Şeyh Mahir Hammud: İran’ın Güç Kaynağı Büyük Liderliğinde Saklıdır

Dünya Direniş Âlimleri Birliği Başkanı Şeyh Mahir Hammud, dün gece bölgede yaşanan son gelişmeler, özellikle Amerikan-Siyonist düşmanın İran’a yönelik tehdit ve komploları hakkında yaptığı açıklamada, İran İslam Cumhuriyeti’nin yüksek bir güvenlik tecrübesine sahip olduğunu ve bu alanda diğer ülkelerden üstün bulunduğunu ifade etti.

Şeyh Mahir Hammud, En-Nuceba Televizyonu’na verdiği demeçte, 12 günlük savaşın İran’daki iç dayanışmayı güçlendirdiğini ve bu ülkenin iç cephesini koruma konusunda tam kapasiteye sahip olduğunu söyledi.

Hammud, İran’ın güç kaynağının her türlü silahtan önce bu ülkenin büyük liderliğinde yattığını vurgulayarak, İran İslam Cumhuriyeti’nin Filistin davasının en samimi destekçisi olduğunu belirtti.

Dünya Direniş Âlimleri Birliği Başkanı, bölgede Amerikan-Siyonist eksenin her türlü gerilim yaratma veya çatışma çıkarma girişimine karşı uyarıda bulunarak, her türlü gerilim tırmanışının tüm bölgeyi ateşe sürükleyeceğini ifade etti.

Şeyh Mahir Hammud devamında, direniş ekseninin ilkelere bağlılık ekseni olduğunu ve stratejik sabrına bağlı kalması gerektiğini söyledi.

Şeyh Mahir Hammud ayrıca, Birliğin daveti üzerine Lübnan’ın güneyindeki Sayda kentinde bulunan ofisinde düzenlenen bir dayanışma toplantısı sırasında, bu dönemde İran İslam Cumhuriyeti’nin yanında yer almanın dinî bir görev ve özgür bir tutum olduğunu; bunun baskı veya güçten etkilenmeyeceğini ve tutum belirlemede ölçütün destekçi sayısı değil, hakikatin yanında yer almak olduğunu açıkladı.

Lübnan’daki bazı âlimler ile siyasi parti temsilcileri ve Filistinli grupların katılımıyla gerçekleştirilen söz konusu toplantıda Hammud, İran İslam Cumhuriyeti’nin yanında yer aldıklarını ve bu zor dönemde özgür bir tutum almanın dinî görevleri olduğunu ve bu tutumun herhangi bir merci tarafından dayatılmış değil, Allah’a ve kendi halklarına karşı sorumluluk temelinde, hakikatin, İran’ın, direnişin ve Filistin’in yanında durmak anlamına geldiğini vurguladı.

Hammud, İran’ın bu karşılaşmada sebat göstermesi hâlinde ki Allah’ın izniyle bunun gerçekleşeceğini belirtti bunun direnişin büyük zaferi yolunda bir dönüm noktası olacağını ifade etti.

Toplantının sonunda, Müslüman Âlimler Topluluğu Heyet-i Eminleri Başkanı Şeyh Gazi Hanine kapanış bildirisini okudu. Bu bildiride, dinî, ahlaki ve insani sorumluluk bilinciyle ve özgür halkların ortak kaderine inanarak bir araya gelindiği ifade edildi.

İran İslam Cumhuriyeti ile dayanışma toplantısının bildirisinde şu hususlara vurgu yapıldı: “Bölgede yaşanan hızlı gelişmeler, özellikle ABD’nin İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik düşmanca söylemleri ve tehditleri, bu ülkeye karşı ekonomik kuşatmanın sürdürülmesi ve tek taraflı ve gayrimeşru yaptırımların artırılması, İran’ın siyasi ve medya alanında tecrit edilmesine yönelik çabalar ve komplolar ile onun ve direniş ekseninin imajını tahrif etmeye yönelik girişimler ve düşmanların diğer hasmane hareketleri yakından takip edilmektedir.”

Toplantıya katılanlar ayrıca, Epstein Adası dosyasının bunun açık bir göstergesi olduğu ABD ve Batı’nın siyasi ve ahlaki skandallarına değinerek, bunun demokrasi ve insan haklarına ilişkin söylemlerin güvenilirliği konusunda ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirtti. Batılı ülkelerin Gazze ve Lübnan halkına yönelik Siyonistlerin vahşi saldırıları karşısında benimsedikleri tutumların, insan hakları konusundaki iddia ve sloganları ile fiilî uygulamaları arasındaki açık çelişkiyi ortaya koyduğu ifade edildi.

Bildirinin devamında Filistin davasının merkeziyetine vurgu yapılarak, bölge güvenliğinin bölünmez olduğu ve İran’a yönelik her türlü komplo ve saldırının tüm bölgeyi etkileyeceği belirtildi.

İran’ın Filistin’e verdiği desteğin ilkesel ve ahlaki bir mesele olduğu ifade edilerek, Arap ülkelerinin İslam ümmetinin temel meselelerinden başta Filistin davası olmak üzere uzaklaşmamaları ve Siyonist suçlularla uzlaşma yoluna gitmemeleri gerektiği kaydedildi.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın