İran’a saldırı belli aralıklarla bölgeyi zıplatan karabasana döndü. Bir süreden beri “Piyasalar kapanır kapanmaz saldırı gelir mi” diye papatya falı tutar olduk. İkide bir hava sahaları sivil uçaklardan arındırılıyor, bir süre sonra normale döndürülüyor. Dün yine birçok Avrupa hava yolu şirketi İsrail, Suudi Arabistan ve BAE uçuşlarını iptal etti.
İsrail’in ABD’yi İran’la savaşa sokma çabası ve Trump yönetiminin son gösterilerden beri “İslamcı tirandan İranlıları kurtarma” tiratlarının canlı tuttuğu gerilim öyle bir noktaya vardı ki bölgede yerinden oynayan her taş yol temizliği olarak görülüyor. Suriye’de güç denkleminin değişmesine izin veren son gelişmeler de bu kapsama giriyor.
Trump yaptırım cenderesi, vurma tehdidi ve olası cerrahi saldırıyı bir müdahale setine dönüştürdü. Rejim değişikliğini zorlayan, bu olmazsa bile en nihayetinde muazzam bir sıkıştırmayla İran’ın nükleer ve balistik füze programlarına kelepçe vurmayı uman bir strateji izliyor.
28 Aralık’ta başlayan gösterileri silahlı eylemler, siber saldırılar, sabotajlar, yapay zeka marifetiyle manipülasyonlar ve sosyal medya bombardımanıyla şiddetli bir yıpratma savaşına döndürmeyi denediler. Muhtemelen kader anını görebilecekleri bir ivmeyi yakalayabilselerdi hazirandaki bombardıman senaryosunun bir benzerini deneyeceklerdi.
Bölgedeki Amerikan uçak gemilerinden birinin Venezuela, diğerinin Çin hattına gönderilmiş olması, hücum grubunda tahkimat eksikliği, askeri üslerde savunma füzelerinde stok sorunları, İsrail’in korunmasına yönelik hazırlıklardaki eksiksizler ve bölgesel ortakların “yapma” diye devreye girmesi Trump’ın vadettiği saldırıdan çark etmesine neden oldu.
Fakat Trump dosyayı kapatmadı. Davos’tan dönüşte Air Force One uçağında “Her ihtimale karşı İran’a doğru çok sayıda gemi gönderiyoruz… Açıkçası bir şey olmasını istemem ama onları çok yakından izliyoruz. Bir armadamız var; o yöne doğru ilerleyen devasa bir filomuz var ve belki de bunu kullanmak zorunda kalmayız” dedi.
Trump’ın “Belki kullanmak zorunda kalmayız” sözü güç yoluyla İran’ı müzakereye çekme niyetine işaret ediyor. Ama bu olmazsa saldırıyı da dışlamıyor.
İzlek aynı; 12 günlük savaş öncesinde İsrail’in vurma tehdidini nükleer müzakereler için kullandı; İsrail vurmaya başladığında da bunu İran’ı teslim almak için araçsallaştırdı; İsrail’e misilleme dayanılmaz boyutlara ulaşınca savaşı durdurmak için B2 stratejik bombardıman uçaklarını devreye soktu. Kendi saldırısını da müzakere masasını yeniden kurmak için kullandı.
12 günlük savaşta yönetici elite suikastlarla sistemde beyin sarsıntısı, hava savunma sistemlerini devreden çıkararak gövdede felç, sahada kontrolün yitirilmesi ve buna eşlik edecek bir halk ayaklanması çökertme senaryosunu tamamlıyordu. Bu yürümese de Trump buradan bir ilham almış gözüküyor.
“Ölüm olursa vururum” diyerek kurduğu bağlam, saldırılarla kışkırtılmış isyanı birbirini tamamlayan bir strateji olarak ele aldığını gösteriyor.
Tehditten öteye fiilen belirgin bir tahkimat başladı.
Geçen hafta boyunca onlarca F-15E uzun menzilli savaş uçağı, C-17 ağır nakliye uçağı ve KC-135 yakıt ikmal uçağı Katar ve Ürdün’deki üslere uçtu.
Reuters’a göre Abraham Lincoln uçak gemisi ile birkaç füze güdümlü destroyeri önümüzdeki birkaç gün içinde Umman Denizi’ne ulaşacak.
George H.W. Bush uçak gemisi ABD’den ayrıldı, rota bildirilmedi. Muhtemelen Orta Doğu’ya gidiyor.
WSJ’ye göre bölgeye ilave Patriot ve THAAD hava savunma sistem bataryaları gönderildi.
İmparatorluğuna güneş batmış İngiltere de yedek güç olarak 4 adet Typhoon jetini Katar’daki Duhan Hava Üssüne gönderdi.
İsrail de yüksek hazırlık düzeyini gizlemiyor.
Kamu yayın kuruluşu Kan’a göre, güvenlik güçleri eli kulağında bir Amerikan müdahalesi beklentisi içinde hazırlık yapıyor.
İsrail Ulaştırma Bakanı Miri Regev’e Ben Gurion’da sivil uçakların tahliyesi için acil durum planları hazırlandı. Hükümet 280 bin yedek askerin mart ayına kadar seferber edilmesini planlıyor.
i24’e göre Netanyahu yönetimi, Trump’ın İran’a saldıracağı olasılığını ciddiye alıyor ama zamanlamadan emin değil.
The Times of Israel ise saldırıyı ABD değil İsrail’in de başlatabileceğine işaret ediyor. Ama kim başlatırsa başlatsın misillemenin İsrail’e yapılacağından eminler.
Kanal 12’ye göre yetkililer, Amerikan saldırısının yakın olduğuna dair yanlış bir hesaplamayla İran’ın İsrail’e füzeler ateşleyebileceğini düşünüyor. Şimdiye dek “önleyici saldırı” hep kibirli ve küstah güçlerin harcı olarak algılanırdı.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de askeri yığınağa “Başkan, İranlıların çok aptalca bir şey yapması durumunda buna cevap verebilecek kaynaklara sahip olduğumuzu göstermek istiyor” izahatını getirirken bir bakıma İran’dan önleyici saldırı ihtimaline işaret ediyor.
Temas trafiği de tüten bir dumana işaret ediyor. ABD Merkez Komutanlığı Başkanı General Brad Cooper Irak ve Suriye’deki temaslarından sonra dün Tel Aviv’deydi. Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner’ın da dün akşam İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’yla Gazze, Lübnan ve İran gündemiyle masaya oturması bekleniyordu.
Olası tırmanışta İsrail’e karşı Lübnan, Irak ve Yemen’den cepheler açılacağına dair ihtimal senaryoları da öne çıkıyor.
İsrail medyasına göre hava kuvvetleri 21 Ocak’ta Suriye-Lübnan sınır geçişlerine karşı saldırılar düzenledi. Bu, Hizbullah’a silah sevkiyatına karşı önleyici bir saldırı olarak görülüyor. Hizbullah’ın binlerce ateşkes ihlali karşısında bozmadığı sükunetini topyekûn bir savaş senaryosunda terk edeceği öngörülüyor.
ABD ve İsrail’in, Suriye’de Colani yönetiminin Suriye Demokratik Güçlerinin kontrol alanlarına yönelik operasyona göz yumması da Suriye’nin Amerikan-İsrail eksenine bağlılığını artırıp İran’a odaklanma önceliğine bağlanabilir. Ki Suriye’yi direniş ekseninden çıkaran HTŞ’nin Şii düşmanlığını gerekirse Irak’ta Haşd’uş Şaabi’ye karşı kullanılacağına dair iddiaların servis edilmesi pek tesadüf değil. Şu aşamada bu sadece birilerinin temennisi olarak duruyor. Ama durum her türlü kumpas ve kışkırtmaya açık.
Suriye’de hükümet güçlerinin Fırat’ın doğusunu kontrol alma hamlesine göz yumulması ve SDG’nin IŞİD’le mücadele misyonuna son verilmesi Suriye’yi sadece siyaseten Amerikan eksenine taşımak değil Orta Doğu’daki çatışma rejiminde Amerikan önceliklerine göre konuşlandırma hedefini de işaret ediyor.
Trump’ın aldatıcı iniş-çıkışları 12 günlük savaştan önce de pek çok tarafı yanıltmıştı. İsrailliler de ‘Savaş mı müzakere mi” ikilemi yaşayan Trump’ın saldırının zamanlaması, niteliği ve koşullarına dair Netanyahu ile ters düşse de beklenen parlama anının çok yakında geleceğine inanıyor.
Yine de sonuçlardan hiçbiri emin değil. Olsalar saldırmak için bir gün bile beklemeyecekler…
Önceki hamlelerde rejimin askeri, güvenlik ve siyasi bütünlüğünün yanı sıra muhalifleri bastırma ve kendi tabanını seferber etme kapasitesini korudu. Muhalif güçlerinin idare ve kontrol yeteneklerinin yok denecek kadar az olduğu da anlaşıldı. Bu yüzden bütün müdahale senaryoları nihayetinde bir kaos stratejisini aşamıyor.
Bunun yanı sıra İsrailli stratejistler yeni bir salvoda İran’ın öncekilerden farklı olarak misillemelerde daha az rasyonel olacağını öngörüyor. Yani İran tırmandırma kaygısından kurtulabilir.
İranlı yetkililer de bu sefer kapsamı ve büyüklüğü ne olursa olsun herhangi bir kinetik saldırıyı topyekûn savaş ilanı sayacaklarını ve buna göre karşılık vereceklerini söylüyor.
Fehim taştekin/evrensel
