Keyhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari, son yazısında Babül Mendep Boğazı’nın kapatılması gerekliliğini vurguladı.
şeriatmedari’nin yazısı şu şekilde;
1- Pazartesi günü Trump, İran’a yönelik deniz ablukasını yeniden başlattıklarını açıkladı ve her zamanki, bilinen yalanlarından birini daha söyleyerek, “Hürmüz Boğazı açık ve açık kalacak; İran’la ya da İran olmadan” dedi. Kendini beğenmiş ve yozlaşmış ABD Başkanı, ardından yine boş övünmelerde bulunarak gerçekleşmemiş hayallerini gerçekmiş gibi sunup şöyle konuştu: “Amerika Birleşik Devletleri, bu andan itibaren ‘Hürmüz Boğazı’nın koruyucusu’ olarak tanınacaktır. Ancak adil bir uygulama olarak, dünyanın bu son derece istikrarsız bölgesinde güvenlik ve emniyeti sağlama görevimizin tüm masraflarını karşılamak amacıyla, taşınan tüm yüklerin %20’si oranında ücret alınacaktır. Bu süreç derhal başlayacaktır.” Trump’ın dünkü açıklamaları hakkında söylenecek çok şey vardır.
2- Trump’ın iddiasının aksine Hürmüz Boğazı tamamen kapalıdır ve Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri hiçbir geminin geçişine izin vermemektedir. Trump’ın boğazın açık olduğu yönündeki iddiası, diğer yalanları gibi değilse bile, iki farklı şekilde yorumlanabilir. Trump, Hürmüz Boğazı’nın açık olduğunu iddia ederek, en azından yalan bir iddia düzeyinde dahi olsa kendisini bu olayın galibi gibi göstermeye çalışmaktadır. Daha önce de İran’ın kara ve deniz kuvvetlerini yok ettiği, İran halkının rejime karşı ayaklandığı (!) ve benzeri birçok asılsız iddiada bulunmuş; bu nedenle Batılı yetkililer ile dünyanın önde gelen yorumcu ve uzmanları tarafından defalarca alaya alınmıştır.
3- Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasına karşılık deniz ablukasını yeniden başlattığı yönündeki açıklamasının diğer yönü ise, onun kendi dar görüşlü zihninin ürünü olamaz; bunu perde arkasındaki Amerikan stratejistlerine, özellikle de en büyük paya sahip olan Siyonistlere atfetmek gerekir. Amerika, Hürmüz Boğazı’nın kapalı olmasından bunalmıştır ve deniz ablukasını kaldırmayı, Hürmüz Boğazı’nın açılmasıyla takas etmek istemektedir. Oysa 1958 Cenevre Sözleşmesi’nin 14. maddesinin 4. bendi ile 16. maddesinin 1. bendinin açık hükmüne göre, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliği ve bu boğazın hukuki rejimini belirleme hakkı, İran İslam Cumhuriyeti’nin açık ve yasal hakkıdır. Buna karşılık ABD’nin İran’a uyguladığı deniz ablukası yalnızca yasa dışı bir eylem değil, aynı zamanda bir savaş suçudur ve ABD Başkanı’nın da itiraf ettiği üzere “deniz haydutluğunun” bir türüdür. Dolayısıyla bu deniz haydutluğu, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğini kullanmasıyla eşdeğer görülemez ve İran’ın Hürmüz üzerindeki egemenliğinden vazgeçmesi bunun karşılığı olamaz. Trump’ın dünkü açıklamalarının bu bölümü, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ABD ve müttefiklerinin eylemlerine karşı ne kadar etkili ve sarsıcı bir araç olduğunu göstermektedir. Bu nedenle boğazın kapalı tutulması konusunda gösterilecek en küçük bir yumuşama, mevcut topyekûn savaşta bu güçlü silahın terk edilmesinden başka bir anlam taşımaz.
4- İran’ın deniz ablukasını kırmak ve ABD’yi bu deniz haydutluğundan vazgeçirmek için elinde seçenekler vardır. ABD ve İsrail’in bu abluka karşısındaki en zayıf noktası, Babülmendep Boğazı’nın düşman ülkelerin gemilerine ve bu ülkelere petrol ya da ticari mal taşıyan gemilere kapatılmasıdır. Babülmendep, Akdeniz’i (yani Avrupa ve Amerika’yı), Kızıldeniz ve Aden Körfezi üzerinden Hint Okyanusu’na bağlayan dünyanın en önemli deniz geçitlerinden biridir. Afrika Boynuzu ile Arap Yarımadası arasında yer alan bu boğaz, jeopolitik ve ekonomik açıdan son derece büyük öneme sahiptir. Dünya ticaretinin başlıca arterlerinden biri olan Babülmendep’ten, Körfez petrol ve gaz ihracatının önemli bir bölümü ile Asya mallarının Avrupa’ya taşınması ve Asya-Akdeniz ticareti gerçekleştirilmektedir. Yemen Direniş Cephesi, defalarca -ve bunlardan biri de dün olmak üzere- Babülmendep’i düşman ülkelerin ve onların müttefiklerinin petrol ve ticaret gemilerine kapatmaya hazır olduğunu ilan etmiş, bu alanda da dikkat çekici ve başarılı bir deneyim ortaya koymuştur. Ayrıca İran ile Babülmendep arasındaki hava mesafesi yaklaşık 2.300 kilometredir ve İran’ın hassas güdümlü füzelerinin menzili 3.000 kilometrenin çok üzerindedir. Bu nedenle İran, tek başına da Babülmendep’i kolaylıkla kapatabilir.
5- Şimdi, Amerika’nın nefesini kesen Hürmüz Boğazı’nın kapalı tutulmasının yanı sıra, Babülmendep’i de kapatmanın ve böylece Amerika ile müttefiklerinin tamamen nefessiz kalmasına tanıklık etmenin zamanıdır. Hz. Ali’nin şu sözüyle ifade edildiği gibi: “رُدَّ الحَجَرَ مِن حَيثُ جاءَكَ، فإنّهُ لا يُرَدُّ الشَّرُّ إلاّ بالشَّرِّ…” yani, “Taşı geldiği yere geri fırlat; çünkü kötülük ancak kötülükle bertaraf edilir.” Bunun uluslararası protokollerle ne ilgisi vardır? Amerika ve Avrupa hangi uluslararası protokole bağlı kalmıştır ki biz kalalım? İran’a deniz ablukası uygulanması uluslararası protokollerde mi yer alıyor da Babülmendep’in kapatılması yer almıyor? Hiç kuşkunuz olmasın ki, yalnızca Babülmendep’i kapatma niyetinde olduğumuzu ilan etmek bile, geveze Trump’ın ağzına indirilen sert bir yumruk olacaktır. Kapatın ve sonucunu görün.
