İranlı Yetkiliden 4’lü Zirve Hakkında Açıklama

Adem Namlı

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreterliği Uluslararası İşlerden Sorumlu Yardımcısı Ali Bakıri Keni, İran, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın Tahran’da gerçekleştirdiği dörtlü toplantıyı değerlendirdi.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreterliği Uluslararası İşlerden Sorumlu Yardımcısı Ali Bakıri Keni, İran, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın pazartesi günü Tahran’da gerçekleştirdiği dörtlü toplantının, İran halkının direnişinin ve silahlı kuvvetlerinin cesaretinin bir sonucu olduğunu ifade etti.

Son birkaç ay içinde bölgede yaşanan önemli ve stratejik gelişmelerin ardından düzenlenen toplantının, İsrail rejiminin ve ABD yönetiminin saldırgan politikaları bağlamında özel bir önem taşıdığını belirten Bakıri Keni, bu buluşmanın dikkat çekici bir gelişme olduğunu kaydetti.

Bakıri Keni, bugün herkesin İran halkının ve silahlı kuvvetlerinin direnişinin, ülke liderliğinin izlediği politikalarla birlikte ABD’nin hedeflerine ulaşmasını engellediğini ve Washington’ı çıkmaza sürüklediğini kabul ettiğini söyledi.

İsrail rejiminin de iyi bir durumda olmadığını savunan Bakiri Keni, İran’a yönelik saldırıların ardından ortaya çıkacağını düşündükleri tablonun kendi planlarına uygun gelişmediğini ifade etti.

İran, iki saldırganlığa karşı da başarıyla direndi

Bakıri Keni, yaşanan gelişmelerin iki temel sonucu olduğunu belirterek, ilk olarak İran’ın ulusal ve yerli imkânlarına dayanarak iki ayrı dönemde ve iki farklı rejim tarafından gerçekleştirilen açık saldırılara karşı koyduğunu ve her iki aşamada da başarı elde ettiğini söyledi.

İkinci önemli noktanın ise İran’ın savunma kapasitesinin ülkenin kendi iç kaynaklarından doğması olduğunu vurgulayan Bakıri Keni, şunları kaydetti:

“Ekipmanlarımız ve silahlarımız, genç bilim insanlarımızın bilgi ve düşüncesiyle, ülkemizin sanayicilerinin ve teknoloji uzmanlarının çabalarıyla üretildi. Bu yetenekler sahada da kendini kanıtladı.”

ABD ve Batılı ülkelerin onlarca yıldır İran’ı stratejik alanlarda yaptırımlara maruz bıraktığını hatırlatan Bakıri Keni, bu yaptırımların farklı biçimler aldığını ve Batılı ülkelerin gerçek yüzünün giderek daha açık biçimde ortaya çıktığını ifade etti.

Özellikle askerî alanda İran’ın gelişmiş ekipman ve imkânlara erişiminin engellendiğini belirten Bakıri Keni, buna rağmen İran Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki gençlerin elde ettiği ilerlemelerin sahada etkinliğini kanıtladığını dile getirdi.

Bölgesel güvenlik ABD’ye bağlılıkla sağlanamaz

İranlı yetkili, ülkenin kendi kapasitesine dayanmasının çözümün anahtarı olduğunu belirterek, bazı bölge ülkelerinin ABD gibi büyük bir güçle yakın ilişkiler kurarak kendilerini her türlü tehditten koruyabileceklerini düşündüklerini söyledi.

Ancak yaşananların bu düşüncenin gerçekle örtüşmediğini gösterdiğini savunan Bakıri Keni, bölge ülkelerinin artık bölgesel etkileşime ve kendi aralarındaki iş birliğiyle dayanışmaya dayalı bir güvenlik anlayışına yönelmek zorunda olduklarını ifade etti.

Bakıri Keni, İran’ın kendi kendine yeterlilik ve yerli güç kapasitesini geliştirme politikasının stratejik bir temel oluşturduğunu belirterek, Tahran’daki toplantıya katılan diğer ülkelerin de bu yaklaşımın önemini kabul ettiğini söyledi.

Bu anlayışın geleceğe yönelik iş birliğinin temel taşı olabileceğini kaydeden Bakıri Keni, bölgesel güvenliğin sağlanmasında ortak hareket etmenin önemine dikkat çekti.

İsrail rejimi bölgesel istikrarsızlığın kaynağı

Bakıri Keni, toplantıda öne çıkan ikinci önemli konunun İsrail rejiminin bölgedeki güvensizlik, istikrarsızlık, kriz ve gerilimlerin kaynağı olarak değerlendirilmesi olduğunu söyledi.

Son yıllarda yaşanan gelişmelerin ardından İsrail’in kendi gücünü diğer aktörlere göstermeye çalıştığını belirten Bakıri Keni, rejimin uygulamalarının bunun yerine saldırganlığını ve yayılmacı hedeflerinde sınır tanımadığını ortaya koyduğunu belirtti.

“Büyük İsrail” projesinin bölgedeki birçok ülkeyi kapsadığını söyleyen Bakıri Keni, İsrail’in bölgesel istikrarsızlığın temel aktörü olduğu yönündeki değerlendirmenin, bölge ülkeleri arasında ortak güvenlik anlayışının gelişmesi için bir zemin oluşturduğunu ifade etti.

Dörtlü toplantı fikri masıl ortaya çıktı?

Bakıri Keni, Tahran’daki toplantının hazırlık sürecine ilişkin de bilgi verdi.

Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin daha önce Pakistan’da bir toplantı gerçekleştirdiğini ve İran’ın da bu görüşmeye katılmasını istediklerini belirten Bakıri Keni, ancak o dönemde koşulların İran’ın katılımına uygun olmadığını söyledi.

Üç ülkenin daha sonra Türkiye’de bir başka toplantı düzenlediğini aktaran Bakıri Keni, bu görüşmede de İran’ın katılımına yönelik isteklerini dile getirdiklerini kaydetti. Ancak bu kez söz konusu ülkelerin İran’a gitme ve toplantıyı Tahran’da düzenleme fikrini kendilerinin ortaya attığını vurguladı.

Bakıri Keni, Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı’nın kısa süre önce Tahran’a yaptığı ziyaret sırasında Tümgeneral Rızai ile görüşmesinde, üç ülkenin İran’a gelerek ortak bir toplantı düzenlemek istediğini ilettiğini aktardı.

Bu girişimin iki temel amaca dayandığını belirten Bakıri Keni, ilk amacın muhatabının yeni görevini tebrik etmek ve bölgesel iş birliğinin geliştirilmesinde üstlenebileceği rolü vurgulamak olduğunu söyledi.

İkinci amacın ise bölgesel güvenlik konusunda istişarelerde bulunmak, görüş alışverişi yapmak ve güvenliğin sağlanmasına katkı sunacak güçlü bir iş birliği zemini oluşturmak olduğunu ifade etti.

Dört ülke, bölgesel iş birliğinin öncüsü olabilir

Bakıri Keni, Tahran’daki toplantının bu yaklaşım temelinde şekillendiğini ve dört tarafın da bölgesel güvenlik konusunda kendi görüşlerini ortaya koyduğunu belirtti.

Toplantının en önemli özelliklerinden birinin, hiçbir ülkenin kendi bakış açısını diğerlerine dayatmaya çalışmaması olduğunu vurgulayan Bakıri Keni, asıl hedefin dört ülkenin ortak hareket etmesini sağlayacak bir çerçeve oluşturmak olduğunu söyledi.

Bu dört ülkenin bölgesel iş birliğinin öncüsü olabileceğini belirten Bakıri Keni, oluşturulacak zeminin diğer bölge ülkelerinin de güvenlik çalışmalarına katılımını kolaylaştırabileceğini dile getirdi.

Bakıri Keni, dört ülkenin birlikte hareket etmesinin hem İslam dünyasında hem de bölgesel düzeyde önemli sonuçlar doğurabileceğini sözlerine ekledi.

mehr

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın