Kabine toplantısının ardından millete seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Orta Doğu’daki kaosu sert sözlerle eleştirerek, “Savaş Netanyahu’nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor” dedi.
Ramazan Bayramı sonrası ilk Kabine toplantısına başkanlık eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaklaşık üç saat süren zirvenin ardından kameralar karşısına geçti. Gündeminde hem sınır ötesindeki terörle mücadele hem de Gazze üzerinden dünyaya yayılan savaş dalgası vardı. Erdoğan, özellikle İsrail Başbakanı Netanyahu’nun kendi siyasi geleceği için tüm bölgeyi ateşe attığını vurgularken, ekonomik ve insani bedelin küresel ölçekte ödendiğine dikkat çekti.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki toplantı, yaklaşık 2 saat 45 dakika sürdü.
“Terörsüz Türkiye” vurgusu
Nevruz kutlamalarına değinen Cumhurbaşkanı, bölgedeki huzur ikliminin altını çizdi. Geçmiş yıllardaki olaylı kutlamaların yerini sakinliğe bıraktığını belirten Erdoğan, “Terörsüz Türkiye süreci, yarım asırlık kanlı oyunu bozuyor. Nevruzu bahane ederek milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili de gerekeni yapıyoruz. Bu hayırlı yoldan bizi kimse döndüremeyecek” ifadelerini kullandı.
Katar’daki helikopter kazası
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Katar’dan gelen acı haberi de paylaştı. Eğitim faaliyetleri yürüten bir helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu 4’ü Katarlı toplam 7 personelin şehit olduğunu belirten Erdoğan, “Katarlı kardeşlerimizin acılarını paylaşıyor, şehitlerimizin ailelerine başsağlığı diliyorum” diyerek taziye mesajını iletti.
Terörsüz Bölge İdeali
Erdoğan, Türkiye’nin yaklaşık 1,5 yıl önce başlattığı sağduyu sürecinin menziline ulaşacağını ifade etti. Suriye’nin kuzeyindeki gelişmeler ve son olarak İran üzerinden kurgulanmak istenen “kirli planlara” karşı Türkiye’nin dik durduğunu savunan Cumhurbaşkanı, “Terörsüz Bölge idealimiz; Kürtler, Türkler, Araplar ve Farslar arasına nifak tohumu ekmek isteyenlerin planlarına set çekmektedir” dedi.
Kabine’nin yoğun diplomasi trafiğinin devam edeceğini belirten Erdoğan, BM Genel Sekreteri Guterres’e takdim edilen Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nün de Türkiye’nin “arabulucu” ve “barışçıl” vizyonunun bir nişanesi olduğunu vurguladı.
