İran İslam Cumhuriyeti’nin ve Hizbullah’ın vurdukları darbelerle savrulan, perişan olan Siyonist rejimde çöküş süreci daha bir hızlanmış görünüyor. Siyonist rejimin yenilmezlik balonu öyle bir şiddetle patladı ki sesi dünyanın her tarafında duyulmuş durumda. Amerika’nın tüm tehdit ve saldırıları direnişin öldürücü darbelerini önleyemiyor, önlemeye yetmiyor.
Birkaç sene öncesine kadar Siyonist rejimin ve onun ağababası büyük şeytan Amerika’nın yenilmezlik efsanesine inandırılmış, bu yüzden derin bir ümitsizlik ve karamsarlığa düşürülmüş İslam ümmeti, mücahit evlatlarının destansı direnişi karşısında büyük bir coşku ve ümit içinde Siyonist rejimin yıkılacağı günleri bekliyor.
Doğrusu ben de Aksa Tufanı’na kadar Allah’ın salih kullarının günümüzle ilgili öngörü ve müjdeli haberlerini okuduğum zaman seviniyor ama kalben mutmain olamıyordum. Zihnimde bazı soru işaretleri ve kalbimin derinliklerinde tereddütler vardı. Tablo çok karanlıktı çünkü… Ufukta hiçbir işaret görünmüyordu. Siyonist Haçlı ittifakının saldırıları altında cehennemi yaşayan İslam ümmeti kendi arasında da paramparçaydı. Ümmet istilacı şer ittifakı bırakmış birbirleriyle çatışıyordu. Amerika, Siyonist rejim ve dostları ise kibirlerinin zirvesindeydiler.
Bu yüzden Üstad Bediüzzaman’ın, kendisinden sonraki nesle yönelik, “Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz” sözleri, büyük Şehit Seyyid Kutub’un, “İstikbal İslam’ındır” öngörüsü, yine İran İslam İnkılabının Şehit Rehberi İmam Hamaney’in, “Siyonist rejim on yıl sonrasını görmeyecek” ve HAMAS Hareketinin kurucusu Şehit Şeyh Ahmet Yasin’in, “Siyonist rejim 2027 bandında yıkılacak” müjdeleri beni sevindiriyor ama tereddütlerimi gideremiyordu. İnanıyorum ki çoğu Müslüman da benim gibiydi.
Ama şimdi hiçbir tereddüdüm kalmadı; kesinlikle zafer siyonist Haçlı cephesiyle hesaplaşan muvahhid Müslümanların olacaktır. O yüzden 4 Nisan 2012 yılında vefat eden HAMAS’ın önemli isimlerinden, Mescidi Aksa’nın eski imam ve vaizlerinden, Filistin Âlimler Birliği Başkanı Şeyh Hamid el-Beytavi’nin 2005 yılında kendisiyle yapılan bir röportajda söylediği ve yeni öğrendiğim şu sözleri beni hiç tereddüde düşürmedi ve zihnimde soru işaretlerine de yol açmadı; “Şu Kur’an’a el basarak yemin ederim ki bu savaşı kaybedecekler, Tel Aviv İran füzeleri ile vurulacak. Ve on binlercesi bu füzelerle ölecek…”
Hiç hayal edebilir miydik ki siyonist rejimin işgali altındaki kentler Gazze’ye dönecek, Gazze’nin, mazlum Filistin halkının yaşadığı yıkımı siyonist rejim de yaşayacak? Elhamdülillah, Batının güdümündeki, yalancı Batı medyasının haberlerini olduğu gibi aktarmaktan başka bir şey yapmayan sözde yerli basınımızın tüm gizleme, örtme, yok sayma çabalarına rağmen İran’ın siyonist rejimin kentlerine yönelik destansı saldırısı ve gerçekleştirdiği muhteşem yıkım saklanamıyor. Siyonistler cehennemi yaşıyor. Siyonist kentler hallaç pamuğu gibi savruluyor.
Ümmet hiç olmadığı kadar ümitli… Kudüs hiç olmadığı kadar özgürlüğe yakın…
Evet, Mescid-i Aksa, tarihinde belki de ilk defa mübarek Ramazan ayında cemaatsiz, derin bir sessizlik içinde, ibadete kapatılmış ama hiç olmadığı kadar kurtuluşa ve özgürlüğe yakın… Çatısı, kubbeleri altında namaz kılacak yiğitleri hasretle, özlemle, sabırsızlıkla bekliyor…
Biliyorsunuz, bu cuma Dünya Kudüs Günü… Belki de şimdiye kadarki en anlamlı en coşkulu en kalabalık Dünya Kudüs Günü olacak… Bizler de binler, on binler halinde meydanlara akmalı, dünyanın dört bir tarafında meydanlara dökülecek yüz binler, milyonlar ile birlikte ümmetin bu varlık savaşında tarafımızı ilan etmeliyiz. İran İslam Cumhuriyeti’ne ve siyonizme karşı direnen tüm güçlere haykırışlarımızla, dualarımızla, varlığımızla destek olmalı, ümmetin vahdet ve kardeşliğini tüm dünyaya gösterip İslam düşmanlarını ümitsizliğe düşürmeliyiz. Kudüs Davasının, Mescid-i Aksa davasının tüm ümmetin davası olduğunu tüm dünyaya göstermeliyiz. Fevc fevc meydanlara akın eden coşkulu kalabalıkları gören şer güçlerin hayalleri kursaklarında kalmalı…
Sadullah Aydın/doğru haber
