Theodore Roosevelt Batı Asya Yolunda…

Adem Namlı

Amerikan uçak gemisi “USS Theodore Roosevelt”, Washington ile Tahran arasındaki gerilim devam ederken San Diego Limanı’ndan ayrılarak Batı Pasifik’e doğru hareket ediyor. Bu nükleer dev geminin Batı Asya’ya sevk edilmesi görünüşte “USS George Washington” uçak gemisinin yerini alma amacını taşıyor; ancak bu askeri hareketliliğin ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşın sürmesi ve bölgedeki diğer uçak gemilerinin varlığıyla eşzamanlı gerçekleşmesi, önemini sıradan bir deniz gücü değişiminin ötesine taşıyor.

Amerikan gazetesi “The Hill”, Philip Timotija imzalı 29 Eylül 2026 tarihli haberinde, ABD 9. Uçak Gemisi Taarruz Grubu’nun amiral gemisi Theodore Roosevelt’in Pazar günü San Diego’dan ayrıldığını yazdı. Rapora göre bu geminin, Japonya’dan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) operasyon bölgesine sevk edilen USS George Washington’ın yerini alması planlanıyor.

Uydu görüntüleri ve deniz hareketliliği takipleri de Roosevelt uçak gemisi grubunun Güney Çin Denizi’nde batıya doğru ilerlediğini gösteriyor. Bununla birlikte, ABD Pasifik Filosu Sözcüsü The Hill’e yaptığı resmi açıklamada, geminin ABD Deniz Kuvvetleri 3. Filosu’nun operasyon sahasında rutin operasyonlar yürüttüğünü belirtti; bu açıklama, medyadaki olası varış noktasının Batı Asya olduğu yönündeki haberlerle birlikte geldi.

ABD Deniz Enstitüsü’nün uzmanlaşmış web sitesi (USNI News) de 28 Eylül’de Roosevelt’in alışılagelmiş törenler olmaksızın ve nispeten sessiz bir şekilde San Diego’dan ayrıldığını ve 11. Uçak Gemisi Hava Kanadı ile birlikte Orta Doğu’da uzun süreli bir göreve çıkacağını bildirdi.

Peki Theodore Roosevelt tam olarak nasıl bir gemidir ve bölgeye sevkiyatı bu derece dikkat çekecek hangi kabiliyetlere sahiptir?

Theodore Roosevelt: Su Üstündeki Nükleer Hava Üssü

CVN-71 borda numaralı Theodore Roosevelt, ABD Deniz Kuvvetleri’nin Nimitz sınıfı uçak gemilerinden biridir; 25 Ekim 1986’da hizmete giren gemi adını Birleşik Devletler’in 26. Başkanı’ndan almıştır.

Yaklaşık 333 metre uzunluğunda olan bu uçak gemisinin deplasman ağırlığı yaklaşık 95 bin tona ulaşmaktadır. Yaklaşık 4.5 hektarlık bir alana sahip uçuş güvertesi, askeri hava araçlarının konuşlanması ve operasyonları için geniş bir alan sağlamaktadır. Roosevelt gücünü iki nükleer rektörden alır ve saatte 55 kilometreden fazla bir hıza denk gelen 30 knotın üzerinde hız yapabilir.

ABD Deniz Kuvvetleri tarafından yayınlanan gemi tanıtım belgesine göre, bu deniz aracı için 65’ten fazla hava aracı taşıma kapasitesi öngörülmüştür. Ayrıca yaklaşık 2800 gemi mürettebatı ve 2000’e yakın hava kanadı personeli geminin operasyonel yapısında görev yapmaktadır.

Abraham Lincoln Deneyimi: Dev Bir Uçak Gemisi İç Krizle Karşılaştığında

Ancak Roosevelt’in Orta Doğu’ya sevk edilmesine ilişkin belki de en önemli hususlardan biri, “USS Abraham Lincoln” uçak gemisi deneyimidir; bu gemi geçtiğimiz aylarda ABD Deniz Kuvvetleri’nin uzun süreli görevlerinden kaynaklanan sorunların bir simgesi haline geldi.

Abraham Lincoln da Nimitz sınıfındandır ve ABD’nin İran’a karşı savaşı sırasında uzun ve yıpratıcı bir görevi geride bıraktı. Daha sınırlı bir göreve sahip olması planlanan bu gemi, bölgedeki varlığının art arda uzatılması nedeniyle 300 günden fazla denizde kaldı.

Amerikan medyası “Task & Purpose”, 8 Ağustos 2026 tarihli haberinde denizci ailelerine dayandırarak, bu gemide gıda maddesi eksikliği, banyolardaki küflenme, tuvalet arızaları, çamaşırhane tesislerindeki aksamalar ve hijyen ürünleri yetersizliği gibi sorunların yaşandığını bildirdi.

Raporlar ayrıca su sistemleri ile boru hattı altyapılarındaki sorunlara ve mürettebatın bazı temel imkanlara erişimindeki zorluklara işaret ediyordu; bu meseleler, görevin uzamasıyla birlikte ailelerin denizcilerin yaşam koşulları ve ruh sağlığı hakkındaki endişelerini artırdı.

Konu sadece refah sorunlarıyla sınırlı kalmadı. CBS haber ağı 23 Eylül 2026’da, ABD Deniz Kuvvetleri Geçici Bakanı’nın ifadelerine dayanarak, Abraham Lincoln taarruz grubunun genelinde sekiz intihar girişiminin kaydedildiğini bildirdi.

The Guardian gazetesi de Abraham Lincoln’ın koşullarına ilişkin haberinde, emekli bir ABD Deniz Kuvvetleri subayına atıfla, tesisat sorunlarına, tuvaletlerin bozulmasına ve ekipman yıpranmasının mürettebatın moraline etkisine dikkat çekti.

Bu süreçte Abraham Lincoln’ın koşullarına yönelik eleştiriler ABD Kongresi’ne de taşındı. Bir dizi Demokrat senatör Pentagon’a gönderdikleri mektupta refah sorunları, eksiklikler ve bu gemide konuşlu personelin psikolojik durumu hakkında açıklama talep etti.

Sonuç olarak Abraham Lincoln, uzun ve tartışmalı bir görevin ardından San Diego’daki üssüne geri döndü; bu geri dönüş, mürettebatın zorlu koşullarına ilişkin raporların Amerikan medyasındaki anlatısının önemli bir kısmını oluşturduğu bir süreç oldu.

Roosevelt: Abraham Lincoln ile Benzer Bir Kaderi Yaşayacak Olan Dev

Amerika, uçak gemilerini gövde gösterisi yaparak bir kez daha askeri gücünü bölgeye sergilemeye çalışıyor; bu kez sıra, Orta Doğu’daki askeri denklemlerde rol oynaması planlanan 95 bin tonluk nükleer dev Theodore Roosevelt’te. Ancak Abraham Lincoln deneyimi gösterdi ki, Washington’ın yenilmez görünen uçak gemileri hakkındaki propaganda patırtısı, gerçek meydanda mutlaka bir üstünlük anlamına gelmiyor.

Abraham Lincoln dünyanın en güçlü uçak gemilerinden biri unvanıyla bölgenin yolunu tutmuştu, fakat uzun görev süresi, teknik ve refah sorunları, mürettebatın durumuna dair sarsıcı raporlar ve denizciler üzerindeki psikolojik baskılar, Amerikan deniz gücünün başka bir yüzünü sergiledi. Şimdi Roosevelt de İran’ın savunma ve taarruz gücü adındaki farklı bir gerçeklikle karşılaşacağı bir ortamda bölgeye yaklaşıyor.

Tahran, Amerikan uçak gemilerinin bölge sularındaki varlığının ne kendi tutumlarından geri adım atılmasına yol açtığını ne de Washington’ın askeri hedeflerine ulaşmasının bir garantisi olduğunu defalarca göstermiştir.

Böyle bir ortamda, İran aleyhine girişilecek her türlü askeri maceraperestlik Amerikan güçleri için ağır maliyetleri beraberinde getirebilir.

Roosevelt ne kadar devasa, nükleer ve onlarca gelişmiş savaş uçağıyla donatılmış olursa olsun, İran’ın iradesi ve savunma kabiliyeti karşısında yenilmez değildir. Belki bu geminin kaderi de Abraham Lincoln’ın kaderine bağlanacaktır; güç patırtısıyla bölgesel denklemlere giren, ancak sonunda bir yığın tartışma ve sorunla görevini noktalayan bir gemi.

Tahran’ın mesajı nettir: Batı Asya Washington’ın arka bahçesi değildir ve Amerikan uçak gemileri güç gösterisiyle İran milletinin iradesini kıramaz. Eğer Amerika bir kez daha karşı karşıya gelme yolunu seçerse, Roosevelt’in de bir güç gösterisi yerine Washington’ın askeri hesaplamalarının yenilgisinin ve bölgeden maliyetli geri çekilişinin bir simgesine dönüşmesi muhtemeldir.

not: bu analiz snn.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın