Atvan: Washington’ın Suriye’deki İşgal Dönemi Bitti

rasthaber
Rasthaber –  Rey el-Yevm Gazetesi Başeditörü, ABD’nin Suriye’deki işgal
döneminin sona erdiğini ve yakında Amerikalıların tüm bölgeden çıkarılmasına
şahit olacağımızı vurguladı.

Dün, haber kaynakları, işgalci ABD’nin Suriye’nin
doğusundaki işgal mevzilerine yönelik büyük çaplı roket saldırıları hakkında
bir haber yayınladı. Bu haberlere göre, bu saldırılar sırasında el-Omar petrol
sahasındaki Amerikan üssü hedef alındı ​​ve ardından arka arkaya çok sayıda
patlama sesi duyuldu. Ayrıca söz konusu saldırılarda el-Omar üssünün yanı sıra Koniko’daki
Amerikan üssüne de çok sayıda roket saldırısı düzenlendi.

Yerel kaynaklar şu açıklamalarda bulundu: ‘Bu saldırılarda
Koniko’daki Amerikan üssüne 20 roket atıldı. Bu saldırılar üssün içinde büyük
bir yangına neden oldu ve çok sayıda kişi yaralandı. Son üç gecede yerel medya,
birkaç roketin Deyrizor’daki işgal üslerini vurmasının ardından işgalci ABD
ordusu ile doğu Suriye’deki direniş grupları arasında karşılıklı ateş
açıldığını bildirdi.

Bu bağlamda, Arap Dünyasının önde gelen analistlerinden ve
Rey el-Yevm Gazetesi Başeditörü Abdel Bari Atvan kaleme aldığı yazısında şu
ifadelerde bulundu: ‘Petrol, gaz ve tahıl açısından zengin olan Suriye’nin
kuzeydoğusundaki işgalci ABD güçlerinin füze ve İHA saldırılarının hedefi
olduğu görülüyor. ABD’nin resmi açıklamalarına göre bu saldırılarda bir
Amerikalı müteahhit öldü, 5 asker de yaralandı. Tabii ki, ABD’nin söz konusu
saldırılardaki kayıplarının gerçek sayısının bu olması pek mümkün değil ve
onları küçük düşürücü bir yenilgi bekliyor.

ABD’nin F-15 savaş uçaklarının Deyrizor’da çok sayıda
direniş kuvvetinin şehit olmasına yol açan saldırılar gerçekleştirdiği
doğrudur. Ancak işgalci ABD’nin işlediği bu cinayete, Suriye’nin Deyrizor
vilayetinin doğusundaki el-Omar petrol sahasındaki ABD üssüne 10 füze
saldırısıyla cevap verildiği de bir gerçektir. Burada Amerikalılar için
tehlikeli olan nokta, insansız hava araçlarının ve füzelerin savaş alanına
girmesi ve sayıları 900’ü bulan işgalci ABD güçlerinin Suriye’deki güvenliğini
kaybetmesidir. 10 yıl sonra ilk kez işgalci ABD güçlerinin Suriye’de kayıplar
verdiğini de gördük ve bu askeri açıdan çok önemlidir.

Bu konunun öneminin nedeni, ABD’nin çok gelişmiş hava
savunma sisteminin, bu ülkenin üslerini hedef alan İHA’larla başa
çıkamamasıdır. Bu konu işgalci ABD güçleri safları ve Beyaz Saray’daki
liderleri arasında bir korku ve dehşet ortamı yaratmıştır. Çünkü bu onlara çok
büyük kayıplar yaşatmıştır. Suriye’de son iki gün içinde yaşanan askeri çatışmaların
manşetlerine baktığımızda, direniş eksenine bağlı güçler ile onların Irak ve
Suriye’nin sınır bölgelerindeki komutanlıklarının çatışma kurallarında köklü
bir değişiklik yaşandığını görüyoruz.

Bu bağlamda çatışma kurallarının değişmesi, direniş
güçlerinin Amerika’nın askeri varlığıyla bir arada yaşama aşamasından
işgalcilere yönelik doğrudan saldırılara geçmesi ve ABD güçlerini Suriye’den
derhal çekilmeye zorlamak ve işgalci ABD’ye bağlı Suriye Demokratik Güçlerinin
tasfiye edilmesi ve nihayet Amerikalıların işgal ettiği bölgelerin ve Suriye
halkının petrol ve gaz zenginliklerinin geri alınması olan daha büyük bir
stratejik hedefe ulaşmak istemeleriyle bağlantılıdır.

ABD Başkanı Joe Biden Cuma günü düzenlediği basın toplantısında,
“ABD, İran’la çatışma peşinde değil, ancak halkımızı desteklemek için kararlı
bir şekilde yanıt vermeye hazırız” dedi.

Bu, Amerikalıların geri çekilmesinin, direniş güçlerinin ve
komutalarının ABD’nin Suriye’deki yasadışı askeri üslerini hedef alma
konusundaki şaşırtıcı ve hesaplı tepkisinin ilk sonucunu gösterdiği anlamına
geliyor. Joe Biden’ın korumaya söz verdiği Amerikan halkının kimler olduğunu ve
Suriye’de nerede olduklarını bilmiyoruz.

Elimizdeki bilgilere göre Suriye’de bulunan Amerikalılar,
Suriye petrolünü ve gazını alenen çalan ve karaborsada satan işgalci güçlerdir.
Ancak Amerikan ulusu Suriye’den 5 bin milden daha uzakta ve Suriye’den veya
Irak’tan onlara yönelik bir tehdit yok. Aksine, her şey tam tersidir. Belki bu,
ABD Başkanının İran’ı vurma ve ona yönelik saldırı konusundaki tehditlerini
geri çektiği ve bu ülke ile bir çatışma istemediğini vurguladığı ilk
açıklamadır.

Fırat’ın doğusundaki Amerikan üssünün dakik bir şekilde
hedef alınması ve Amerikan askerlerinin ölümüne ve yaralanmasına yol açan
insansız hava aracı saldırıları, iki ana taraf için çok güçlü bir mesaj
içeriyordu:

–          – Bu mesaj öncelikle, sadece
Suriye’de değil, tüm Arap bölgesindeki, özellikle Fars Körfezi ve Irak’taki tüm
ABD üslerinin, direniş füzeleri ve insansız hava araçları için kolay ve meşru
hedefler olduğu konusunda ABD liderliğine yöneliktir.

–          – İkinci mesaj, Siyonist
rejimin, başta Suriye’nin havalimanları olmak üzere bu ülkenin mevzilerine
yönelik hava saldırılarına karşılık verme zamanının çok yakın olduğu, çünkü
Fırat’ın doğusundaki dünyanın en büyük gücünün (Amerika’nın) üslerini vurmaktan
çekinmeyen birinin, Siyonistlere daha büyük darbeler vurmaktan çekinmeyeceği konusunda
işgalci Siyonist rejime yöneliktir.

Joe Biden ve Amerikalı generaller bu mesajları alıp,
içindeki şifreleri anladılar ve her zaman mücadeleye hazır güçlü bir eksenle
karşı karşıya olduklarını anladılar. Bu nedenle, ABD başkanı ve generalleri
aceleyle özellikle Amerikalıların Ukrayna kriziyle boğuştuğu bu durumda İran’la
savaş peşinde olmadıklarını açıkladılar.

Suriye petrolünün, gazının ve tahılının Amerikalılar
tarafından çalınması muhtemelen önümüzdeki birkaç gün veya hafta içinde
duracak. Dolayısıyla Amerika’nın Afganistan’daki Kabil Havalimanı’ndaki küçük
düşürücü yenilgi sahnesi, Fırat’ın doğusunda ve Suriye’deki Tanf üssünde,
Irak’taki Yeşil Bölgede ve Aynü’l Esed’de bir kez daha tekrarlanacak.’

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın