Trump’ın kaybetmesi ne getirecek?

Arslan Bulut

Emekli general Nejat Eslen, ABD’deki ara seçim sonuçlarını şöyle yorumladı:

“Trump’ın yardımcısı Vance, seçimlerin İran savaşı nedeni ile kaybedildiğini ifade etti.

Savaşta Trump’ın amacı İran’da rejimi değiştirmekti.

Galiba tersi gerçekleşiyor; İran ABD’de rejimi değiştiriyor.”

Vance, “Asıl kaybetmemizin sebebi, neredeyse herkes için çok açık” diyerek Trump’ın İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile 28 Şubat’ta düzenledikleri saldırılarla başlattıkları İran savaşına işaret etti.

Vance, kendilerini terk eden seçmenlerin, hangi koşullarda yeniden Cumhuriyetçilere oy vereceği sorusuna ilk sırada şu dört beklentiyi sıralayarak yanıt verdiklerini kaydetti:

Savaşa son verin,

Hayat pahalılığı ve enflasyona odaklanın,

Amerika’yı önceliklendirin,

İsrail ile ilişkilerinizi değiştirin.

“Seçimi kaybetmemizin nedeni savaş” diyen Vance, “Eğer önümüzdeki 6 yıl boyunca Senato’yu kaybetmenin buna değdiğini savunmak istiyorsanız, buyurun savunun. Bu bedeli ödemeye değdiğini iddia edin.” dedi.

New York Times ise ABD Başkanı Donald Trump‘ın danışmanlarının, Kongre ara seçimleri öncesi yaptıkları videolu görüşmede seçimleri kaybetmeleri halinde “İsrail’e sığınma” şakası yaptığını iddia etti.

Habere göre Trump’ın, ara seçim stratejisini planlama görevini üstlenen danışmanı James Blair, “En azından (İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu) Bibi kazandı. O bizi korur.” diyor ve anketlerden sorumlu danışman Tony Fabrizio da “Belki İsrail’e sığınma hakkı alabiliriz” şeklinde karşılık veriyor.

Trump, ise medyaya konuşurken bir ankete göre İsrail’deki desteğinin “yüzde 99” olduğunu savundu ve “Belki ABD Başkanlığı sonrası İsrail’e gider ve Başbakanlığa aday olurum.” dedi.

Sırbistan, Brezilya ve ABD seçimleri gösterdi ki bütün ülkelerde halklar, iç veya dış politikada gerginlik istemiyor. Savaş veya gerginlik politikaları, dünya ekonomisini altüst ediyor ve faturasını bu politikaları başlatan ülkeler de ödüyor.

Türkiye’de siyasi iktidar, ABD’ye destek vererek, Suriye rejiminin yıkılmasını sağladı. Üstelik bu politikanın uygulanması sırasında milyonlarca insanın Türkiye’ye sığınması da planlanan bir süreçti. AKP iktidarı, Türkiye’de rejimi değiştirebilmek için nüfus yapısının değişmesine inanmış olsa gerek ki sığınmacı krizi başlamadan önce 1.5 milyon çadır siparişi vermişti…

İktidar, son olarak Yemen krizine müdahale etmek için Suudi Arabistan ve Pakistan ile Mekke Anlaşması’nı imzaladı. Gerekçe olarak da Mekke ve Medine’nin korunmasını öne sürdü. Halbuki “İran’a kaşı Sünni İttifak”ı planlayan İsrail, sahneye koyan ise ABD’dir.

AKP iktidarı iç politikada da oy kaybettikçe siyasi rakiplerini yargı silahı ile devre dışı bırakmaya başladı. Bu süreç hızlanmışken fon vurgununun patlaması ise AKP iktidarının puan kaybetmesine sebep oldu. Erdoğan, “Bakıyorsunuz hiç ummadığınız insanlar, bu işlerin içerisine girmişler. Yargı bunları tespit ediyor ve gerekeni yapıyor.” dedi ama Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmanın üst düzey finans bürokrasisine uzandığını, şebekenin rüşvet çarkı kurarak denetim mekanizmalarını devre dışı bıraktığını ve borsada manipülasyon yapanlarla medya arasında gizli iş birliği tespit ettiklerini söylemiş ve “Şebekenin kapsamlı bir suç yapılanması olduğu tespit edildi.” diye gerçek durumu açıklamıştı. Yani Türkiye, AKP bürokratlarının da içinde olduğu bir örgüt tarafından soyulmuş durumdadır. Siyasilerin de içinde olduğu liste ise açıklanmıyor ama saklamaları mümkün değil… Bu durumda AKP’nin seçim kaybetmemek için daha büyük çılgınlıklar yapması da söz konusu olabilir ama sonunda halkın, bu yanlış politikalardan dolayı ABD’de olduğu gibi iktidarı cezalandıracağına kesin gözüyle bakılıyor.

Hukuk devleti yerine yandaş devleti kuran ve meşruiyetini halkta değil, ABD desteğinde arayan iktidarlar, kendi sonunu hazırlamış oluyor. Zaten Türkiye’de iktidara meşruiyet vermekten bahseden Trump da azil süreci yaşayabilir.

YENİÇAĞ

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın