ABD’nin İran’a yönelik tehditlerinin ve ülkenin nükleer tesislerine olası bir saldırı ihtimalinin gündeme gelmesinin ardından, nükleer doktrinin gözden geçirilmesi konusu bir kez daha tartışılmaya başlandı. Nükleer fetvanın revize edilmesinden Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’ndan (NPT) çekilmeye kadar, İran’ın caydırıcılığını güçlendirmeye ilişkin çeşitli görüşler şekilleniyor.
ABD Başkanı Donald Trump geçmiş dönemlerde İran’ı “taş devrine döndürmek” ve “İran medeniyetini yok etmek” gibi ifadelerle tehdit etmişti. Her ne kadar açıkça atom bombası terimini kullanmamış olsa da, birçok gözlemcinin değerlendirmesi bu ifadelerin nükleer silah kullanma tehdidi anlamına geldiği yönündeydi.
İran’a Karşı Taktiksel Nükleer Silah Kullanma İhtimali
Konuyla ilgili olarak ABD uzmanı Fuad İzedi, Fars Haber Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, İran’a karşı taktiksel nükleer silah kullanımının gündeme gelme ihtimaline değinerek şunları söyledi: “ABD’de İran’a karşı taktiksel nükleer silah kullanılması tartışılıyor; zira geleneksel silahlarla bu füze sahalarını ve bazı yeraltı tesislerini hedef almanın mümkün olmadığını söylüyorlar. Eğer ABD’nin amacı İran’ın füze ve nükleer tesislerini tamamen imha etmekse, taktiksel nükleer bombaların kullanılmasını gündeme alabilir. Bazı Amerikalı yetkililerin imaları, bu seçeneğin yalnızca sözel bir tehdit olmadığını, operasyonel hesaplarında da yer alabileceğini göstermektedir.”
İzedi sözlerine şöyle devam etti: “Nükleer silah hem daha büyük bir tahrip gücüne sahiptir hem de çevrenin radyasyonla kirlenmesine yol açar; öyle ki en az bir-iki yıl o bölgeye giriş çıkış yapmak mümkün olmayacaktır.”
ABD uzmanı şunları kaydetti: “Amerikalılar bu konuda bir sorunla karşı karşıyadır; o da şudur ki, eğer İran’a karşı taktiksel nükleer silah kullanmak isterlerse, o zaman dünyanın her yerinde ‘İran neden nükleer silah yapmıyor?’ sorusu gündeme gelecektir. Şu anda da bazıları bu soruyu soruyor, ancak böyle bir durumda İran’ın nükleer silah üretmesi tamamen meşruiyet kazanacaktır.”
Son günlerde bazı siyasi figürler ve akımlar, ABD’nin nükleer tehdidine dayanarak nükleer doktrinin gözden geçirilmesini talep etti. Bu görüşün temel eksenini, askeri tehditler karşısında İran’ın savunma stratejisinin yeniden tanımlanması ve daha etkili bir caydırıcılık oluşturulması gerekliliği oluşturmaktadır.
Tümgeneral Rızai: Ülkeler Bugün Nükleer Bombaya Yönelebilir
Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Tümgeneral Muhsin Rızai, daha önce İran’a karşı yürütülen savaşın sonuçlarına değinerek Trump’ın eylemlerinin ve savaşın başlatılmasının, dünya ülkelerinin nükleer bombaya ulaşma arzusunu artırabileceğini söylemişti.
Rızai bu konuda şu ifadeleri kullanmıştı: “Bugün Atom Enerjisi Kurumu gibi kuruluşların ve NPT gibi güvencelerin işlevselliği ülkeler tarafından sorgulanmaktadır. Çünkü İran bu kuruluşlarla en üst düzeyde iş birliği yapmış, tesislerine benzeri görülmemiş denetimler uygulanmış ve hatta JCPOA’yı kabul etmiştir; ancak buna rağmen nükleer merkezlerimize yine de saldırılmıştır. Dolayısıyla bugün birçok ülke nükleer bombanın peşine düşebilir.”
Rızai daha sonra, İran’ın nükleer doktrinini değiştirme ihtimaline ilişkin bir soruya yanıt olarak şunları söyledi: “Biz hâlâ Şehit İmamımızın fetvasına bağlıyız ve tutumumuz bugüne kadar değişmedi. Ancak gelecekte ne olacağını bilmiyoruz. Gelecek belirsizdir; Amerikalılar bu savaşı sürdürmek mi istiyor? Nükleer tesislerimize tekrar mı saldırmak istiyorlar? Biz henüz bu konuda bir karar vermedik.”
Hacı Ali-Ekberi: Milletin Beklentisi Nükleer Doktrinin Gözden Geçirilmesidir
Cuma İmamları Politika Belirleme Konseyi Başkanı Hüccetülislam vel-Müslimin Hacı Ali-Ekberi, Virasti sosyal ağındaki mesajında İran’ın dış baskılara karşı durma gücüne işaret ederek şöyle yazdı: “Milletimizin beklentisi, nükleer doktrinimizi gözden geçirmemizdir.”
Hacı Ali-Ekberi ayrıca İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’nda (NPT) neden hâlâ kalması gerektiğini sorguladı.
Ulemadan Devrim Liderine Nükleer Silah Fetvasını Gözden Geçirme Çağrısı
İslam ülkelerinden 72 alim, düşünür ve müftü, İran İslam Cumhuriyeti Yüce Lideri’ne hitaben yazdıkları mektupta, nükleer doktrinde fıkhi ve stratejik bir değerlendirme ve revizyon yapılmasını talep etti.
Mektupta, Siyonist rejimin Gazze ve Lübnan halkına yönelik cinayetlerine ve ABD ile Siyonist rejimin İran’a yönelik askeri saldırılarına atıfta bulunularak, uluslararası sistemin mütecavizlerle mücadeledeki yetersizliği eleştirildi.
İslam dünyasının bu seçkin isimleri, Enfal Suresi 60. ayet ile Bakara Suresi 194. ayeti delil göstererek, savunma hazırlığını ve caydırıcı kapasiteler oluşturmayı tehditlerle mücadele için kaçınılmaz bir zorunluluk olarak değerlendirdi.
Mektubun başka bir bölümünde, talep edilen revizyonun; kesin şer’i ilkelere, zulmün haramlığı esasında, saldırı yasağına ve masumların canının korunmasına sadık kalınarak, ictihadın dinamizmi ve İslam dünyasının yeni gereksinimleri göz önünde bulundurularak yapılması gerektiği belirtildi. Bu revizyonun amacının; kalıcı güvenliği sağlamak ve düşmanların saldırılarının tekrarlanmasını önlemek için meşru, etkili ve orantılı çözümlere ulaşmak olduğu ifade edildi.
Paydari Cephesi: İran’ın Savunma Doktrininin Yeniden Yapılandırılması En Kısa Sürede Başlatılmalı
İslam Devrimi Paydari Cephesi de yayımladığı bildiride, İran’ın NPT’den çekilme ve güvence taahhütlerinin ötesindeki iş birliklerini durdurma sürecinin yasal ve yürütme aşamalarının başlatılmasını talep etti.
Bildiride, İran milletinin güvenliği, iktidarı ve izzetinin müzakere edilemez kırmızı çizgi olduğu belirtilerek; İslami Şura Meclisi milletvekillerinden ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi üyelerinden NPT’den çekilme ile ülkenin savunma ve askeri doktrininin yeniden yapılandırılması sürecini en kısa sürede takip etmelerinin beklendiği ifade edildi.
Güçlü İran Cephesi: Aziz Liderimizden Nükleer Silah Yapımını Ülkenin Doktrinine Dahil Etmesini İstiyoruz
Halkın Güçlü İran Cephesi de yayımladığı bildiride, İran’ı yok etmekle tehdit eden ülkelerde nükleer başlıkların bulunduğuna dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi: “Aziz Liderimizden, Şehit Liderin fetvasını gözden geçirerek nükleer silah yapımını ülkenin savunma doktrinine dahil etmesini istiyoruz; bu, halkın ve kamuoyunun talebidir.”
Ahmed Nadiri: Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney’in Farklı Bir Fetvası Olacaktır
İslami Şura Meclisi Başkanlık Divanı Üyesi Ahmed Nadiri, medyadaki atom bombası yapma gerekliliğine ilişkin kendi görüşlerine değinerek şunları söyledi: “Bazı kişilerin bu konuyu gündeme getirmesinden çok önce ben bundan bahsetmiştim ve on yıldan uzun süredir çeşitli mahfillerde nükleer sıcak test yapma ve atom bombası inşa etme yönünde hareket edilmesinin gerekliliğini vurguluyorum.”
Nadiri sözlerini şöyle sürdürdü: “Devrim Lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney’in tutumundan çıkardığım izlenim, kendilerinin fetvasının farklı olacağı ve bu konuda farklı görüşlere sahip bulunacakları yönündedir.”
Nadiri, bu yaklaşım değişikliğinin Şehit Liderin görüşünün yanlış olduğu anlamına gelmediğini vurgulayarak: “Bu durum Şehit Liderin hata yaptığı anlamına gelmez; aksine zamanın şartları değişmiştir ve zamanın gereksinimlerine uygun olarak ilerlemeliyiz.” dedi.
Nadiri şunları kaydetti: “O dönemde saldırıya uğramamıştık, ancak şimdi saldırıya uğradık; dolayısıyla şartlar değişmiştir ve bu değişen şartları dikkate alarak bu konuda karar vermeliyiz.”
