Pezeşkiyan’dan Şanghay İşbirliği Örgütü’nde 3 Teklif

Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Konseyi Zirvesi’nde konuşan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, istikrarın güçlendirilmesi, işbirliğinin geliştirilmesi ve ortak bir geleceğin şekillendirilmesine yönelik üç aşamalı öneri paketini kamuoyuna duyurdu.

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, bölgesel gelişmeler ve uluslararası ilişkilere dair Tahran’ın yaklaşımını aktardı.

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın konuşma metni şu şekildedir:

Bismillahirrahmânirrahîm

Kırgız Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Caparov, Sayın Genel Sekreter, Sayın Heyet Başkanları, Hanımefendiler ve Beyefendiler;

Sözlerimin başında, Kırgız Cumhuriyeti’nin Bağımsızlık Günü’nü kutlar; Sayın Caparov’a, Kırgızistan hükümetine ve halkına bu başarılı ev sahipliği ve Şanghay İşbirliği Örgütü dönem başkanlığı süresince yürüttükleri değerli çalışmalardan dolayı içten teşekkürlerimi sunarım. Ayrıca Kırgızistan’ın 2027-2028 dönemi için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmesini de tebrik ediyorum.

Şanghay İşbirliği Örgütü’nün son yirmi yılı aşkın süreçteki en önemli kazanımlarından biri, ortak güvenlik sınamalarıyla mücadelede güven inşası ve işbirliği zeminini oluşturması olmuştur. Örgütün tecrübeleri göstermiştir ki kalıcı güvenlik, çatışma yoluyla değil; karşılıklı güven, egemenliğe saygı, içişlerine karışmama ve devletlerarası işbirliği ilkesiyle sağlanabilir.

Hanımefendiler ve Beyefendiler; bugün bölgemiz karmaşık ve iç içe geçmiş bir dizi tehdit ile karşı karşıyadır. Terörizm, şiddete varan aşırıcılık, uyuşturucu kaçakçılığı, sınır ötesi örgütlü suçlar, siber suçlar ve yeni gelişen güvenlik tehditleri, bölgesel barış ve istikrarı zorlamaya devam etmektedir.

Bu tehditlerin yanı sıra jeopolitik rekabetin kızışması, tek taraflı politikaların yaygınlaşması, güç ve askeri gücün kullanımı, tek taraflı ve yasa dışı yaptırımların uygulanması, ekonomi ve teknolojinin araçsallaştırılması ile uluslararası hukukun temel ilkelerinin zayıflatılması; gelişmekte olan ülkeler ve yükselen ekonomiler açısından ciddi endişeler yaratmaktadır.

Batı Asya bölgesi, İran, Lübnan, Gazze ve Batı Şeria’daki son gelişmeler bir kez daha göstermiştir ki, uluslararası hukuk kurallarının göz ardı edilmesi ile güç ve baskıya dayalı yaklaşımların sürdürülmesi, yalnızca ülkelerin güvenliğini değil, tüm bölgenin ve dünyanın istikrarını tehdit etmektedir.

Ekselansları; ABD ve Siyonist rejim tarafından 13 Haziran 2025 ve 28 Şubat 2026 tarihlerinde İran’a yönelik gerçekleştirilen saldırılar, Birleşmiş Milletler Şartı’nın temel ilkelerine, uluslararası hukuka, kuvvete başvurma yasağına ve yaşam hakkına açık bir tecavüz niteliğindedir.

Bu tecavüzler, Yüce Lider’in şehit edilmesi büyük cinayetiyle başlamıştır. Mütecavizler Minab’daki bir okulu hedef almış, 168 öğrenci ve öğretmeni katletmiştir. Aynı gün Fars eyaletinin Lamerd şehrindeki bir stadyuma düzenlenen saldırıda ise 200 kişi şehit olmuş ve yaralanmıştır. Bu olaylar, 40 gün süren bir savaşın ilk gününde işlenen büyük cinayetlerden yalnızca üç örnektir. Bu vahşet karşısında İran İslam Cumhuriyeti, cesur ve gururlu silahlı kuvvetlerinin yüksek gücüne ve şerefli milletinin yekvücut desteğine dayanarak ABD ve işgalci rejime ağır ve stratejik yenilgiler yaşatmış, parlak zaferler kazanmıştır.

Bu saldırılar, Şanghay İşbirliği Örgütü’nün bir üyesine ve köklü bir medeniyete yapılmış bir tecavüzdür. Bu saldırıyı kınayan, İran halkı ve hükümetiyle dayanışma gösteren örgüte ve tüm ülkelere teşekkür ederiz.

İran halkının askeri tesisler, ekonomik altyapılar, hatta okullar ve hastanelere yönelik geniş çaplı saldırılara karşı 40 gün süren şanlı direnişinin ardından ve ABD’nin önceden belirlenen hedeflerinden hiçbirine ulaşamaması üzerine, karşı taraf ateşkes ilan etmek ve savaşı bitirmek zorunda kalmıştır. Dost ve kardeş iki ülke Pakistan ile Katar’ın arabuluculuğunda yürütülen yaklaşık üç aylık müzakereler sonucunda, nihayet 18 Haziran 2026 tarihinde İslamabad Mutabakat Zaptı olarak bilinen anlaşmaya varılmıştır. Ancak ABD’nin, kendi başkanının imzasını taşıyan bu belgeye bağlılığı iki haftadan kısa sürmüş; yükümlülüklerine yönelik açgözlü tutumu ve ahde vefasızlığı başlamış olup halen devam etmektedir.

