Kiev’den Türk MEB’ine Saldırı

Önceki gün de Karadeniz’de yaşanan iki patlama, Kiev Yönetimi’nin bu hukuksuz işlerine yenisini ekledi.

Kefken’in 28 mil açığında “KAIROS” ve İnebolu’nun 35 mil açığında “VIRAT” isimli içi boş iki Rus tankerinden ardı ardına patlama haberleri geldi. KAIROS’un 25 personeli Türk Sahil Güvenliği ve Kıyı Emniyeti tarafından kurtarılırken, VIRAT’taki 20 personelin de iyi olduğu ve kurtarma gemisi yönlendirildiği bildirildi. Kurtarılan personel Kocaeli’nin Kandıra ilçesindeki Sahil Güvenlik Komutanlığına getirilerek sağlık ekipleri tarafından muayeneden geçirildi.

İKİNCİ SALDIRI YAPILDI

Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, saldırıyla ilgili yaptığı ilk açıklamada dış müdahaleye dikkat çekti; “Dış müdahaleden ilk akla gelenler mayın, füze, bir deniz aracı ya da drone olabilir.” dedi. Reuters mayın ihtimaline dikkat çekerken, Rus basını gemilerin kamikaze insansız deniz araçları ile hedef alınmış olabileceğini yazdı. Patlama nedeni tartışılırken dün sabah saatlerinde VIRAT gemisine insansız deniz araçları ile ikinci bir saldırının yapıldığı bildirildi. Ardından Ukrayna, KİDA ile yapılan saldırıların görüntülerini yayınladı. Türkiye’nin Münhasır Ekonomik Bölgesi içinde üst üste yaşanan bu saldırılar ise Türk kamuoyunun tepkisini çekti.

 ‘KESİNLİKLE İZİN VERİLMEMELİ’

Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:

“Bu olay Türk karasularının dışında ancak Türkiye’nin MEB’i ve SAR sahası içinde meydana gelmiştir. Bölgenin harp sahası olmaması, herhangi bir muharip devlet tarafından askerî yasak bölge ilan edilmemiş olması ve ticari gemilere uluslararası sularda saldırının mutlak biçimde yasaklanmış olması nedeniyle, böyle bir eylem tamamen hukuk dışıdır. Karadeniz’de Ukrayna ve Rusya karasuları dışında kalan uluslararası deniz ticaret rotalarına yönelik saldırılar, bölgedeki deniz ulaştırma güvenliğini ciddi şekilde zedeler. Rusya-Ukrayna savaşının, 1980-1989 yılları arasında Körfez’de yaşanan tanker savaşının tek taraflı bir versiyonuna dönüşmesine kesinlikle izin verilmemelidir. Bu savaşın kapsamı iki ülkenin karasularıyla sınırlı kalmalı; üçüncü ülke gemilerine ve uluslararası sulara doğru asla genişletilmemelidir.”

MAYIN TEHDİDİ SÜRÜYOR

Saldırıların ardından Karadeniz’deki mayın tehdidi de yeninde gündeme geldi. Karadeniz’deki mayın tehlikesini ilk olarak Rusya Federal Güvenlik Bürosu (FSB) duyurmuştu. O açıklamada, “Rusya tarafından özel bir askeri operasyonun başlatılmasının ardından Ukrayna Donanması, Odessa, Özi, Çornomorsk ve Yuzhne limanlarına ve açıklarına yaklaşık 420 eski tip mayın tarlası oluşturdu. Bu mayınlar 20. yüzyılın ilk yarılarında üretildi. Fırtınalı koşulların başlamasıyla birlikte denizin dip ankrajlarına bağlanan kablolarda kopmalar meydana geldi. Karadeniz’in batı kesiminde mayınlar, rüzgâr ve akıntıların etkisiyle serbestçe hareket etmeye başladı.” denilmişti.

Daha sonra Soçi Limanı yöneticisi V. Rumyantsev imzasıyla yayınlanan bir uyarıda ise şu bilgiler paylaşılmıştı: “Rusya Hidroloji Kurumu tespitlerine göre Ukrayna tarafından döşenen mayınlar fırtına yüzünden çıpalarından kurtularak kontrolsüz şekilde hareket etmeye başlamıştır. Mayın sayısı tahmini 420 civarında. Mayınlar ‘YM’ ve ‘YRM’ tipinde. Mayınlar batı Karadeniz bölgesinde işlek ticari deniz rotaları üzerinde bulunuyor. Tüm gemi kaptanlarının dikkatine. Bölgede hayati tehlike söz konusu.”

DENİZ ULAŞTIRMASI TEHLİKEDE

Sonraki yıllarda bu mayınların bir bölümü Karadeniz’de seyreden farklı ülkelerin gemilerine çarparak ölümlere neden oldu. İlk olarak Estonya’ya ait bir ticari gemi Odessa açıklarında batarken, ardından güneye inen mayınlar İğneada açıklarında balıkçılık yapan bir Türk gemisine çarptı. Şile’de sahile vurarak infilak eden bir diğer mayın ise buradaki bir restoranın zarar görmesine neden oldu. Bazı mayınlar balıkçı ağlarına takıldı, bazıları Türk mayın avlama gemileri tarafından tespit edilerek imha edildi. Ancak Karadeniz’deki mayın tehdidinin hala sona ermediği, bu mayınların temizlenmesi için kapsamlı bir çalışmanın yapılması gerektiği bildiriliyor.

Karadeniz’de kıyılardan 28 mil açıkta yangın çıkan “KAIROS” gemisinden kurtarılan 25 personel, Kocaeli’nin Kandıra ilçesindeki limana getirildi.

1 SAATTE ETKİSİZ KALMALI

Uzmanlar, mayınlamanın ciddi bir sorumluluk yüklediğinin altını çiziyor. Mayınlama ile ilgili 1907 tarihli Uluslararası Lahey Konferansı’na atıf yapan uzmanlar, “serseri mayın” bırakmanın savaş suçu olduğunu vurguluyor. Konuyla ilgili verilen bilgiler şöyle:

“1907 yılında düzenlenen Uluslararası Lahey Konferansı’nda, deniz mayınlarının herhangi bir sebeple zincirinin kopması ve sürüklenmesi durumunda bir saat içinde etkisiz kalacak şekilde ayarlanabilir olması istendi. Buna göre konferansta alınan kararlarda, açık denizde otomatik olarak sürüklenen mayınların, bir saat içinde nötralize edilmesini sağlayan bir cihazla donatılması gerekliliği ve mayınlanan sahaların diğer devletlere diplomatik yollarla bildirilmesi zorunluluğu esası kabul edildi. Otomatik temaslı mayınların açık ya da iç denizlerde ticari gemi geçiş hatlarına yerleştirilmesi de yasaklandı. VIII. Lahey Sözleşmesi, Ocak 1910’da yürürlüğe girdi.”

Buna göre bir devlet mayınlama yapıyor ise bu bölgeyi deklare etmeli ve zincirlerini kırdıklarında zararsız hale gelen demirli mayınları kullanmalı. Ukrayna’nın da konu hakkında izahat vererek hangi bölgeye ne kadar mayın döktüğünü ve bunların kaçının serbest dolandığını söylemesi; rüzgâr/akıntı durumuna göre de arama sahası belirlenip bu mayınların imha edilmesi gerekiyordu. Ancak Kiev bu mayınları saklayarak açık bir savaş suçu işledi/aydınlık

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın