Fransız siyasi analist Come Carpentier de Gourdon, ABD’de Demokratların kendi içindeki görüş ayrılıklarının ortak bir Orta Doğu politikası oluşturmayı zorlaştıracağını, İran’la savaş konusunda ise her iki partinin tabanında da güçlü bir karşıtlık bulunduğunu söyledi.
Fransız siyasi analist Come Carpentier de Gourdon, Sputnik’e verdiği demeçte, ABD’de Demokratların Temsilciler Meclisi veya Kongre’nin tamamında kontrolü ele geçirmesi durumunda Washington’ın Orta Doğu politikasında yaşanabilecek değişimleri değerlendirdi.
Demokratların Senato’nun kontrolünü ele geçirip geçiremeyeceğini görmek için beklenmesi gerektiğini belirten uzman, nihai kararların genellikle Senato’da alındığını aktardı ve ekledi:
Dolayısıyla Demokratlar Temsilciler Meclisi’nin kontrolünü ele geçirirse, Trump yönetiminin atabileceği bazı adımları sınırlandırma gücüne sahip olabilirler ancak belirleyici bir etki yaratamazlar. Bununla birlikte hem Senato’nun hem de Temsilciler Meclisi’nin kontrolünü ele geçirirlerse ve Senato’da en az iki veya üç sandalyelik bir çoğunluk elde edebilirlerse, elbette çok daha güçlü bir söz sahibi olurlar.
‘Demokratlar Orta Doğu konusunda kendi aralarında bölünmüş durumda’
Carpentier de Gourdon, Demokratların kendi içlerinde bölünmüş durumda olduklarını aktararak, “Yükselişte olan sol kanat ile sözde “muhafazakar Demokratlar” ya da “ılımlı muhafazakarlar” arasında giderek artan bir gerilim söz konusu. Bu iki kesim, Orta Doğu’da yaşananlar konusunda genel olarak birbirinden çok farklı görüşlere sahip” ifadelerini kullandı. Uzman konuşmasının devamında şu ifadeleri aktardı:
Radikaller, genel olarak İsrail’in etkisine oldukça karşı çıkıyor. Bu konuda Cumhuriyetçi Parti içindeki birçok MAGA üyesiyle aynı çizgide bulunuyorlar. MAGA üyeleri, İsrail’in ABD’nin iç ve dış politikasında çok fazla etkili bir güç haline geldiğine ve bu etkinin sınırlandırılması gerektiğine inanıyor. Özellikle de İsrail’in, aşırı uç unsurları da bünyesinde barındıran sağcı bir hükümet tarafından yönetildiği bir dönemde bu etkinin kısıtlanması gerektiğini düşünüyorlar.
Dolayısıyla asıl soru, Demokratların Orta Doğu konusunda ortak bir politika üzerinde uzlaşmayı başarıp başaramayacakları ya da örneğin Senato’da bir sandalye kazanmayı başarırsa Abdul El-Sayed gibi isimlerle diğer tarafta yer alan eski Demokratlar arasında kendi içlerinde çatışmaya başlayıp başlamayacakları. Eski Demokratlar olarak adlandırabileceğimiz bu kesimin büyük bölümünün İsrail’e destek konusunda muhtemelen oldukça kararlı bir tutum sergileyeceğini söyleyebiliriz.
‘İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi gerektiğini savunanlar var’
Bu kesimin İran’ın nükleer silaha sahip olamaması için kesin bir yenilgiye uğratılması gerektiği görüşünü savunduğunu belirten Carpentier de Gourdon, “Dolayısıyla soru, hangi tarafın üstün geleceği. Bazı konularda iki parti arasında örtülü ittifaklar oluşmasını bekleyebiliriz” dedi.
Fransız analist, ‘Donald Trump’ı ağır şekilde eleştiren eski ABD Başkanı Barack Obama’nın bile İran’la, Tahran’a politikalarını uygulama konusunda geniş bir serbestlik ve hareket alanı tanıyacak, esasen Körfez bölgesine hakim olmasına olanak sağlayacak bir barış anlaşması yapılması ihtimalinden memnun olmadığını söylediğini’ örnek olarak göstererek şu sözleri kaydetti:
Buradan, eski başkanlar Obama ve Clinton gibi üst düzey Demokratlar arasında bile bu konuda farklı görüşler bulunduğunu görebiliyoruz. Bu durum, Demokratların izleyeceği politikayı öngörmeyi oldukça zorlaştıracak.
Bekleyebileceğimiz şey, çok sayıda müzakere ve uzlaşma olacaktır. Bu da elbette yeni Amerikan politikalarının hangi yönde ilerleyebileceğine ilişkin net bir tablo ortaya koymuyor.
Fransız siyasi analist Come Carpentier de Gourdon, değerlendirmesini şu ifadelerle sonlandırdı:
Benim değerlendirmem ise şu: Her şeye rağmen, İran’la savaşa girme ya da farklı bir ifadeyle İran’la devam eden savaşı sürdürme konusunda çok güçlü bir isteksizlik söz konusu. Bunun nedeni, siyasi yelpazenin her iki tarafında da taban düzeyinde son derece güçlü bir iç kamuoyu muhalefetinin bulunması.
Bu nedenle benim kanaatim, çoğunluğu Demokratlardan oluşan ancak bazı Cumhuriyetçileri de kapsayan çok sayıda siyasetçinin, net bir hedef veya çözüm ortaya koymadan bu savaşı sürdürmek yönünde güçlü bir motivasyona sahip olacağı yönünde.
Muhtemelen Amerika’nın genel olarak yaptığı gibi, kötü bir uzlaşmaya varılacak. Bu uzlaşmayla sorun ileri bir tarihe ertelenecek. Başka bir deyişle, çözüm daha sonraki bir tarihe bırakılacak ve “Şimdilik yapabileceğimizin en iyisi bu, bekleyip görelim” denilecek.
sputnik
