Erdoğan: Hava Harekatıyla Sınırlı Kalmayacak

rasthaber
Rasthaber –  Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pençe Kılıç Hava Harekatı’na ilişkin,
“Bu operasyon böyle rastgele ‘acaba kim ne der, nasıl olur’ diye
düşünülerek yapılmış bir harekât değil. Daha önce de söylediğimiz gibi, eğer
ülkemize, topraklarımıza birileri rahatsızlık veriyorsa bunlara biz bedelini
ödetiriz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar ziyareti dönüşünde
gazetecilerle söyleşi gerçekleştirdi. Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Irak ve
Suriye’nin kuzeyindeki terör hedeflerine yönelik düzenlediği Pençe-Kılıç Hava
Harekatına ilişkin değerlendirmeler bulunan Erdoğan şunları ifade etti:

“Şunu rahatlıkla söyleyebilirim; her şeyden önce Irak
ve Suriye’nin kuzeyindeki bu operasyon böyle rastgele -acaba kim ne der, nasıl
olur diye- düşünülerek yapılmış bir harekât değil. Daha önce de söylediğimiz
gibi, eğer ülkemize, topraklarımıza birileri rahatsızlık veriyorsa bunlara biz
bedelini ödetiriz. Nitekim şu anda da birçok saldırı planlaması içinde olan
veya bu tür saldırıları gerçekleştiren, tehdit oluşturan terör örgütleri var
güneyimizde. Bu Irak tarafında da var, Suriye tarafında da var. Her zaman
söylediğim gibi, ‘Bir gece ansızın gelebiliriz’ derken bunu tabii boşu boşuna
söylemedik. Zira beklenen, tasarlanan, planlanan saat geldiği anda da bu
adımlar atıldı. Nitekim dün gece yapılan operasyon da bunun tam bir
tecellisiydi. Çünkü bu terör örgütlerinin zararsız hale getirilmesi, yok
edilmesi bizim şu anda güvenlik güçlerimizin başlı başına, olmazsa olmaz bir
görevidir. Bunun sadece bir hava harekatıyla sınırlı kalması da söz konusu
değil. Burada ne kadarlık bir güç Kara Kuvvetlerinden de buna katılması
gerekir; bunu da zaten ilgili birimlerimiz, Savunma Bakanlığımız,
Genelkurmayımız birlikte kararını verirler; istişaremizi yaparız, ondan sonra
da adımlarımızı buna göre atarız. Zaten burada varlık gösteren ülkelerle de biz
diplomatik ilişkilerimizi yaparak adımlarımızı ona göre attık ve
atıyoruz.”

‘Kobani’de yuvalanan teröristlere karşı 12 hedefi vurmak
suretiyle orada etkisiz hale getirdik’

Erdoğan’a terör operasyonlarında nasıl bir yol izleneceğine
dair de soru soruldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her zaman zaten o bölge
hedefler arasında yer almıştır ve atılan adım da zaten buna göre atılmıştır.
Nitekim bu defa da yine aynı şekilde bu hedefte iki önemli bölge vardı. Bunun
bir tanesi Irak’ın kuzeyi, bir diğeri de Suriye’nin kuzeyi olan bölgelerdi. Bu
bölgelere yönelik adımlarımızı attık ve atmaya da buna devam edeceğiz. Ruslarla
da 2019’da Soçi’de yapılan bir anlaşmamız var. Onların bölgedeki teröristleri
temizleme sorumlulukları vardı. Maalesef birçok kez kendilerine tekrar tekrar
hatırlatmamıza rağmen bunu yapmadılar, yapamıyorlar. Biz de bunlara karşı
sessiz kalmayacağımızı, herhangi bir şekilde kendileri yapamadığı takdirde
oradaki teröristlere karşı adım atacağımızı söyledik. Dün de bu çerçevede
Kobani’de yuvalanan teröristlere karşı 12 hedefi vurmak suretiyle orada etkisiz
hale getirdik. Burada herhangi bir tahdit yok. Bu harekâtın sürekliliği söz
konusu. Karadan ve havadan gereken neyse yaptık. Bundan sonra da
yapacağız” dedi.

