Kırk yaşında, belirgin bir siyasi geçmişi olmaksızın Irak’ın başbakanlığına gelen Iraklı iş insanı ve milyoner Ali Falih Kazım ez-Zeydi, kariyerinin büyük bölümünü ekonomik, bankacılık, akademik ve tıbbi kuruluşların yönetiminde geçirmiş bir isimdir.
Ali Falih Kazım ez-Zeydi, siyasi geçmişi olmamasına rağmen başbakanlık koltuğuna oturan bir milyonerdir. Özgeçmişinde Milli Holding Şirketi, El-Şaab Üniversitesi, Aştar Tıp Enstitüsü ve kredi politikaları ile risk yönetimi tecrübesi edindiği “Masraf el-Cenub” (Güney Bankası) gibi önemli kurumların yönetim kurulu başkanlığı yer almaktadır.
Ez-Zeydi’nin Irak Direnişini Silahsızlandırma Yolu
Ez-Zeydi, ilk günden itibaren “silahsızlanmanın devlete devredilmesi” ve silah üzerindeki devlet tekelini vurgulamış, bunu önceliklerinin başına yerleştirmiştir. Bu vaat, Irak’ın direniş gruplarını sınırlaması yönünde ABD’nin baskısı altında olduğu bir dönemde gelmiştir. Hükümetini resmi güvenlik güçlerini güçlendirmeye ve direniş gruplarını devlet yapısına entegre etmeye adadığını ifade etmiştir.
Washington ve Ardından İran’a İlk Ziyaret
Başbakanlığından sonraki ilk dış gezisinde Washington’a giden ez-Zeydi, Trump ile samimi bir şekilde görüşmüş ve onun İran karşıtı söylemleri karşısında herhangi bir tepki göstermemiştir. Bu ziyaret sırasında Irak devlet ve özel sektör kurumları ile Amerikan şirketleri arasında petrol, sanayi, teknoloji, finans ve yatırım alanlarında 48 anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştır.
Ez-Zeydi’nin üçüncü durağı ise Tahran olmuştur. Görünüşe göre ez-Zeydi, İran ve Amerika ile denge kurmaya ve ilişkiler geliştirmeye çalışmaktadır. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla birlikte Irak’ın ana petrol ihracat rotası kesintiye uğramıştır. Günlük 4 milyon varil ham petrol üretimi ve buna yakın ihracatıyla Irak, OPEC’in en büyük ikinci petrol üreticisidir. Aynı zamanda petrol ihracatı ülkenin en büyük gelir kaynağıdır ve şimdi Hürmüz Boğazı engeliyle karşı karşıyadır.
Irak, ABD’nin İran’a Yönelik Saldırılarını Kınadı mı?
Irak Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Bu saldırgan saldırıların amacı, Irak’ı bölgede devam eden bir savaşa çekmektir; kınıyoruz ve durdurulmasını talep ediyoruz.”
Açıklamanın devamında şöyle denildi: “Politikamız savaşları reddetmek ve anlaşmazlıkların müzakereler yoluyla çözülmesine inanmak üzerine kuruludur; bu nedenle, İslam Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri arasında gerçekleşen müzakerelerin temel destekçilerinden biri olduk.”
Irak Dışişleri Bakanlığı ayrıca ülkenin merkezindeki ve Kürdistan Bölgesi’ndeki bölgelere yapılan saldırıları “ulusal güvenlik ve istikrara yönelik bir tehdit” olarak nitelendirirken, aynı zamanda “kardeşlerimize olan dayanışmamızı ve Körfez’deki bazı kardeş ülkeleri hedef alan saldırılara karşı tamamen karşı olduğumuzu” ilan etti.
Çezabe Sınırının Kapatılması ve Iraklıların Geniş Çaplı Protestoları
İran ve Irak, kuzeydeki dağlık bölgelerden başlayıp güney bölgelerine ve Basra Körfezi’ne yakın sınırlara kadar uzanan yaklaşık 1400 ila 1600 kilometre ortak sınıra sahiptir. Bu sınır, stratejik konumu nedeniyle güvenlik mülahazalarının yanı sıra ticari alışverişler, aile ziyaretleri ve hac seyahatleri alanlarında da özel bir öneme sahiptir.
İran’ın Huzistan eyaletinde ve Irak’ın Meysan eyaletinde yer alan Çezabe sınır kapısı, Irak tarafında “El-Şeyb” olarak bilinmektedir. Bu geçiş, yolcuların geçişi ve gıda, tüketim malları ve inşaat malzemeleri gibi ticari kargoların taşındığı güzergahlardan biridir.
21 Ekim 2026’da El-Şeyb geçişi yolculara, araçlara ve ticari kamyonlara tamamen kapatıldı. Bu kararı açıklayan Iraklı kaynaklar, güvenlik mekanizmalarının gözden geçirildiğini ve yasaklı maddelerin tespiti için yeni ekipmanlar kurulduğunu bildirdiler. Irak hükümet sözcüsü Haydar Abudi bu konuda, geçişin teknik altyapısı ve lojistik imkanlarının faaliyetin devamı için henüz gerekli hazırlığa sahip olmadığını, kapatmanın altyapıyı iyileştirmek ve operasyonel kapasiteyi artırmak amacıyla yapıldığını belirtti. Aynı zamanda iki ülke arasındaki diğer sınır kapılarının aktif kalmaya devam ettiğini ve ticari alışveriş sürecinin diğer güzergahlardan sürdüğünü vurguladı.
Buna karşılık İranlı yetkililer, bu kararın alınış biçimini ve Bağdat tarafından önceden bilgilendirme yapılmamasını eleştirdiler. İran İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Ali Zeynivand, Tahran’ın Irak’ın kapatma kararından önceden haberdar edilmediğine dikkat çekerek, iki ülkenin bir günden fazla sürecek kapatmalarda bilgilendirme zorunluluğu konusundaki anlaşmasına işaret etti. Ayrıca Huzistan Valiliği Güvenlik ve İntizam Yardımcısı Veliyyullah Hayati, Çezabe’nin yeniden açılması için müzakereler yürütüldüğünü belirterek Şelmeçe sınır kapısını alternatif güzergah olarak tanıttı.
Irak Hükümet Danışmanından İran Aleyhinde İddialar: Uyuşturucu Kaçakçılığından Irak Ekonomisine Zarar Vermeye
Bu kararın siyasi boyutları, Irak hükümet danışmanı Abdulamir Tuyban’ın açıklamalarıyla yeni bir aşamaya girdi.
Tuyban, Iraklı bir medya kuruluşuna verdiği röportajda, El-Şeyb geçişinin kapatılmasının uyuşturucu, sahte banknotlar ve gelişmiş teknolojilerle üretilmiş sahte paraların girişini önlemek amacıyla gerçekleştirildiğini iddia etti.
Tuyban sözlerinin devamında, kontrol dışı grupların ve sınırın İran tarafındaki bazı tüccarların bu ihlallerde rol oynadığını öne sürdü. Ayrıca Ammara ve Nasıriye dahil olmak üzere bazı şehirlere uyuşturucu maddelerin girişine ve bunun Irak ekonomisi üzerindeki sonuçlarına değindi. Ona göre, uyuşturucu kaçakçılığı ve sahte paralar ekonomik ve sosyal boyutlarda geniş çaplı zararlara yol açabilir; bu zararlar savaş meydanıyla sınırlı kalmayıp vatandaşların günlük yaşamını da etkilemektedir.
Bu tutumlar, Irak hükümet sözcüsünün ilk açıklamalarıyla çelişmektedir. Abudi geçişin kapatılma nedenini teknik sorunlar ve altyapıyı yenileme zorunluluğu olarak açıklamıştı, ancak Tuyban Bağdat’ın kararını güvenlik ihlalleriyle mücadeleye ve İran tarafındaki yasadışı ağların faaliyetlerine bağladı. Buna rağmen, İran devletinin organize bir şekilde kaçakçılığı yönlendirdiğine veya bilinçli olarak Irak ekonomisini zayıflatmaya çalıştığına dair hiçbir geçerli ve somut belge sunmadı. Böyle bir atmosferde, yeterli kanıt sunulmadan güvenlik suçlamalarının ortaya atılması, iki ülke arasındaki gerilimlerin artmasına ve diplomatik anlaşmazlıkların karmaşıklaşmasına yol açabilir.
Washington, Bağdat’ın Çezabe’yi Kapatma Kararında Rol Sahibi mi?
Çezabe sınır kapısının kapatılmasıyla eş zamanlı olarak AFP, ismi açıklanmayan iki kaynağa dayanarak Amerika Birleşik Devletleri’nin, Irak hükümetine ortak sınır kapılarından daha fazlasını kapatması ve bu yolla Tahran’a yönelik ekonomik baskıları artırması yönünde baskı uyguladığını bildirdi. Özgür Avrupa Radyosu da ortak sınır sıkılaştırma önlemlerinin olası olduğuna dair raporların yayımlandığını duyurdu.
Ancak bu olası baskıların ne kadar ciddi olduğu ve Irak’ın Çezabe’yi kapatma kararı ile aralarında doğrudan bir bağ olup olmadığı henüz net değildir. Özellikle Tuyban’ın Irak hükümetinin hamlesi ile Amerikan baskıları arasında herhangi bir ilişki olduğunu reddetmesi bunu göstermektedir. Tuyban bu tutumunu savunmak için, eğer Çezabe’yi kapatmanın amacı İran’a karşı ekonomik abluka uygulamak olsaydı, diğer sınır kapılarının da kapatılması gerektiği argümanını öne sürmüştür.
Iraklıların Çezabe Sınırının Kapatılmasına Karşı Protestoları
İslam Cumhuriyeti ile sınırda yer alan Meysan eyaleti halkı, Ez-Zeydi hükümeti tarafından El-Şeyb (Çezabe) sınır kapısının kapatılmasını protesto etmek amacıyla Meysan Valiliği önünde bir kez daha toplandı. Bu protesto gösterisinde kamyon şoförleri, geçişin kapanması nedeniyle iki haftadan uzun süredir iş ve kazançlarının durduğunu belirttiler. Kapının derhal yeniden açılması gerektiğini vurguladılar.
Meysan İl Meclisi üyeleri yakın zamanda düzenledikleri basın toplantısında, El-Şeyb sınır kapısının (İran’ın Çezabe sınır kapısının karşısı) kapatılmasının Iraklıları öfkelendirdiğini ve ekonomik sonuçlar doğurduğunu uyarısında bulundular.
Meysan İl Meclisi üyeleri sınır kapısının yeniden açılmasının zorunlu olduğunu belirterek, El-Şeyb kapısının kapatılmasının bir kamu öfkesi dalgası yarattığını ve ağır ekonomik sonuçları beraberinde getirdiğini vurguladılar.
Siyasi Belirsizlik İçindeki Ez-Zeydi
Ez-Zeydi şu ana kadar İran ile ilişki kurmak için uygun bir siyasi stratejiden yoksun kalmış ve Amerikan tarafına yanaşarak Iraklıların öfkesini tetiklemiştir. Görünüşe göre ez-Zeydi, bir ekonomik işletmeyi yönettiğini sanmakta; Irak’ın İran ile olan özel konumunu ve ilişkilerini, tabii ki Amerika’nın ülkesine yönelik sömürgeci yaklaşımını yeterince idrak edememektedir. Bu sürecin devam etmesi, Tahran ile Bağdat arasındaki ilişkileri karmaşıklaştırmanın yanı sıra kendi siyasi konumunu da sarsabilir.
Not: bu analiz snn.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir
