Maalesef “İslam” şimdi öksüz, sahipsiz ve kimsesiz! Herkes Sünni, Şii, Selefi, Nakşi, Kadiri, Kürt, Türk, Arap ve Fars kimlikleri uğruna aziz İslam’ı kurban edip, ırk, mezhep ve meşreplerini din edinmiş bulunuyor. Ümmeti sadece kendilerinden ibaret görüyorlar. Küresel emperyalizmin kendilerine çizdiği sınırlardan ibaret toprak parçasını “vatan” olarak kutsayıp putlaştırıyorlar.
Oysa İslam bizim üst kimliğimiz idi. Allah’ın (cc) “İnned dîne indâllâhil islâm” buyurarak dinimizin adını bizzat belirlemişti. Şimdi adeta İslam göz ardı edilebilir, son derece tali bir kimlik haline getirilmiştir maalesef. Irk, mezhep ve meşrepler din haline gelince bin tanrı ili olarak bilinen İlkçağ Anadolu uygarlığı Hititler dönemine dönmüş gibiyiz.
Bu Irk, mezhep ve meşreplerini din edinenler sadece kendilerini ‘hak’ diğerlerini ‘batıl’ görünce aynı coğrafya üzerinde rekabete giriştiler. Bu rekabet sonucu mesela “Kudüs Şiilerin eline geçecekse Yahudilerde kalsın, Halep Kürtlerin eline geçecekse İsrail’in eline geçsin, Arz-ı mevud sınırları içindeki topraklara Türkler, Araplar ve Farslar hükmedeceğine İsrail hâkim olsun” sapık anlayışı Aziz İslam’ı sadece öksüz değil aynı zamanda vatansız bırakıyor.
Suriye bu nedenle elden çıktı. Topraklarının çok önemli bir kısmı Mel’un İsrail’in fiili işgali, diğer yerleri de işgal tehdidi altındadır. Her ne kadar Şam’daki sarayda Colani otursa da yönetim Tom Barrack’ın elindedir. Suriye’nin sahiplerinden “Arapçılık” yapanlar öncelikle Alevi, Sünni, Dürzi diye birbirlerini öldürürken ayrıca Kürtlerle de savaşıyorlar. Onların kendi aralarındaki savaşının galibi hiç tereddütsüz Amerika ve İsrail oluyor. Gün olmuyor ki Amerika ve İsrail yeni üsler inşaa etmesin.
Üslerinin olmadığı her ülkeyi düşman kabul eden Amerika ve İsrail o toprakları Suriye’ye çevirmek istiyorlar. İnsanlar birbirlerini aç perişan halde öldürürken, esir ve muhacir ederken Amerika petrol ve nadir element kaynaklarına İsrail ilaveten su kaynaklarına çöküyor.
Mescidi Aksa’mızın sahipsiz bırakılmasının bir nedeni de bu sapık nevzuhur din anlayışıdır. Filistin, Arap ve Sünni olduğu için Arap ve Sünni olmayanların Filistin’i özgürleştirme çabaları “dış müdahale” olarak nitelendiriliyor. Ama aynı “Sünni/Arap” dinine mensup olanlar İsrail’e fırlatılan füzelere karşı kalkan olmayı da ihmal etmiyorlar.
İslam’ın başına gelen bu talihsizlik aslında yeni değil. Nüzul sırasında Hz. Resulullah da bunu acıklı bir biçimde yaşadı. Ellerindeki kitaplarında müjdelenen ve kendisini öz evlatları kadar tanıyan ehli kitap sırf kendi ırklarından olmadığı için bile bile peygamberliğini inkâr ettiler. Bunla yetinmeyip Kureyş ile birlikte aziz vücudunu ortadan kaldırmaya çalıştılar.
Efendimizin içinde yaşadığı toplum yani kendi kavmi de sırf kendi kabilelerinden (Beni Ümeyye) olmadığı için Mekke’yi O’na dar ettiler.
Belki de bu yüzden efendimiz: «İslam, garip bir halde başladı ve yine garip bir hale dönecektir. Ne mutlu o gariplere!» [Sahih-i Müslim – 145] buyurmuştur.
Dünyanın en zalim en gaddar Kâfirleri ile savaşında İSLAM CUMHURİYETİ arz ettiğim nedenlerle tek başına ve yapayalnız. Ancak Allah’u Teala kimsesizlerin kimsesi, kendi taraftarlarının tarafı ve İslam’ın yardımcılarının yardımcısıdır. Efendimizi Bedirde meleklerle desteklediği gibi İslam Cumhuriyetini de desteklesin düşmanlarının kalbine korku salsın inşallah.
İSLAMİ ANALİZ