‘Hava harekatında çok sayıda terörist etkisiz hale
getirildi, hepsi daha sonra çıkacak’

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Irak ve Suriye’de kaç
kilometrelik bir alana, somut bir derinlik anlamında bu operasyon gerçekleşti?
Nereler vuruldu? Kaç tane uçak bu operasyona katıldı? Şimdiye kadar nasıl bir
bilanço ortaya çıktı?” sorusuna ise şu şekilde yanıt verdi:

“Pençe Kılıç Hava Harekatının icrasında 70 kadar
muharip ve destek uçağımız ile İHA’lar hep birlikte görev aldılar. Bu başarılı
operasyonu bu şekilde 70 kadar muharip ve destek uçağımız, İHA’lar hep birlikte
gerçekleştirdiler. Harekatta, Suriye ve Irak kuzeyinde ülkemizi, milletimizi ve
hudut güvenliğimizi tehdit eden teröristlere ait barınak, sığınak, mağara,
tünel, mühimmat depolarıyla sözde karargâh ve eğitim kamplarından oluşan toplam
89 hedef başarıyla imha edildi. Bu sıradan bir olay değil. Burada çok sayıda
terörist etkisiz hale getirildi. Bunlar mağaraların içinde. Bu mağaraların
hepsi bombalanıyor. Orada kimin öldüğü, kimin etkisiz hale geldiği, bunların
hepsi daha sonra çıkacak. Şu anda gelinen noktada Irak kuzeyinde yaklaşık 140
kilometre derinlikte 45, Suriye’de ise yaklaşık 20 kilometre derinlikte 44
terör yuvası tam isabetle vuruldu. Harekata katılan unsurlarımız hamdolsun
vukuatsız olarak tekrar görev mahalline döndüler. Operasyon sürerken sabaha
doğru 04.00’te Hulusi Paşa’yla görüştüm, son durum nedir bana anlattı. Bu
şekilde başarılı bir operasyonla geceyi kapamış olduk.”

‘Muhalefetin İçişleri Bakanlığımızı yermesi tam bir
garabet’

İstiklal Caddesi’ndeki terör saldırısının ardından
muhalefetin açıklamalarını eleştiren Erdoğan terörle mücadele ekiplerinin
saldırının ardından hızla sonuca ulaştığını söyledi ve şunları ekledi:

“Biz bu teröristleri yerinde etkisiz hale getirmeye
yönelik bütün planlamalarımızı geniş kapsamlı olarak ele aldık ve buna göre de
bu çalışmalarımızı sürdürdük, sürdürüyoruz. Tabii hangi aşamaya ne zaman
geliriz, ne zaman geçeriz; bunlar ayrı konular. Ancak muhalefetin İçişleri
Bakanlığımızı yermesi, ‘Sizin bunlardan haberiniz yok muydu?’ gibi ifadelerle
eleştirilmesi tam bir garabet. Yani düşünün, öyle bir güvenlik teşkilatı ki 12
saat içerisinde işin failini ve bunların bağlantılı olduğu bütün kişileri,
iltisaklı olduğu 50’ye yakın kişiyi evlerinde, bulundukları yerlerde,
çalıştıkları yerlerde yakalamış, hepsini toplamıştır. İşin bir numaralı faili
aynı şekilde hemen alınmıştır. Bütün bunlar yapıldığı halde kalkıp parlamentoda
konuyla ilgili abuk sabuk böyle garip garip açıklamalar yapıyorlar. Tabii bu
onların zülfü yarine dokunuyor. Şunu bir defa bilmeleri lazım; bundan sonra da
sizin beraber dayanışma halinde olduğunuz bu teröristler her zaman için er veya
geç ama bizim avucumuzun içindedir. Düşünün sadece İstiklal Caddesi’nde 100’ü
aşkın kamera izlenmiştir, takip edilmiştir ve bu kameralar takip edildikten
sonra da bunların hepsi toplanıp hemen gereken yapılmıştır. Bu tabii bizim
güvenlik teşkilatımızın, İçişleri Bakanlığımızın, tüm kahraman polis
teşkilatımızın ne denli güçlü olduğunun, güçlenerek yoluna devam ettiğinin de
bir alametidir. Dolayısıyla ben güvenlik teşkilatımızla iftihar ediyorum. Dünya
polis teşkilatının, Türk Polis Teşkilatının gücünü kabullenmiş olması ve “Türk
Polis Teşkilatı dünyanın en saygın polis teşkilatıdır” demesi, herhalde
rastgele bir tespit değil. Bu neyle oluyor? İşte bu tür uygulamalarla,
gösterdikleri başarılarla oluyor. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde yakalayıp
öldürdüklerini görüyoruz. Bizde ise öldürmeye yönelmiyor; canlı yakalamak, dinlemek
ve nereyle iltisakları olduğunu, bütün bunları çıkarmak suretiyle bunların
üzerine üzerine gittiler, gidiyoruz. İşte burada da olayın Suriye tarafından,
nerelerden tevarüs ettiğini, nerelerden ülkemize sızdıklarını, hepsini tespit
ettiler, çıkardılar ve üzerlerine üzerlerine de gidiyoruz. Şu anda yargılama
süreçleri de devam ediyor.”

‘Bu operasyonla ilgili ne Sayın Biden’la ne Sayın
Putin’le herhangi bir görüşme yapmış değiliz’

Hava harekatına dair ABD Başkanı Biden ve Rusya Devlet
Başkanı Putin ile görüşmediğini dile getiren Erdoğan şunları kaydetti:

“Biz bu operasyonla ilgili ne Sayın Biden’la ne Sayın
Putin’le herhangi bir görüşme yapmış değiliz. Fakat bizim her an bu bölgede bu
tür şeyleri yapabileceğimizi zaten sayın Biden da sayın Putin de biliyor.
Nitekim bu olayda da olduğu gibi, her zaman söylüyoruz ya, bir gece ansızın
gelebiliriz… Türkiye’nin güvenlik teşkilatı, bizler icazetli çalışmıyoruz.
Biz eğer bir adım atacaksak bunun kararını veririz ve bu adımı da atarız. Bu
konuda Amerika artık bizi bilmesi lazım. Herhalde biliyordur. Bundan sonraki
süreçte zaten bizim çok daha önemli adımları kararlı bir şekilde nasıl
atacağımızı, atmamız gerektiğini de inşallah hepsi görecek. Bizim tabii
üzüntümüz şu; biz Amerika’yla NATO’da beraberiz. Ancak binlerce araç, gereç,
mühimmat, silah bütün bunları Suriye’deki terör bölgesine maalesef bu Amerika
göndermiştir. Bu sayın Obama döneminden itibaren olmuş, sayın Trump döneminde
sürmüş, sayın Biden döneminde de devam etmektedir. Peki biz bunu onlarla
paylaştık mı? Evet paylaştık. Ben bunları sayın Obama’yla da paylaştım, sayın
Trump’la da paylaştım, sayın Biden’la da paylaştım. Kendilerine “Biz sizinle
NATO’da beraberiz, iki önemli müttefikiz. Bize böyle bir tehdit güneyden
geldiğine göre siz buradaki terör örgütlerine bu destekleri vermek suretiyle
bizi sıkıntıya sokuyorsunuz. Tabii biz bu sıkıntıları yaşayamayız. Gerektiğinde
bunlara gereken cevabı da vermek durumunda kalacağız” dedim. Tabii bir şey
söyleyemiyorlar. Biz de gerekeni bu noktada yaptık, yapıyoruz, yapmaya da yine
devam edeceğiz. Buralardan asla taviz veremeyiz, çünkü bu tür tavizler ülkemiz
için sıkıntıdır.”

‘Bunlar bu provokatif yaklaşımlarıyla iktidarı çökertiriz
sanıyorlar’

“Seçimler yaklaşıyor, seçimlere yaklaşıldığı için de
Cumhurbaşkanı bunu içerideki siyaset için kullanıyor” değerlendirmeleri de
soruldu Erdoğan’a. Cumhurbaşkanı “Bunlara yabancı değiliz” dedi ve
şunları ekledi:

“Bunlara karşı yapabileceğimiz aslında herhangi bir
değerlendirme yok. Çünkü biz terörle mücadeleyi yeni başlatmadık ki… Düşünün,
yıllar öncesinde terörün durumu neydi? Sorunlarda listenin başında terör vardı
değil mi? Peki şimdi sorunları şöyle bir gözden geçirdiğiniz zaman terör hangi
sırada? Şimdi aşağılara indi. Peki ekonomide durum ne? Buyurun işte en son
Merkez Bankasının döviz rezervi 123 milyar dolara ulaştı. Bu ay sonuna kadar
döviz rezervimiz belki 130 milyar doları bulacak. Ey muhalefet, biz bu
rakamlara yabancı değiliz. Başbakanlığım döneminde bizim döviz rezervimiz 135
milyar dolara kadar çıkmıştı. Türkiye buna yabancı değil. Biz bunu yeniden
evvelallah yakalayabiliriz, üstüne de çıkabiliriz. Bu adımları da atacağız.
Tabii bunlar bütün bu provokatif yaklaşımlarıyla zannediyorlar ki böyle dersek
biz iktidarı çökertiriz. Hayır, bunların hiçbirisiyle bizi çökertemezsiniz.
Çünkü biz emin adımlarla, dünyanın da bu noktada güvenini sağlamak suretiyle
yolumuza devam ediyoruz. Hele hele Rusya-Ukrayna savaşındaki tavrımız, dünyaya
verdiğimiz mesaj, açtığımız tahıl koridoru, bununla birlikte gübreydi,
amonyaktı vesaire buna yönelik attığımız adımlar ortada. Bütün bunların
neticesinde, hangi liderle görüşsek hepsinin bize söylediği şu; “Gerçekten çok
büyük işler başardınız. Çok büyük işler başarıyorsunuz ve sizlerle beraber
dünya şu anda rahat bir nefes alıyor.” İşte bu akşam Sayın Guterres’le yine yan
yanaydık, konuştuk. O da yine teşekkürlerini, şükranlarını bildiriyor. “Eğer
Türkiye bu işin içerisinde olmasaydı biz bu işi başaramazdık” diyorlar. Peki
muhalefetten böyle bir şey duydunuz mu, duyuyor musunuz? Bir teşekkür var mı?
Yok. Çünkü bizde muhalefet, olumsuzluklar üzerine kuruludur, hakkı teslim etme
üzerine değil. Onlar ister kabul etsin ister kabul etmesin, biz yolumuza devam
ediyoruz. Sayın Putin, bana şu teklifi yaptı; “Az gelişmiş ülkelere yani fakir
ülkelere biz ücretsiz olarak bu tahılı gönderelim.” Biz de mutabıkız dedik.
Hatta öyle bir planlama yaptık ki biz icabında buğdayı alırız, Türkiye’de bunu
una çeviririz, ondan sonra da un olarak bunu o az gelişmiş ülkelere göndeririz.
Guterres’le de konuştuğumuz gibi, şu anda bunu buğday olarak alıp una çevirmek
ve az gelişmiş ülkelere, fakir ülkelere bizim un olarak bunu göndermemiz de o
insanların bize olan hayır duasını artıracaktır.”

‘Mısır halkının geçmişteki birlikteliği, bizim için çok
önemlidir. Yeniden niye olmasın, yeniden niye başlamasın?’

Katar’da Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile
görüşmesine dair ise Erdoğan şunları ifade etti.

