TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul’da düzenlenen Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, İsrail’e yönelik uluslararası adımların artırılması gerektiğini belirterek Birleşmiş Milletler’e çağrıda bulundu.
Kurtulmuş, İsrail’in Filistin’deki eylemlerine tepki göstererek, uluslararası kurumların yaşanan gelişmeler karşısında etkisiz kaldığını savundu. Küresel sistemin ciddi bir kriz içinde olduğunu ifade eden Kurtulmuş, mevcut yapıların sorunları çözmekte yetersiz kaldığını dile getirdi.
Konuşmasında geçmişte Güney Afrika’ya uygulanan apartheid politikalarına değinen Kurtulmuş, benzer bir yaklaşımın bugün de gündeme gelmesi gerektiğini söyledi. İsrail’in politikalarını “apartheid” olarak nitelendiren Kurtulmuş, “Nasıl ki Güney Afrika’nın Birleşmiş Milletler üyeliği askıya alındıysa, bugün de İsrail için benzer bir adım atılmalıdır” ifadelerini kullandı.
Uluslararası toplumun daha etkili bir tutum sergilemesi gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, Filistin’de yaşananların durdurulması için somut adımlar atılması çağrısında bulundu.

Deccal ın hakim olduğu ve O nunla dünya yı yönetip insanları kendisine tapındırmak istediği yer bugün Amerik ve gizli güç ulliminati nin merkezidir. Onun için deccal hiçbir zaman gerçekte barış yapmaz ve bu yeni yollar için bi nokta bulduklarını gösteriyor.
Eğer Allah ın esirgemesi olmasa düşman onları çoktan parçalayıp yutmuştu. Onun için gercek zafer yalnız Allah tandır. Hakikatte var olan ve daim , baki olan daim ve baki kalacak yalnız O dur.
‘ İnsanın en büyük düşmanı kendi nefsidir’ ve bunların basında ‘gazap ve şehvet ‘gelir. Hasette bunlardan biridir ki ilkin Azazil ardından Kabil ve nice insanlar onunla helak oldu. Tabi insanlar bi günahı işleyince ruhun-nefsin derecesi geriler ve Allah affedip helak etmese ve tekrar fırsat versede aynı dereceyi tekrar kazanmak ancak imtihanlarla olur ve bunun da garantisi yoktur. Çogu insan bunları farketmeden yaşar ve kendini avutur.
Dolaysıyla birincil düşmanımız Cismanilik-Nefsanilik ki o bizi adaletten uzaklaştırıp şeytana yaklaştırır veya kötülüğe yaklastirir.
Eflatun kıymetli bir tespitinde ;
“Hikmetsever(adaletli-doğru-salih) kendisini adaletten alıkoyacak zulme sevkedecek cismanilikten nefsanilikten uzak kalmaya savaşır. Bedeni nefsani isteklere düşkünlük kişiyi Tanrı dan uzaklaştırıp maddeye yakınlaştırır. Madde ise kötülüğün bir kaynağıdır. ” Latincesi nasıl bilemem ancak hakikat Kuranı Kerim de (Şems 8 ve 9.ayet de açıklanmış) Benliğini arındıran kurtulmuştur. ayeti dışında muttakiler, muhlisler, salihler kurtulmuştur şeklinde ayetler de aynı manaya gelir lakin çok namaz kılan veya ıbadet eden kurtulmuş buyrulmamış zira hedefi anlamak ibadeti hedefine ulaştırır.
Trump ise Eflatunun deyiminin tersi bi varlık ve bu yüzden onunla adalete varilamaz.
Bizim düşmanımız şahıslar ve devletler değil ancak ve ancak zulüm, haksızlık, küfür veya batıl dır. Yani deccal ve onu simgeleyen şeyler. Kendı rejimlerini hüccet sanıp ona dahil olan herkesi Allah ın kutsalına saldirsa dahi mubah gören, koruyan ve kendine karşı geldiği için asıl idam edilecekleri geri bırakan yönetimler zalimlerin eliyle gazaba uğrarlar ve buna devam ettikleri müddetçe bu sonuç zaman ve süreçte devam eder. Başkalarının hangi ülkelerde nerde olduğu bilgisini melekler biliyor ve kimse ilahi hesaptan kaçamaz. O halde her kul kendisinin ya dostu ya düşmanıdır.
Trump ın gönlü suud kralına düşmüş ki ona kıçını opturmek istiyor. Günahlar o dereceye vardığında kişi Lut kavminin haline girer ve onun için dönüş imkansız diye birşey. Elbette Allahu teala daima fırsat verir fakat o derece karanlık tan bir kulun ilahı yardım olmadan çıkması mümkün değil ki Tanrı da onları kendinden çok uzaklara atmış ve bu yüzden bu yardımdan da uzaktırlar.
Kör karanlıkta kalmış insanların varlıkların ışığa bakması ne kadar zor ise ilahi nura doğru yükselen hikmetsever muhlis kulları anlamak görebilmek de çoğu nefsaniler için o kadar zor ve katlanılmazdir.
Kısaca zuhurun yakını için ne kadar dua edersek kurtuluşa o kadar yakınız demektir. Deccal hep hile, aldatma peşinde olacak. Asıl yere bakarsak.
Salâvat ve accil ferecehum vel an eda ehum!