Moğol ordusu Buharayı kuşattığında halk ve askeri yönetim ikiye bölünür:
Savaşmayı Savunanlar: Şehrin iç kalesine (hisara) çekilerek Moğollara karşı sonuna kadar direnmeyi ya şehit olmayı ya da gazi olup şerefiyle yaşamayı seçen grup.
Teslim Olmayı Savunanlar: Canlarını kurtarma umuduyla Cengiz Han’a elçi gönderip teslimiyet kabul eden grup.
Cengiz Han, teslim olan bu gruba derhal silahlanıp iç kalede direnen kendi dindaşları ve kardeşleriyle savaşmalarını emreder. Moğol desteğiyle yapılan bu çatışmanın sonucunda teslim olan taraf galip gelir ve direnenler katledilir.
Ancak hemen ardından Cengiz Han, teslim olup kendi kardeşlerini katleden grubun da silahsızlandırılmasını ve kılıçtan geçirilmesini emreder. Tarihi kaynaklarda ve anlatılarda Cengiz Han’ın bu kararı verirken şu sözü söylediği aktarılır:
“Eğer güvenilir olsalardı, kendi öz kardeşleriyle bizim için savaşmazlardı. Bugün kendi halkına ve kardeşine ihanet edenler, yarın fırsatını bulduklarında bize de ihanet ederler.”
Moğolların Harzemşahlara karşı elde ettiği askeri başarı, sadece sayısal üstünlükle değil; psikolojik harp, istihbarat, hız ve sistematik kuşatma taktiklerinin birleşimiyle açıklanır.
Moğol ordusunun Harzemşahlar seferinde kullandığı temel yöntemlerden sadece birine değineceğim. Şöyle ki;
Moğollar, bir şehre girmeden önce o şehrin teslim olmasını sağlayacak bir korku iklimi oluşturmayı birinci öncelik haline getirmişlerdi.
Direnen ilk şehirler (örneğin Otrar ve Genç) tamamen yerle bir edilip halkı katledilmişti. Amaç, sıradaki şehirlerin (Buhara, Semerkand) gözünü korkutmak ve dirençlerini kırmaktı. Katliamdan kaçan kişilerin diğer şehirlere sığınmasına kasıtlı olarak izin verilmiş, böylece korku anlatıları Moğol ordusundan önce şehirlere ulaşmıştı.
Çağın Moğol devleti büyük şeytan Amerika da aynı taktikleri uyguluyor. İşgal rejimine verdiği sınırsız destek ve hiç kullanılmamış silahlarla Gazze yerle bir edilmiş, alt yapısı yok edilmiştir. Bir gece Maduro’nun yatağından alınması, direnişin lider kadronun suikastlerle vahşice şehit edilmesi korku ve panik oluşturmak içindir. Bu yapılanlar kameralar önünde yapılmakla dünya devletlerine şu mesaj verilmektedir. Teslim olmazsanız şehirleriniz Gazze gibi olur. Liderleriniz Maduru veya şehit İmam Hamaney gibi ailesi ile katledilir.
Bu vahşet karşısında korkuya kapılan Dünya devlet ve liderleri özellikle nükleer silahı olmayan ülkeler teslim olmayı seçiyorlar. Teslimiyet sonucu halk şehirlerinin harabeye dönmekten kurtulduğunu, liderler de koltuklarının korunduğunu düşünüyor, korkak ulema da bu zillete fetvalar veriyorlar.
Büyük şeytan, esareti kabul edenleri etmeyenlere karşı bir ittifaka zorluyor.
Mesela teslim olan Abbas’ı Hamas’ın üzerine saldılar. Suriye’de kendilerine teslim olan güçlerle teslim olmayanları yönetimden uzaklaştırıp Suriye’nin en stratejik yerlerini ve hayat kaynaklarını İsraile verdiler. Yetmedi şimdi de İşgal rejiminin kuzeyini tahliye edip siyonistleri çadır kamplarda yaşamaya mahkum eden Hizbullah ile savaşa sokmak istiyorlar.
Teslim olan Lübnan Cumhurbaşkanını Hizbullah’ın üzerine, Irak başbakanını direniş guruplarının üzerine salıyorlar.
Mekke antlaşması ile de dize getiremedikleri cesur Yemen halkını kıble ehli kardeşleri eliyle teslim almak istiyorlar.
İslam Cumhuriyeti tarafından İşgal rejimine fırlatılan füzelere kalkan olan şecere-i meluneyi ümmetin umudu gibi görünen iki devletin korumasına veriyorlar. Bu koruma şemsiyesini daha da büyütecekler. (Umarım böyle olmaz)
Yine Moğollara dönecek olursak döneminin en barbar en vahşi en acımasız kan içici yönetimi nihayetinde Ayn Calut savaşında yenildiler. Zamanımızın Moğol devleti Amerika da bu günlerde İslam Cumhuriyeti karşısında Ayn Calutu yaşıyor.
Memlukler Moğolların saldırısı öncesinde İzz bin Abdüselam’dan ek vergi için fetva talep ettiler. Cihad fıkhında otorite olan merhum Allame İzz bin Abdüsselam: “Önce sultan ve vezirler ellerindekileri versinler bakalım. Moğollar geldiğinde halktan çok daha fazla yöneticiler kayıp yaşayacak. Yöneticiler ellerindekini verdikten sonra bakarız” deyince saray kadınları tüm ziynetlerini bağışladılar ve halk fetva beklemeden ellerindekini verdiler. Zaferin arkasındaki ilahi destek bu fedakarlık nedeniyledir.
İslam Cumhuriyetinin yöneticileri zaten inkılaptan beri her şeylerini Allah için ortaya koymuşlar sadece mallarını değil canlarını da seve seve fada etmekten çekinmemişlerdir. Bu nedenle İslam Cumhuriyeti’nin zaferi, Amerika’nın hezimeti kaçınılmaz olacaktır inşallah!
İSLAMİ ANALİZ