ABD’nin yükümlülüklerini ihlal etmesinin İran tarafından orantılı bir karşılık bulduğu açıktır. Ancak açıkça ifade ediyorum ki, ABD söz konusu mutabakat zaptındaki taahhütlerine geri dönerse, İran İslam Cumhuriyeti de derhal mütekabiliyet ilkesini uygulayacaktır. ABD’nin aksine ülkem, uluslararası taahhütlerine ve sözleşmelerine uyma konusunda parlak bir geçmişe sahiptir ve her zaman uluslararası hukukun ilkesel çerçevesinde hareket etmiştir.

Değerli Meslektaşlarım; Son yılların tecrübesi, güvenlik ile kalkınmanın birbirinden ayrı kavramlar olmadığını, aksine birbirine bağlı ve ayrılmaz bir nitelik taşıdığını açıkça göstermiştir. Şanghay İşbirliği Örgütü, çok taraflılıkta daha etkin bir rol oynayabilmek için güvenlik ve ekonomi boyutlarını eş zamanlı olarak ele almalıdır.

Örgüt içi ticaretin geliştirilmesi, gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması, ulaşım koridorlarının genişletilmesi, limanlar ve lojistik merkezlerin birbirine bağlanması, transit kapasitelerinin artırılması ve tedarik zincirlerinin dayanıklılığının güçlendirilmesi, bu rolü somut ve ölçülebilir bir işbirliğine dönüştürebilecek alanlar arasındadır.

İran İslam Cumhuriyeti, bu ekonomik vizyonun hayata geçirilmesi amacıyla üye ülkelerin değerlendirmesine üç somut girişim sunmaktadır:

Birincisi; üye ülkeler arasındaki ödemelerde milli para birimlerinin daha yaygın kullanılması, ortak takas ve finansman mekanizmalarının kurulması ve nihayetinde üyelerin ekonomik işbirliği kapasitesini artırarak ticaret ve tedarik zincirlerinin dış müdahalelere karşı kırılganlığını azaltacak etkili bir adım olan “Şanghay İşbirliği Örgütü Bankası”nın kurulmasını içeren finansal ve bankacılık işbirliklerinin derinleştirilmesidir.

İkincisi; Şanghay İşbirliği Örgütü İhracat Kredi ve Yatırım Sigortası Birliği’nin kurulmasını da içeren, ticaret ve yatırımı destekleyen kurumların geliştirilmesidir. Bu adımın üye ülkelerin desteğiyle arzulanan sonuca ulaşmasını temenni ediyoruz.

Üçüncüsü; üye ülkelerin her türlü enerji üretimi ve tüketimindeki yüksek kapasiteleri dikkate alınarak enerji güvenliğinin pekiştirilmesidir. “Şanghay İşbirliği Örgütü Enerji Konsorsiyumu”nun kurulması, bu durumun somut bir tezahürü olup örgütün geniş coğrafyasında istikrarlı bir üretim, arz, nakil ve tüketim modeli olarak üye ülkelere olumlu yansımalar sağlayacak ve örgütün küresel enerji piyasasındaki konumunu güçlendirecektir.

Ekselansları; terörizm, aşırıcılık ve yeni ortaya çıkan güvenlik tehditlerine yanıt verilebilmesi, örgütün kurumsal ve uzmanlık kapasitelerinin güçlendirilmesini gerektirmektedir. İran İslam Cumhuriyeti bu doğrultuda, Şanghay İşbirliği Örgütü Stratejik Güvenlik Araştırmaları Merkezi’nin kurulmasını önermiştir. Bu merkez, üye ülkelerin bilimsel ve uzmanlık kapasitelerini kullanarak yeni ortaya çıkan tehditlerin belirlenmesine, güvenlik gelişmelerinin değerlendirilmesine ve bölgesel güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesine yönelik uzman tavsiyelerinin sunulmasına katkı sağlayacaktır.

Bunlara ek olarak, parlamentolar arası diyaloğu güçlendirmek, yasama tecrübelerini paylaşmak ve üye ülkeler arasındaki işbirliğini desteklemek amacıyla Şanghay İşbirliği Örgütü Üye Ülkeleri Parlamenter Asamblesi’nin kurulması girişimi de İran İslam Cumhuriyeti tarafından sunulmuştur.

İran İslam Cumhuriyeti, çok taraflılığın geleceğinin diyaloğu sürdürme ve etkili işbirliği mekanizmaları oluşturma konusundaki ortak kabiliyetimize bağlı olduğuna inanmaktadır. Bu bağlamda, Şanghay İşbirliği Örgütü’nün bölgesel ve uluslararası işbirliğini güçlendirmedeki önemini ve konumunu vurgularken, örgütün geliştirilmesine yönelik süreçlere yapıcı ve aktif katılım sağlamaya, dayanışmasını, etkinliğini ve entegrasyonunu güçlendirecek yeni girişimleri desteklemeye hazır olduğunu beyan eder.

İlginiz için teşekkür ederim.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın