İslam Cumhuriyeti’nin eski Irak Büyükelçisi Hasan Kazımi Kumi, çarşamba akşamı Tahran’daki Şehit Avini Koleji’nde düzenlenen Şehit General Süleymani’yi anma programında yaptığı konuşmada Şehit Süleymani’yı saygıyla yad etti.
Şehit Süleymani’nin iki önemli özelliği olduğunu anlatan Kumi, “O dürüst ve samimiydi; Allah’ın vaat ettiği her şeyin gerçekleşeceğine inanıyordu” dedi.
Kazımi Kumi, son iki yılda bölgede iki büyük olay yaşandığına dikkati çekerek, “Birincisi Aksa Tufanı operasyonu ve ikincisi ise İran’a dayatılan 12 günlük savaştı” ifadesini kullandı.
Dünyanın gerilim ve silahlanma yarışına doğru ilerlediğine işaret eden Kumi, “Almanya, Japonya ve diğer ülkeler askeri bütçelerini artırdı. Çin ve ABD arasındaki gerilim artıyor ve Tayvan sorunu iki ülke arasında ciddi bir meydan okuma noktası olacak” değerlendirmesinde bulundu.
Kumi, dünyadaki bir diğer önemli eğilimin yeni kutuplaşmaların oluşması ile bölgesel ve uluslararası örgütlerin artan faaliyetleri olduğunu belirterek, BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütünün bu örgütler arasında olduğunu söyledi.
ABD ve Siyonizmin uluslararası düzeyde gerildiğini ifade eden İran’ın eski Irak büyükelçisi, şunları kaydetti:
“Bunun aksine, direnişin birleşip güçlenmesine tanık oluyoruz. Filistin, Lübnan, Yemen, Irak, Afganistan ve hatta Latin Amerika’daki direniş birçok darbe almış olsa da ilerleme kaydediyor. Bunun göstergesi, dünyanın ABD ve İsrail rejimine bakış açısının son derece olumsuz hale gelmesidir.”
ABD, İsrail rejimi ve bölgesel müttefiklerinin bölgedeki direnişi silahsızlandırma stratejisi izlediğini kaydeden Kazımi Kumi, “Irak seçimlerinde sonuç alamayan ABD yönetimi, Irak hükümetini direniş figürleriyle işbirliği yapması halinde yaptırım uygulayacağını söylüyor. Lübnan’da da silahsızlanma başarısız oldu ve direnişin silahlarını kontrol altına almaya çalışıyorlar.” dedi.
Kazımi Kumi sözlerine şöyle devam etti:
“Direniş cephesi bugün kendini yeniden inşa ediyor ve güçlendiriyor ve biz de bölgesel düzeyde direniş cephesini güçlendirmeliyiz. Ayrıca ABD, Çin, Rusya ve hatta Avrupa arasında ortaya çıkan gerilimle birlikte, İran ve direniş cephesinin yakınlaşması için bir fırsat doğdu ve bu fırsattan yararlanmalıyız.”
Suriye’deki durum hakkında Kazımi Kumi, “Bugün Şam’da ülkenin topraklarının sadece beşte birini kontrol eden bir hükümet var. Suriye’nin güneyinde İsrail rejimi doğrudan müdahale ediyor. Kuzeyde ise SDF var. Bizim tahminimiz göre SDF ve Şam bir anlaşmaya varamayacak ve bu bir çatışmanın başlangıcı olabilir. Tenf’te bulunan Amerikalılar bugün genişliyorlar. Ayrıca, Suriye’deki durumu değiştirmede yeri doldurulamaz bir rol oynayan Türk dostlarımız, İsrail rejiminin politikalarıyla Türk sınırına yaklaşması nedeniyle bugün onlar için bir tehdit ekseni haline geldi. Türkler dikkatli olmazlarsa, Kürtlerle zorluklarla karşılaşacaklar.
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in politikası, Türkiye’nin Suriye’de öne çıkan bir rol oynamaması yönündedir ve biz Suriye’deki Türk kardeşlerimiz için endişeliyiz.” ifadelerini kullandı.
Suriye’deki mevcut duruma iyimser bakmadığını belirten eski diplomat, şunları söyledi:
“Bu durum sadece Suriye’yi değil, Irak ve Türkiye’yi de tehdit edecektir. Bu nedenle, bölge ülkeleri belirli bir işbirliği ve program aracılığıyla bölgede istikrarın sağlanmasına yardımcı olmalıdır.”
Kazımi Kumi, İran’ın hiçbir coğrafyada mezhepçi bir görüşe sahip olmadığını belirterek, “Suriye’de de durum aynıdır. Bugün İsrail, Suriye’deki azınlıklarla etkileşim yoluyla bir hükümet kurmaya çalışıyor ve bu hükümet, bu rejimle ilişkilerin normalleştirilmesi sürecinde ciddi bir rol oynayacaktır. İran’ın politikası, Suriye’nin tüm Suriyeliler için olduğu ve toprak bütünlüğünün korunmasının önemli olduğu yönündedir” diye konuştu.
tesnim
