“İsrail Batı’ya Yük Oldu”

rasthaber
Rasthaber –  Filistin’de yaşanan gelişmeler ışığında, bölgedeki gaz
yataklarının varlığı ve jeopolitik rekabet çerçevesinde Lübnan’ın eski
Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın kurucusu olduğu Özgür Vatan Partisi’nin Uluslararası
İlişkiler Bürosu Başkanı Beşir Haddad ve Dumlupınar Üniversitesi Siyaset Bilimi
ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Barış Adıbelli gündemi
değerlendirdi.

Beşir Haddad öncelikle HAMAS’ın 7 Ekim’deki “Aksa Tufanı”
operasyonunu değerlendirdi: “Aksa Tufanı kesinlikle herkesi şaşırtan bir
operasyon oldu. İsrail’in hem Gazze’de hem de Batı Şeria’da Filistin halkına
yönelik saldırılarının bir birikimi olarak ortaya çıktı. Her yıl öldürülen
Filistinlilerin sayısı yaklaşık 700’e ulaşmış, kolonizasyon hızlandırılmış ve
Filistin davasını tasfiye etmeyi amaçlayan bir politika izlenmiştir. Amaç
başlangıçta kurbanların intikamını almaktı ancak bunun normalleşme, ekonomik
yollar, petrol ve gaz gibi diğer stratejik konular üzerinde kesinlikle
sonuçları olacaktır. Filistinliler yeni gelişmiş kabiliyet ve becerilerini
(savaş becerileri ve istihbarat olsun) açıkça ortaya koydular.”

‘ABD’NİN SÜREKLİ DESTEĞİNE İHTİYAÇ DUYUYOR’

Batı’nın İsrail’e verdiği desteği değerlendiren Haddad,
Gazze’deki çatışmaların bölgede bir savaşa dönüşüp dönüşmeyeceğini şöyle
aktardı: “Askeri müdahalenin seviyesi (ABD’den) gerçekten de şaşırtıcıydı.
Sanırım kimse bunu beklemiyordu. Bence bunun amacı:

a. İsrail’i seçim nedeniyle teknik olarak desteklemek,

b. Çatışmanın büyümesine yol açabilecek hesapsız adımları
engelleyerek İsrail’i “kendinden” korumak,

c. İsrail’i İran ekseninden gelebilecek olası bir saldırıdan
korumak,

d. Çin ve Rusya’ya müdahale etmemeleri için sinyal
göndermek. Bu aynı zamanda kendisini yaratan Batı bloğuna “yük” olmaya başlayan
bir İsrail’i de gösteriyor. İsrail artık kendi ayakları üzerinde duramıyor ve
varlığını sürdürebilmek için ABD’nin sürekli desteğine ihtiyaç duyuyor.
Yenilmezlik efsanesi öldü. Süreç 2000’de Güney Lübnan’dan çekilmesiyle başladı,
ardından 2006’daki aşağılayıcı yenilgisi geldi ve bu ay Aksa Tufanı yaşandı ve
bunun tek özelliği İsrail topraklarında gerçekleşmiş olmasıydı. İsrail
kesinlikle eskiden bildiğimiz ve algıladığımız İsrail değil. Olayların
gidişatını Gazze savaş alanındaki sonuç belirleyecektir. Filistin direnişi iyi
hazırlanmış, yılların deneyimine ve İsrail’in insan kapasitesini aşan insan
kapasitesine sahip ve bu da İsrail’e tek bir seçenek bırakıyor, o da masum
sivilleri vurmak ve altyapılarını yok etmek. Ayrıca Filistinli nüfusu komşu
ülkelere (Mısır ve Ürdün) nakletme hayallerini de gerçekleştirmeye
çalışacaklardır. Güney Lübnan’dan Suriye, Irak ve Yemen’e kadar İsrail ve
ABD’ye karşı operasyonlar yürütüldüğünü görebiliyoruz. Bunların, bu eksenin
“kırmızı çizgilere” saygı gösterilmemesi halinde çatışmaya tam ölçekli olarak
katılmaya hazır olduğuna dair mesajlar olduğu açıktır. Şimdilik bir tırmanma ve
tam bir savaş beklemiyorum. Ancak durum her an değişebilir.”

‘İSRAİL HALKININ GÜVENİ AZALIYOR’

Haddad, Gazze’deki esas meselesinin sadece enerji
yataklarına sahip olmak olmadığına, İsrail’in ciddi şekilde güç kaybettiğine ve
İsrail rüyasının sona ermek üzere olduğuna dikkat çekti. Lübnanlı siyasetçi
İsrail’in ana hedefini şöyle anlattı:

“İsrail’in ana hedefi Filistin davasını tasfiye etmektir.
Son olayların, bazı tahminlere göre günde yaklaşık 1 milyar dolar kaybeden
İsrail ekonomisi üzerinde açık bir etkisi oldu. Zaten açılmış olan gaz sahaları
çalışmayı durdurdu. Ancak İsrail için daha da önemlisi, İsrail halkının güveni
azalıyor, yerleşimciler evlerine geri dönmeyi reddediyor ve “vaat edilmiş
topraklardan” uzaklaşan “istila edilmiş” bir göç görmeye başlıyoruz. “İsrail
rüyası” yavaş yavaş ölüyor. Gazze kıyılarındaki potansiyel gaz yataklarından faydalanmak
elbette İsrail’in bir hedefi… ama önce savaşı kazanmaları gerekiyor ki bu da
şimdilik çok uzak bir hedef.

‘SALDIRI OLMASA DA İSRAİL GAZZE’YE GİRECEKTİ’

Dr. Barış Adıbelli de bölgede jeopolitik rekabete dikkat
çekerek, ABD’nin Orta Doğu’da elini güçlendirmeye çalıştığına vurguladı.
Adıbelli, HAMAS’ın operasyon yapmasaydı da İsrail’in Gazze’ye saldırı
başlatacağını belirterek, şunları anlattı:

“Bir soruyla başlayalım. HAMAS saldırmasa İsrail
saldırmayacak mıydı? Evet, HAMAS bir etki- tepki yaptı. İsrail’de karşılığında
sözde misilleme adı altında katliam yapıyor. İşin özü, İsrail, HAMAS saldırmasa
da Gazze’ye bir operasyon düzenleyecekti. Netanyahu 22 Eylül’de Birleşmiş
Milletler’de elindeki haritayı gösterdiği zaman Filistin yoktu. Yani yeni bir Orta
Doğu vardı kafalarında. Suudi Arabistan ile de normalleşme sağlanmaya
çalışılıyordu ve akabinde Çin, Orta Doğu’ya daha fazla yerleşmeden cerrahi bir
operasyon yapacaklardı. Yani İsrail HAMAS’ın saldırıları olmasa da bir
bahaneyle Gazze’ye girecekti.”

BÖLGEDEKİ GAZ YATAKLARI

Gazze hem açıklarındaki gaz yatakları sebebiyle hem de
konumu itibariyle bölgeye kurulabilecek bir dağıtım tesisi için önemli bir
bölge. Dolayısıyla İsrail burada Filistinlilerin yaşamasını istemiyor. Çünkü
burada Filistin’in varlığı demek onlara kira vermek demek. İsrail’in isteyeceği
en son şey elinde silah olan Filistinli değil, cebinde parası olan zengin
Filistinli. O yüzden Gazze’yi insansızlaştırmak istiyorlar. Bölgede 21.yüzyılın
jeopolitik savaşı yaşanıyor.

‘EN KİLİT BÖLGE ORTA DOĞU’

Bölgeyi sadece Filistin- Gazze olarak değerlendirirsek
sınırlı bir sonuca ulaşırız. ABD, Doğu Akdeniz’de ve Ege’de Çin’in Kuşak ve Yol
projesini budamaya yönelik hamleler yaptı. Orta Asya’da “Orta Asya-ABD Devlet
Başkanları Zirvesi” yaptı. Buralarda ne konuşuldu tam bilgi sahibi değiliz, ABD
buralarda Çin’in önünü kesecek adımlar attı. Öte yandan Türkiye’nin konumu,
Zengezur konumunun da açıklaması ile yükselecek. Yakın zamanda da İran
Cumhurbaşkanı Türkiye’ye geliyor. Bu yakınlaşma tabi ABD’yi hemen rahatsız
etti. ABD Dışişleri Bakanı Blinken Türkiye’ye gelecek dendi, henüz teyit
edilmedi. Planlanan bir gezi değildi bu İran ziyaretinin ardından bu adım
atıldı.

Öte yandan ABD, Suriye’de militanlarını beslemeye devam
ediyor. ABD’nin bölgedeki esas planı bir terör devletçiği kurmak. İkinci İsrail
projesi. Suriye’nin doğusu ile Irak’ın kuzeyini birleştirecek ve buna bir de
denize çıkış sağlaması gerekiyor. Bu bölgedeki petrol enerjisi ile kendini
finanse edebilecek bir bölge ve İsrail ile Amerika bu bölgeyi silahlandıracak,
eğitecek. Orta Doğu’nun başına ikinci İsrail’i bela edecekler. Netanyahu bu
projeyi açık ediyor. ABD’nin memnuniyetsizliği de biraz bu yüzden. ABD olmadan
İsrail bölgede hiçbir şey yapamaz.

Bölgede planlardan biri de Lübnan’da Hizbullah’a boyun
eğdirmek ve etkisiz hale getirmek. İran’ın da etkisi kırılmak isteniyor,
Nükleer anlaşmalar, ambargo koyulan paralar… Mısır’a da aynısı yapıldı, ‘Aç
Refah Kapısı’nı borçlarını öderiz’ dediler. Dünya da bir jeopolitik yarış var.
Burada da en kilit bölge Orta Doğu. ABD’nin bölgeye gelen iki gemisi de bunu
gösteriyor. Doğu Akdeniz’e bir ayar çekmek için getirildi o iki gemi.’/aydınlık

 

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın