Cumhuriyetçilerin yenilgisinin İran’la savaşa etkileri bireysel, iç ve uluslararası olmak üzere üç düzeyde ayrıştırılabilir ve açıklanabilir:
- Bireysel ve Kişilik Düzeyinde
Trump’ın kendine özgü kişilik özelliklerinin ABD’nin stratejik karar alma süreçlerindeki yüksek etkisi göz önüne alındığında, bu yenilgi Trump’ın narsisist ruh haline ve özgüvenine ağır bir darbe vurabilir; onun hırslarının peşinden gitme iradesini zayıflatabilir. Diğer taraftan, ana danışmanları da biliyor ki başkanları sıkıştığı an onları kendi çıkarları uğruna kolayca feda edebilir. Dolayısıyla yeni Kongre korkusu, onları ve özellikle savaş yanlısı Hegseth, Rubio ve Bessent üçlüsünü İran’a karşı saldırgan yaklaşımlarında tereddüt ve bocalama içine sokabilir. Elbette istikrarsız kişilik yapısına sahip bireylerde ruhsal yenilgilerin, histerik, intihar niteliğinde ve hatalarla dolu kararlar alınmasına da yol açabileceği dikkate alınmalıdır.
- ABD İç Siyaseti Düzeyinde
Trump, yüksek popülaritesi sayesinde parti içi bütünlük sağlama ve Cumhuriyetçiler adına büyük zaferler kazanma gücünü gösterdiği andan itibaren Cumhuriyetçi Parti liderliği koltuğuna oturmayı başarmıştı. Şimdi ise bir zamanlar büyük bir avantaj sayılan desteğinin ters teptiği ve partinin yenilgisine yol açan bir etkene dönüştüğü anlaşıldığı için, hem seçmenler hem de Cumhuriyetçi seçkinler doğal olarak ondan uzaklaşacak; sonuç olarak onun parti içindeki konumu ve politikaları da sarsılacaktır. Ulusal düzeyde ise, “veto hakkı” engeline rağmen Demokrat Kongre; bütçe, soruşturmalar, oturumlar ve azil süreçleri gibi elindeki diğer araçlarla başkanın hırslarını ve kuralsız eylemlerini dizginlemeye çalışacaktır. Demokratlar kendi hedeflerini ilerletmek için Cumhuriyetçiler arasından da müttefik bulabilirler, zira Cumhuriyetçi rakiplerinin en azından bir kısmı seçmenlerin sandıktaki mesajını almış durumdadır.
- Uluslararası Sistem Düzeyinde
Trump hükümetinin ABD içindeki konumunun sarsılması, doğal olarak dünya devletleri arasındaki konumunu da her zamankinden daha fazla zayıflatacaktır. Oysa Trump hükümeti savaş gündeminin birçok maddesini (özellikle hava ve kara ablukası uygulamak veya altyapı savaşına girişmek) ilerletmek için uluslararası desteğe ihtiyaç duymaktadır. İsrail içinde de bu yenilgi, Netanyahu koalisyonunun Eisenkot koalisyonu karşısındaki konumunu zayıflatacaktır. Ilımlı Siyonist seçkinler muhtemelen Netanyahu’nun önünü açık bırakmaya devam etmenin, Siyonistlerin Amerika Birleşik Devletleri’ndeki konumunu daha da zayıflatmak anlamına geldiğini fark etmişlerdir.
Sonuç ve Gelecek Senaryoları
Yukarıda değinilen hususlara dayanarak; Trump hükümetinin 3 Ocak tarihine kadar olan zaman kısıtlamasını idrak ederek, başlangıçta İran ile asgari de olsa arzulanır bir anlaşmaya varmaya çalışacağı görülmektedir.
Ancak Trump, İran’ın talep ettiği asgari anlaşmanın kendi adını ABD tarihinde bir leke olarak yazdıracağı sonucuna varırsa, yeni Kongre göreve başlayana kadar iki temel hedefle —geniş çaplı suikastlar ile füze ve nükleer kapasitenin bastırılması— kısa süreli fakat yüksek şiddetli bir savaşa girişmesi oldukça muhtemeldir.
Not. Bu analiz mehrnews.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir
