destek dahi vermişlerdir, müslümanların hepsi de bundan istifade etmişlerdir ama imamların siyasal doktrini ve dinin kamusal alandaki siyasi hükümleri söz konusu olunca imamları şehit etmekten kaçınmamışlardır. Zamanımızın emperyal güçleri İslam inkılabından sonra bunun farkına varınca Şiilerin yaşadığı İslam ülkelerinde ilmi, itikadi, ibadi alanlardaki özgürlüklerin vererek onları kendi potaları içinde eritip siyasal Şiilikten uzak tutmaya çalışıyorlar. Geçmişte verilmeyen haklarını aldıklarından dolayı sisteme teşekkür edip uysal ve ses çıkarmadan yaşamayı maslahat gören bazı alim ve kanaat önderleri liberal maslahatçı Şiiliği siyasal Şiiliğin yerine ikame etmenin peşindedirler. 
   3- İMAM -ÜMMET İLİŞKİSİNİN KESİLMESİ: Emperyal güçler, Merce-i Takitlerle irtibatın sadece fıkıh alanında taklid-mukallid-mukalled çerçevesinde/ekseninde  kalmasının peşinde olmuşlardır. Şiiliğin günümüze kadar dinamik kalmasını ve İslam ümmetinin ilmi/siyasi önderliğini sürdürmesinde en büyük rolü olan içtihad/ merce-i taklid müessesesinin günümüzdeki misyonu  ibadet, ahlak, akaid alanlarında insanlara sadece fetva verme sınırlarını aşmış, insanların bireysel görevlerini beyan etmenin yanısıra kamusal ve toplumsal alanda da görevlerini beyan ederek onları yönlendirip yönetmektir. Siyasal doktrini olmayan diğer dini mezhep, mektep, meşrep ve ekollerin karşısında Şiiliğin, “İslam‘ın Siyasal Doktrinini” beyan etme misyonunu üstlenmesi beşeri sistemlerin korkulu rüyası olmuştur. Şiiliği de diğer mezhepler kalıbına sokmak isteyen beşeri sistemler, kendileriyle işbirliğine giren ama malesef masum imamların öğretilerinden gerekli eğitimi alamamış, onların stratejilerini idrak edememiş, hidayet önderlerinin naipleri olan merce-i taklid ve özellikle Velayet-i fakihe itaati kendisine farz görmeyen birkaç zavallı ile bunu başaracaklarını sanıyorlar. Ümmet- imam ilişkisi artık önü alınamayan bir sel gibi sadece kendi mukallidlerini değil, Şia-Sünni, Arap- Acem, Türk- Kürt bütün milletlerin ümit kaynağı olup yönetmektedir. Küçük kazanımlarla başarı elde ettiğini sanan bu ilişkinin ne kadar büyük bir nimet olduğunu ümit ederiz ki anlarlar.
   4- VELAYET ÖĞRETİLERİNİN İÇİNİN BOŞALTILMASI: Şiilik hakkında yeterince araştırma yapmış emperiyal güçler bunun karşısında nasıl bir strateji belirlemeleri gerektiğinin de hesaplarını yapmışlardır. Eğitim merkezlerinden biri olan okullarda müslümanlara özellikle de Caferi azerileri ve Caferi mektebine mensup alevileri, Velayet/İmamet maarifini değil kendi sistemleriyle- sekuler/humanizm- uyum içinde olacak öğretilerle eğitmek istemektedirler. Günümüzde en büyük ve etkili tebliğ aracı olan medya  aracılığıyla hakkı batıl, batılı hak gösterecek güçleri ellerinde bulunduruyorlar. Kendi medyamızdan da, siyasal düşüncelerine ters düşecek fikirlerin söylenmesine izin vermeyecektir. Çok ucuz ve basit kazanımlarla mektebe büyük hizmetler ettiğini düşünen bazı ilmi, siyasi yeterlilikten yoksun kaanat önderleri bu plan için biçilmiş en güzel kaftandır. Böylece Şiiliğin içini Şiilerin kendi diliyle boşaltmış olacaklardır.
Ama yine gaflet etmektedirler, Emeviler, Abbasiler ve diğerleri bunu başaramadılar, vezirlik derecesine çıkarılmış saray alimleri, kapı kulu mollaları başaramadılar çünkü İmametin/Velayetin, komutanlıkta gözü olmayan adsız erleri gerçekleri söyleyecek ve müslümanları aydınlatmada kayıtsız- şartsız itaatleriyle velayetin maarifini tebliğ edeceklerdir.
   5- MEKTEBİ RİTÜEL VE SEMBOLLERİN GELENEKSEL VE ZAHİRİ BOYUTLARI İLE YETİNİLMESİNİ SAĞLAMAK: Dinlerin tahrif edilmesinin ilk merhalesi, dinin maarifinin ibadette sınırlı kalmasını sağlamak ve daha sonra dini ritüelleri ve dini sembolleri koruyarak halkın sempatisini kazanmaktır. İnsanlar zahire, geleneksel mezhebi ritüellerle yaşamaya daha yatkındır. Görkemli, içi maneviyattan uzak camiler yaptırmak, görkemli ruhsuz bayramlar kutlamak, amacının dışındaki azametli Cuma namazları, gines rekorlar kitabına girmek için yapılan toplu iftar yemekleri, camilerin minarelerini yükseltmek, hilali sembol olarak kubbelere yerleştirmek, boyuna haç yerine zülfikarı asmak gibi ameller dinin hakikati olarak lanse ediliyor. Yakında Aşura merasimleri de mevlananın şeb-i aruz gecesi gibi kültür etkinlikler kalıbında kutlanırsa şaşırmamak gerekir. Hristıyanlık da aynı bu şekilde tahrif edilmiş ve siyasilerin emrine alınmıştır. Hem de dini, mektebi korumak adına. mezhebe hizmet adına, mektebi tanıtmak adına.
   6- LİBERAL DEMOKRASİ-ŞİİLİK SENTEZİ İLE YENİ BİR ŞİİLİK ANLAYIŞI OLUŞTURMAK: Beşeri sistemler meşruiyetlerini müslümanlara kendi alimlerinin, kendi kanaat önderlerinin eli, dili ve kalemleriyle kabullendirme peşindedirler. Kendilerinin meşru olmayan haksız liderlik ve önderliklerinin kabulü ancak tahrif edilmiş ve kendi sitemleri ile uyum içinde olan bir dini inançla mümkün olur. “Başınızdaki emir sahiplerine itaat edin” ayetini tahrif edip, “başdaki lider fasık, facir de olsa itaat edilmelidir”, zihniyetinin hakim kılınması sadece Amerikan İslamı, İngiliz Şiilik anlayışı ile gerçekleşebilir. Yeni türemiş İngiliz Şiiliği ile korkuturken maslahatçı liberal Şiiliğin kucağına düşürmek istiyorlar.
İngiliz Şiiliği tehlikeli olduğu kadar liberal maslahatcı Şiilik de tehlikelidir. Birinden kaçıp diğerinin kucağına düşmemek gerekir. Velayet Şiiliği ilmi ve siyasi alanda inkılabi duruş ve mücadelesiyle bu tehlikeli akımların önünde durabilir.
Mektebi üç kuruş, dünyevi makamlar için tahrif edilmesine müsaade edenler veya vesile olanların yanısıra, Ehlibeytin muhabbeti ile ruhları yoğrulmuş Velayet aşıkları, Velayet Şiiliğinden asla vaz geçmeyecek ve bayrağı sahibine teslim edene kadar da kimseye boyun eğmeyeceklerdir.
Sabahattin Türkyılmaz
Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın