Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri’nin terörist ABD hükümetine gözdağı vermesi, ülke içindeki Batı yanlısı kesimin ve reform iddiasındaki akımın avazı çıktığı kadar bağırmasına neden oldu.
Muhsin Rızai, “caydırıcılık dengesi denklemini” ve oyunun kurallarındaki değişimi açıklayarak Beyaz Saray’ın bölgedeki hesaplarına meydan okudu. Rızai açıkça şu ifadeleri kullandı: “Trump bir şeyler yapmak isterse, deprem etkisi yaratacak şekilde misillemede bulunuruz.” Ayrıca, “Hürmüz Boğazı, Amerikalıların iddiasına rağmen kapalıdır ve Amerika davranışını düzeltmediği sürece açılmayacaktır” hatırlatmasında bulundu.
Ancak Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri’nin kararlı yanıtı bununla sınırlı kalmadı. Tümgeneral Rızai, düşmanın hayati hatlarını ve ticari çıkarlarını hedef alarak şunları vurguladı: “Ekonomik kuşatmanın devam etmesi halinde ABD’nin bölgedeki ekonomik şirketlerini vuracağız.” Sahadaki gerçeklere dayanarak sözlerine şunları ekledi: “‘Mekke Anlaşması’, ABD’nin onlara bölgeden ayrılmak istediğini söylediğini göstermektedir.” Rızai, Washington’ın son şantajlarına yanıt olarak da sert bir uyarıda bulundu: “Trump, ‘ekonomik savaş’ adıyla yeni bir oyun başlatmak istiyor; bunun hesabını keseceğiz.”
ABD’ye yönelik bu iktidar dolu gözdağının yankıları henüz medya ortamında dinmemişken, Beyaz Saray’ın içimizdeki yas tutanları telaşa kapıldı. Nabızları her zaman Beyaz Saray’ın öfkesi ve tebessümüyle atan Batı hayranlarının yine canı yandı; ancak ulusal çıkarlar ve halkın ekmeği için değil, efendilerinin sarsılan heybeti için!
Örnek olarak, 2009’daki fitne olaylarında mahkumiyet geçmişi bulunan Hükümet Enformasyon Konseyi üyelerinden Muhammed Attariyanfer, hemen bir yol temizleyici edasıyla sahneye çıktı ve düşündürücü bir değerlendirmede bulunarak şunları söyledi: “Sayın Muhsin Rızai de dahil olmak üzere bazı aziz dostlarımız, son zamanlarda bir tür çelişkiye işaret eden açıklamalarda bulundular. Bana göre bu uyarılar ve analizler daha dikkatli ifade edilmelidir; zira doğal olarak ülkenin Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi tarafından yürürlüğe konulan bir eylem, belirsizlik yaratmaktan başka bir işe yaramayan farklı farklı açıklamalarla karşılaşmamalıdır.”
Reform iddiasındakilerin bu kafa karışıklığı yeni bir hikaye değildir. Batı yanlısı akım, ABD’nin tehditleri karşısında her zaman zillet içinde suskun kalır; ancak ne zaman bir yetkili bölgesel güçten ve pişman edici bir yanıttan bahsetse, uzlaşma yolunda “belirsizlik yaratılacağı” endişesine kapılırlar! Bu akımın asıl derdi, ağalarının kof prestijini korumaktır; Beyaz Saray’ın keyfi kaçmasın diye ulusal güce dayanmayı “çelişki” olarak adlandıran katalizörler!
not: bu haber kayhan.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir
