normalleşmesinin bölgedeki tüm ihtilafları olumlu etkilemesi ve Suriye Devlet
Başkanı Beşar Esad’ın vekalet savaşından hem askeri hem siyasi zaferle
çıktığının nişanesi olarak Arap Birliği’ne geri dönmesine ‘gafil avlandığını’
itiraf eden Biden yönetimi, Suriye’de bundan sonra neler olacağına dair
soruların hedefinde.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Vedant Patel de
Ankara’nın zeytin dalı uzattığı Esad’ın Körfez’in başını çektiği Arap ülkeleriyle
normalleşmesinin ardından Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) akıbetiyle ilgili
sorulara muhatap oldu. Ankara’nın PKK’nin uzantısı, dolayısıyla ‘terör örgütü’
kabul ettiği YPG’nin başını çektiği SDG, Washington tarafından ABD askerlerinin
eşliğinde, askeri üslerle donatılıp silah yağdırılarak, finansman kanalize
edilip toprak tahkim etmesi sağlanarak destekleniyor.
7 Haziran’daki günlük basın toplantısında, Patel’e,
“Suriye lideri Beşar Esad bölgesel arenaya dönüyor ve bölge ülkeleriyle
ilişkilerini normalleştirme yolunda ilerliyor” hatırlatmasını yapan bir
gazeteci, şu soruyu yöneltti:
“ABD, Suriye’deki ABD destekli Kürt yönetiminin Şam’la
resmi ilişkiler kurması ve yarı özerk bölgenin geleceğini Beşar Esad rejimiyle
güvence altına alması fikrini destekliyor mu? Kürtlere Şam’a geri dönmeleri
için yeşil ışık yaktınız mı?”
2254 sayılı BM kararını kalkan yapma çabası
Suriye’yle ilgili BM kararları uyarınca Washington’ın resmi
pozisyonunu tekrarlayan ABD Dışişleri Sözcüsü Patel, “Kuzeydoğu Suriye’de
ayrı bir devlet kurulmasını desteklemiyoruz” iddiasında bulunarak şöyle
devam etti:
“Suriye’de ve daha geniş bölgede kalıcı istikrar, ancak
Suriye halkının iradesini temsil ettiğine inandığımız bir süreçte
gerçekleşebilir. Bunun ana hatları BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı
kararıyla çizilmiştir. ABD Dışişleri Bakanı ve bu binada bulunan diğerleri,
konumumuzu oldukça net şekilde ortaya koydu: 2254 sayılı kararla tutarlı hakiki
ilerleme olmadan Esad rejimiyle normalleşmeyi desteklemiyoruz.”
BM Güvenlik Konseyi’nin 18 Aralık 2015’te kabul ettiği 2254
sayılı karar, “Suriye’nin geleceğine Suriye halkı karar verir” ilkesi ışığında
‘siyasi geçişin Suriyelilerin önderliğinde olması, güvenilir, kapsayıcı ve
mezhepsel olmayan yönetim oluşturulması ve BM gözetimi altında özgür ve adil
seçimler yapılmasını’ öngörüyor. Yani hiçbir yerinde ‘Esad’ın devrilmesinden,
Esad’ın dışlanmasından ya da Esad’la ilişki kurulmamasından’ söz etmiyor.
Bu kez yaptırım lafı çıkmadı
Arap Birliği’nin Esad’ı yeniden kucaklaması sonrası,
Patel’in ‘Şam’la normalleşen ülkelere yaptırım’ tehdidini dile getirmemesi de
dikkat çekti. Sürecin başında ABD Dışişleri’nin konuyla ilgili her
açıklamasında Esad yönetimiyle ilişkili ülke ve şirketleri de kapsayan 2020
Sezar yaptırımlarının sopası gösteriliyordu./sputnik