“Bir süreç başlayabilir demiştik. Böyle bir sürecin
başlaması için burada bir adım atılmış oldu ve hayırlısıyla görüşmeleri yaptık.
Temennim odur ki, önce bakanlarımızla başlayan bir süreci, daha sonra inşallah
üst düzey görüşmelerle iyi bir noktaya taşıyalım istiyoruz. Çünkü olaya ben
şöyle bakıyorum, Türkiye-Mısır arası, bir liderler buluşması değildir, Türk
milleti ile Mısır halkının geçmişteki birlikteliği bizim için çok önemlidir.
Yeniden niye olmasın, yeniden niye başlamasın? Bunların sinyalini verdik.
İnşallah fevkalade bir hal olmadıktan sonra bu adımı hayırlısıyla atarız. Bizim
tabii kendilerinden tek isteğimiz; bu görüşmelerle birlikte, bize karşı
Akdeniz’de tavır içinde olanlara yönelik burada biz barışı ikame edelim, onunla
beraber yolumuza inşallah devam edelim.”

‘Akşener’in kendisini ve yanındakileri bir gözden
geçirmesinde fayda var’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a İYİ Parti lideri Akşener’in “Kumar
masasında olmadık, bundan sonra da olmayacağız” açıklaması soruldu. Erdoğan
şunları söyledi:

“Böyle bir cevap mı olur? Şimdi bu ne demektir? 6’lı
masa alışveriş yapmıyor mu? Bir bana, bir sana demiyor mu? Hatta “şu kadar
bakanlık filancaya verilebilir” denmiyor mu? Kumar budur. Bunu kalkıp da Cumhur
İttifakı’na yıkmaya çalışırsan Sayın Akşener; ne Tayyip Erdoğan’ın hayatında
böyle bir şey var ne de Sayın Bahçeli’nin hayatında böyle bir şey var. Biz
işimize bakıyoruz. Bizim tek derdimiz bu ülkeye hizmet. Bu ülkeye hizmette de
bizim geldiğimiz yerler neresidir belli. Hayaliniz dahi bizim ulaştığımız yere
ulaşamaz. 20 yıl bunun çok açık ispatıdır. Altyapıda, üstyapıda, eğitimde,
sağlıkta, adalette, emniyette, tarımda, dış politikada nereye geldiğimiz, hepsi
ortada. Öyleyse bu çalışmayı, Cumhur İttifakı’nın attığı bu adımı nasıl bir
kumar oyunuyla özdeş hale getirmek istersin? Bu olacak iş mi? Onun için Sayın
Akşener’in kendisini ve yanındakileri bir gözden geçirmesinde fayda var.”

‘Bay Kemal bak ben resmi rakamdan bahsediyorum, İlk Evim İlk
İşyerim Projesine resmi müracaat sayısı 1.5 ayda 8 milyonu buldu’

Erdoğan’a sosyal konut projesi ve bakanlıkların verdikleri
destekler de soruldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şeyden önce Aile Bakanı
doğal gaz destekleriyle ilgili açıklamayı zaten yaptı. Doğal gaz konusunda
destek ödemeleri başladı, devam ediyor. Biz fakir fukaraya, garip gurebaya aynı
şekilde doğal gazı vermeye devam edeceğiz. Tabii burada bir şeyi özellikle ifade
etmem lazım; benim milletim feraset sahibidir. Şu an itibarıyla gittiğimiz her
yerde ciddi bir ilgi, alaka var. Nitekim Sayın Bahçeli’nin Samsun mitingi tek
kelimeyle muhteşemdi. Yani ne, nereye gidiyor, her şey ortada. Oraya gelenler,
kumar masasında olanlar değil; oraya gelenler halk, vatandaş. Cumhur
İttifakı’nın bir tarafı ne diyor ve Cumhur İttifakı şu anda nereye gidiyor;
bunu dinlemeye geldiler. Biz bu yola inançla ve her şeyimizi koyarak devam
ediyoruz. İnşallah şurada kaldı 6,5-7 ay. 7 ay sonra bambaşka bir sandık ortaya
çıkacak. Bu sandık, kendi içinde hesaplaşma sandığı değil; milletin kime, nasıl
baktığını ortaya koyan bir sandık olacak. Biz bu noktada milletimin ferasetiyle
hareket ediyoruz, bu ferasete güveniyoruz ve Allah’ın izniyle milletin kantarı
yine doğru tartacaktır ve o kantardan da Cumhur İttifakı çıkacaktır. Ancak
karşımızdakilerin karakterinde, cibilliyetinde zaten yalan meşrudur. Zaten en
tepelerindeki yalancı. Doğru lafı var mı? Başlarındakinin doğru lafı var mı?
Bunlar birbirine baka baka kararıyor. Üzüm üzüme baka baka kararırmış ya bunlar
da öyle. Bakıyor, nasıl olsa benim başımdaki yalanı bu kadar bol söylediğine
göre, ben söylesem ne olur diyor. Şu an itibarıyla İlk Evim İlk İşyerim
Projesine resmi müracaat sayısı 1,5 ayda 8 milyonu buldu. Bay Kemal bak ben
resmi rakamdan bahsediyorum. Öyle laf ola beri gele yok. Bunlar resmi rakam.
Geçerli başvuru sayısı da 5 milyon 135 bin 324’e ulaşmış durumda. Bir diğer
proje kapsamında arsa için 1 milyon 177 bin 56 başvuru yapıldı. Müstakil arsa
için 956 bin 79, müşterek arsa için de 220 bin 977 başvuru oldu. İş yeri için
ise 73 bin 135 başvuru oldu. Bakın nereden nereye geldik. Bu, milletin
iktidarına güveninin ifadesidir. Bu güven olmasa, bu millet gelip de bu
müracaatları yapar mı? Yapmaz. Hatta diyorlardı ki “siz milleti
aldatıyorsunuz.” E buyurun; millet bize inanıyor ve inandığı için de
müracaatını yapıyor. Mesele zaten bu inancı temin etmektir. Bu inancı temin
ettikten sonra bu millet sizi yolda yalnız koymaz. İşte salı günü Allah nasip
ederse Yusufeli Barajı’nın açılışını yapıyoruz. Yusufeli Barajı 275 metre
yüksekliği ile ülkemizin en yüksek, çift eğrilikli beton kemer barajlar
kategorisinde de dünyanın beşinci en yüksek barajıdır. 2,5 milyon kişinin
tükettiği enerjiyi inşallah üretiyor olacak. Öyle bir baraj. Bay Kemal, arzu
edersen sen de gel. Sayın Akşener de gelsin. Oradaki coşkuyu görsünler.
Sonradan özel olarak gelmeyi arzu ediyorlar. Aynen TOGG’da olduğu gibi. Açılışa
gelmediler, sonra ziyarete gelebilir miyiz diye haber gönderdiler. Memnuniyetle
gelsinler görsünler dedik. Biz kıskanmayız, yeter ki gelsinler. Çünkü bazı
şeyleri göre göre onlar da ufuk sahibi olacaklar. “Demek ki İtalya’da
yapılmıyormuş, burada yapılıyormuş” diyecekler. Bunu da görecekler. Bu milletin
nelere muktedir olduğunu bunlar hala anlamadılar, hala buna inanmıyorlar. Biz
Fatih Sultan Mehmet ile topunu yapıp ondan sonra İstanbul’u fetheden bir millet
değil miyiz? Biz buradan gelmiyor muyuz? Demek ki yaparız. Arabaları da
yaparız. Şimdiden siparişler zaten yoğun şekilde geliyor, bu siparişleri de
inşallah yetiştiririz” dedi.

‘Fırsatçılara yönelik para cezasının dışında atılacak
adımlar da var’

Artan fiyatlar konusunda ‘fırsatçılık’ yapanlara ilişkin de
Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları ifade etti:

“Biz hukuk devletiyiz. Soruşturmalar neticesinde
gerekli adımları attık, atarız. Hazine Maliye ve Ticaret Bakanlıklarımız
hassasiyetle takip ediyor. Bu noktada kontroller çok daha farklı uygulamalarla
devam edecek. Çünkü para cezası demek ki bunları ıslah etmiyor. Para cezasının
dışında atılacak adımları da ilk Kabine Toplantımızda inşallah masaya yatırırız
ve oradan da bunların üzerine ayrıca gideriz. Değişik öneriler var. Bütün
mesele yaptırımın çok daha ağır olması. Bu bunlara ürkütücü gelebilir. Bunu
halletmek lazım.”

‘Ben bu akşam gerçekten Ekvador’u beğendim’

Erdoğan Dünya Kupası’ndaki beklentisini de açıkladı:

“Bunlar daha ilk maçlar. Buradan bir tespit yapabilmek,
şu favoridir demek kolay bir iş değil. Her şeyden önce bu takımları tam
tanımıyoruz dersek yeridir ama bazı ülkeler var ki geçmişinden bugüne bu işlere
hep damga vurmuş; Brezilya gibi, Arjantin gibi, Uruguay gibi… Tabii şimdi
bakıyorsunuz bu ülkelerde de değişiklikler var. Yani şu anda bu ülkelerin
durumu nedir, onlar da belli değil. Onun için bir defa ilk maçlar bittikten
sonra havayı bir görmek lazım. Ondan sonra belki bir karara varılabilir. Mesela
ben bu akşam gerçekten Ekvador’u beğendim. Güçlü bir takım. Öbür tarafta Katar
da ilk defa böyle bir şampiyonaya katılıyor. Örneğin bu grup bayağı güçlü bir
grup. Burada Hollanda var, Senegal var. Bunlar hep güçlü takımlar. Sıradan
takımlar değil. Onun için ilk maçları görmek lazım. Ondan sonra da “Bu işi şu
ülke götürür” deriz.”

‘Türkiye’nin organizasyon becerisi zaten tüm dünyanın
malumu’

Türkiye’nin 2028 ve 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası için
başvuru ve girişimlerine dair ise Erdoğan şunları söyledi:

“Biz hem 2028 için hem sonrası için müracaatımızı
yaptık. Türkiye olarak hem dünyada en modern ve en yeni statlarımızla hem
teknik açıdan güçlü yönlerimizle hem kapasitemizle bu organizasyonların en
iyisini düzenleyeceğimizden şüphemiz yok. Türkiye’nin organizasyon becerisi
zaten tüm dünyanın malumu. Bununla birlikte tabii biliyorsunuz 2023 Şampiyonlar
Ligi finali de haziran ayında İstanbul’da oynanacak. Artık Türkiye bu konularda
talep eden değil, talep edilen bir ülke. O yüzden biz kendimize güveniyoruz.
Geçtiğimiz yıl 200’den fazla uluslararası organizasyon yaptık. Hakikaten her
bir farklı branşa hitap eden altyapı en güzel şekilde ülkemizde mevcut. İnşallah
bundan sonra da futbolda da dünya futbolu adına bir kazanım olur diye
düşünüyorum. Bir de özellikle şu önemli. Mesela Türkiye’nin İskoçya ve Çekya
ile maçlarını seyrettim. Bu iki maçta da takımı daha toparlanmış gördüm, daha
diri gördüm. Tabii bir de takımımız şu anda daha gençleşmiş bir takım ve farklı
bir havası var. Bu havayla da inşallah devamlı kendini toparlaması ve önümüzde
yapılacak olan resmi maçlardan da başarıyla çıkması özgüvenini artıracaktır.
Kendilerine başarılar diliyoruz. Kaldı ki bayağı genç bir takımımız var.
İnşallah bu genç takımımızla bizler, “dünyada biz de varız”
dedirtebiliriz.”

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın