Amerika ve İran’ın düşmanlıklarının kaynağı, ne üzerinde savaştıkları bilinmezse günümüz olaylarını analiz etmek zordur.
İran İslam Cumhuriyeti 50 yılda dünyada küresel güç olabilecek seviyeye geldi.
- Merhalede, İnkılap ile bağımsızlığını sağladı; doğu ve batı süper güçlerin hiçbirine yaslanmadı, bağımsız müstakil bir ülke oldu.
- Merhalde Bölgesel güç haline geldi; Müslümanların uyanışını sağladı, bölge ülkelerinde etkili oldu, direniş cephesini oluşturdu.
- Merhalede Küresel bir güç oldu; Küresel alanda Emperyal güçler karşısında söz söyleyen, gündem belirleyen devlet oldu.
Amerika’nın 50 yıla yakındır İran’a düşmanlığının sebebi İslam Cumhuriyeti’nin batı emperyal güç karşısında boy göstermesi ve bağımsızlığını ilan etmesidir.
Amerika buna 50 yıldır tahammül edemiyor. Bundan dolayı bir şekilde İran’ı ya yok etmek veya dize getirip teslim almaya çalışıyor.
Bunun karşısında İran da,
– Amerika, NATO ve Arap ülkelerine karşı direnerek Savaşacak iradeye, cesaretine ve pratiğine sahip olduğunu gösteriyor.
– Küresel hedefi var; savunma ve Savaş doktrini var; hedefi, strateji, anti strateji geliştiriyor.
– Günümüzde Amerika ve avanelerine karşı savaşma iradesi göstermek dünya devleti olmak ve küresel güç olmak demektir.
Böyle bir durumda “Eimmet-ul Küfre” karşı savaş mı, müzakere mi, sorusu gündeme geliyor.
Her iki tarafta müzakereden farklı şeyleri kastediyorlar.
– Amerika “İran’ın tek seçeneği, benim belirlediğim şartları kabul edip teslim olmasıdır”, adına müzakere masası diyor…
– İran, “Ben de küresel bir gücüm, sana teslim olmam ön şartsız oturup şartları konuşuruz” diyor.
Müzakere kimin faydasınadır?
Müzakere hiçbir tarafı hedefine ulaştırmaz.
1- Amerika hedefine ulaşamıyor; çünkü İran’ın kendisine teslim olmasını istiyor, İran teslim olmuyor.
– Müzakere yaparsa İran’ı teslim alamadığını gösterir, müzakere devam ederse bunu dünyaya anlatamaz.
2- İran da halkına ve direniş taraftarına cevap veremez. Çünkü 47 yıldır varlığını emperyalist güçlerle mücadele üzerine kurmuştur.
– Şehid Rehberin intikamı
– Şehid ailelerinin talepleri
– Direniş cephesindeki dostların beklentileri var
– Hem Müzakere hem de intikam bağdaşmaz.
– Müzakere intikam hakkını yok eder.
3- İkisi de Müzakere ile hedefine ulaşamayacağını biliyor.
– İki taraf da savaşla düşmanı yok edemeyeceğini biliyor ama savaştan da vazgeçmiş değil.
– İki taraf da Müzakereyi bir strateji ve taktik olarak kullanıyor
– Böyle bir durumda “stratejiler savaşı” ile hedefe ulaşmaya çalışıyorlar.
4- Dünya özellikle de Amerika’nın müttefikleri diyorlar; Amerika Neden son darbeyi vurup bitirmiyor?
Herkes Amerika’nın son darbeyi vurmasını bekliyor… daha doğrusu son darbeyi ne zaman vuracak diye bekliyor….
Çünkü;
Amerika’nın yenilmez olduğuna inanıyorlar…. darbe alır, zarar görür, rezil olur, itibar kaybeder ama yenilmez, diye düşünüyorlar.
İran’ın galip geleceğine inanmıyorlar….
Herkes İran’ın teslim olacağı veya pes edeceği günü bekliyor…
İran’ın arkasındaki gizli dünyevi gücü bulmaya çalışıyor….(Çin, Rusya, Kore, bölgedeki direniş bileşenleri…. çünkü kendileri olmadıklarını biliyorlar.) Gaybi yardımlara da inanmıyor.
İşte böyle bir durumda MÜZAKERE taktiği mi, SAVAŞA devam mı hedefe ulaştırır zaman gösterecektir.

♥️SABAHATTİN TÜRKYILMAZ♥️
ABD-İRAN BARIŞ GÖRÜŞMELERİ KONUSUNDAKİ EN NET, EN SAĞLAM VE DOĞRU GÖRÜŞ BUDUR VE HALİYLE DE MALCOLM-XX’ DE BU KONUDA BU SAĞLAM GÖRÜŞÜN YANINDADIR ŞAŞMAZ SURETTE !
BU GÖRÜŞ,
‘VELAYETÇİ KANAT GÖRÜŞÜ’ DÜR !
BU GÖRÜŞÜN İÇERİĞİ ŞUDUR :
Amerika’ya asla ve asla güven olmaz, bütün kazanımlarımızı elimizden almak istiyor ve biz teslim olana kadar da asla peşimizi bırakmayacaktır. Bu müzakereler bir hiledir. Amerika ya şartlarımızı kabul eder ya da sonuna kadar savaş yaparız. Zuhura kadar ancak direniş ve mücadele ile zafer kazanırız, bunun dışında her türlü uzlaşma ve özellikle de meşru caydırıcılık hakkımız olan nükleer savunma, savaş tazminatı ve körfez kontrolü konusunda verilebilecek her taviz kesin bir mağlubiyettir ve dahası Kutlu Yola-Mektebe ihanettir.
Amerika ile müzakere ve barış masasına oturan, baştan kaybetmiştir. Kazanma ihtimali sıfırdır. İran’ın en uzman, en başarılı diplomatları daha masaya otursa değişmez. Şeytanla masaya oturmak baştan kaybetmektir.
Müzakere masasında “kim ne verdi”, “kim ne aldı”, “kim ne kadar taviz verdi”, “kim taviz vermedi?” Konusuna bakın kimin yalan söylediği, kimin masada kazandığı en net şekilde anlaşılacaktır !!! …
VE İŞTE SN. TÜRKYILMAZ’IN BU KONUDAKİ HABER YORUMU :
ABD VE İRAN MÜZAKERELERİ :
12.06.2026
Amerika-İran savaşında ateşkes, müzakere, savaş, barış karmaşası her gün farklı bir söylemle devam ediyor. Amerika sabah dediğini akşam olmadan değiştiriyor. Akşam ateşkes diyor, sabah saldırıyor.
Bu durum Amerika’nın gerçek hedefini gizlemesi ve siyasi yetkililerin gerçekleri söylememesinden kaynaklanıyor.
Dün akşamdan beri tekrar müzakereler gündeme geldi.
Müzakerelerin doğasında her iki tarafın istekleri ve şartları vardır. Her iki tarafta taviz vermek zorundadır.
Her iki tarafın kırmızı çizgileri ve vaz geçemeyecekleri talepleri vardır. Taviz verilmezse buna müzakere denilmez, teslim olmak denilir
Eli güçlü olan fazla taviz alır, zayıf olan daha fazla taviz verir.
Müzakere ve barış iyidir; Adil olursa, herkes hakkını alırsa, Kimse tehdit edilip zorbalık yapılmazsa, her iki taraf da güvenilir olup sözünde durursa, müzakere ve barış savaştan devamlı iyidir.
Amerika’nın ateşkes ve müzakereden hedefi nedir?
Amerika tek vücut Amerika’nın zaferini ve İran’ın teslimiyetini istiyorlar. Amerika 47 yıldır Ambargo ve baskılarla İran’ı teslim alamadı.
Savaş ve katliamlarla denedi, İran yine teslim olmadı.
Şimdi de müzakere, barış sloganı hilesi ile yaklaşıyor. İran’ı ateşkes, müzakere ile teslim almaya çalışıyor.
Amerika’da Demokrat ve cumhuriyetçilerin hepsinin hedef aynı ama strateji ve taktikleri farklı. Trump’ın itirazları “neden bu işi bitirmedin, neden İran’ı teslim alamadın” meselesidir.
Peki İran tarafında ateşkes ve müzakerelere bakış açısı nedir?
İran’da üç görüş var;
A – Kuruşcu milliyetçi ve vatanperestler; ne olursa olsun barış yapılsın bu savaş bitsin. Amerika’ya karşı zafer kazanamayız, bizi daha kötü günler bekliyor, ekonomi, işsizlik, enflasyon, barışalım rahat bir nefes alalım.
B – İnkılabçı vatansever maslahatçılar;
süresiz ateşkes ve kalıcı barış için müzakere yapalım karşılıklı tavizlerle kazan kazan ile bu iş bitsin artık. Ne Amerika’ya teslim olalım ne de şartlarımızı dayatalım. Biz de taviz verelim, Amerika’dan da taviz alalım. Amerika ile düşman olmadan yaşayalım.
C – Velayetçi kanat ;
Amerika’ya güven olmaz, bütün kazanımlarımızı elimizden almak istiyor ve biz teslim olana kadar bırakmayacaktır. Bu müzakereler bir hiledir. Amerika ya şartlarımızı kabul eder ya da sonuna kadar savaş yaparız. Zuhura kadar ancak direniş ve mücadele ile zafer kazanırız, bunun dışında her türlü uzlaşma mağlubiyettir. Mektebe ihanettir.
Amerika ile müzakere ve barış masasına oturan, baştan kaybetmiştir. Kazanma ihtimali sıfırdır. İran’ın en uzman, en başarılı diplomatları daha masaya otursa değişmez. Şeytanla masaya oturmak baştan kaybetmektir.
Müzakere masasında “kim ne verdi”, “kim ne aldı”, “kim ne kadar taviz verdi”, “kim taviz vermedi?” Konusuna bakın kimin yalan söylediği, kimin masada kazandığı anlaşılacaktır.
Allah İmamı Zamanın zuhurunu tez eylesin.