1-İki aylık süreçte neler yaşandı
a) İlk strateji halkı ayaklandırmak idi. Halk cevabını verdi ve veriyor
b) İkinci strateji korkutma ve tehditlerle ciddi olduğunu göstermek istedi. Hiç birisi işe yaramadı.
c) Üçüncü strateji Rehberi şehit ederek teslim olacaklarını sandı, olmadı. Bütün bombalamalar ve silahlı saldırılar karşısında beklemediği silahlı bir karşılık görünce geri adim attı.
Bu birinci merhalede anlayamadıkları ve öngöremedikleri şey şuydu; Bir ülkenin en başından sonuna kadar kadroyu şehit ettiler ama hala dimdik ayakta duruyor. Neden teslim olmuyor?
2- Savaş ikinci merhaleye taşıdılar: Amerika Müzakerelere baş vurmak zorunda kaldı;
a) Sahada alamadığını masada almaya çalıştı
b) Arabulucuları devreye sokarak İran’ı teslim olmaya zorlamalarını istiyor.
c) Arabulucular İran’ı ikna etmeye çalışıyorlar; hile ve yalanlarla İran’ı masaya oturtmaya ve taviz vermeye zorluyorlar. “Gel taviz ver, bu savaş bitsin, yoksa daha kötü olacak.”
Sonuç ne oldu; Amerika ve arabulucu dostları yine hüsrana uğradılar.
3- Savaşın üçüncü merhalesinde Stratejiler savaşına dönüştü. Jeo-politik üstünlüğün İran’ın elinde olduğunu Amerika da biliyordu bunu İran’ın elinden almak istiyor.
– İran, Amerika ve batı toplumların zaaf noktasının ekonomi ve başta da enerji olduğunu biliyor. Onların ekonomisine vuracak en küçük bir darbe bile onları mağlup etmeye yeterdi.
– İran’ın elinde Hürmüz boğazı kartı var, dünyanın can damarı olan ekonomi ve enerji boğazını sıkıyor.
– Amerika ise Körfez ablukası ile İran’ın ekonomi boğazını sıkıyor.
– Hangisi zarar eder? İran’ın ekonomik sorunu var; 40 yıldır ambargo, savaş ve her türlü kısıtlama var ama küresel ekonomik sıkıntılara oranla pek bir şey sayılmaz. Azdan az, çoktan çok gider.
Şimdi İran jeo-politik üstünlüğünü kullanarak Hürmüz boğazını yani dünya ekonomisinin boğazını sıkmış durumda, Amerika boğulmaktan kurtulmak için Körfezi ablukaya almış, dolayısıyla savaş stratejiler savaşına dönmüştür.
Stratejiler savaşına iki önemli nokta vardır; “düşmana karşı strateji geliştirmek” ve “düşmanın stratejisine karşı anti-strateji” geliştirmek.
Amerika her türlü strateji geliştirebiliyor ama İran’ın stratejisine karşı anti strateji geliştiremiyor.
4- Bir ülkenin en başından sonuna kadar kadroyu şehid ediyorsunuz, her türlü ambargoyu uyguluyorsunuz hala dimdik ayakta duruyor, neden teslim olmuyor?
– İnsan göçü yok
– İç İsyan ve kargaşa yok
– Liderlik kadrosunda bir eksiklik yok
– Askeri kanatta bir aksama yok
– Halk düzeyinde normal hayat devam ediyor
Bunun cevabını beşerî ideolojilerin doktrinleriyle veremezsiniz. Dünyayı şaşırtan da budur, kimse anlamıyor, idrak edemiyor. İran nasıl ayakta duruyor?
5- Dünyanın anlamadığı idrak edemediği konulardan biri de Rehber Ayetullah Müçteba’nın yaşayıp yaşamadığı. Gizli olarak devleti yönetmesi
– Yaşıyor mu yaşamıyor mu?
– Yaşıyorsa neden herhangi bir ses kaydı ve görüntüsü yok?
– Yaşamıyorsa bu ülkeyi kim yönetiyor? Devrim muhafızları askeri darbe yapılmış, ordu yönetiyor,
– Amerika ne diyor, İran’da muhatap yok, karar verecek merci yok, çok başlılık var. Biri bir şey diyor diğer başka bir şey…
Bunun cevabını ancak Velayeti fakih sistemini anlayanlar bilir. Velayeti fakih bir sistemdir; ister gizli yönetsin ister aşikâr yönetsin.
Bu sistem, Hz. Mehdi’nin (af) Gaybetten alemi yönetmesini anlamak için bir örnektir.
Velayet ekseninde olanlar bütün gaybet süreci boyunca gaybetten idare ve yönetilmeyi bilmekte ve ona iman etmektedir.
Canlıyı bırakıp ölüye taklid edenler bunu anlayamazlar.
Küfür, şirk, tağut vadisinde olanlar ise hiç anlayamazlar.

[…] Yazının devamını okumak için linke tıklayınız: https://rasthaber.com/amerika-iran-savasinin-kronolojisine-kisa-bakis/ […]