Şeyh ed-Dakak’tan Bahreyn’deki Alimlerin Yargılanmasına İlişkin Sert Uyarı

Betul

Şeyh ed-Dakak, Bahreynli alimlerin yargılanmasının sürdürülmesinin sonuçlarına karşı uyardı ve bunu göstermelik ve siyasi bir maskaralık olarak nitelendirdi.

Önde gelen Bahreynli alim Şeyh Abdullah ed-Dakak, ilahi sünnetler ve Kuranî kanunlar temelinde Bahreynli alimlerin ve mazlumların zaferinin kesin olduğunu belirtti.

Şeyh ed-Dakak, alimlerin yargılanmasına devam edilmesinin sonuçları konusunda uyardı ve bu yargılamayı düzmece ve siyasi bir maskaralık olarak nitelendirdi. Ayrıca velayet-i fakih ilkesine inanmanın zorunlu olarak bir teşkilata üye olmak veya yabancı bir devlete bağımlı olmak anlamına gelmediğini açıkça ifade etti.

Şeyh ed-Dakak, “Yargılamayı Durdurun” programında yaptığı konuşmada, Kuran-ı Kerim’in insan topluluklarını yöneten tarihsel sünnetlere işaret ettiğini belirtti.

Bu bağlamda beş ilahi sünneti sıraladı: Mühlet verme, istidrac (yavaş yavaş felakete sürükleme), zulmün sonuçları, ilahi intikam ve müminlerin zaferi vaadi.

Şeyh ed-Dakak, Kuran-ı Kerim’in; “Biz onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş felakete sürükleyeceğiz” (A’raf Suresi, 182), “Böylece suçlulardan intikam aldık” ve “Müminlere yardım etmek üzerimizde bir haktır” (Rum Suresi, 47) ayetlerine dayanarak, Yüce Allah’ın zâlime mühlet verdiğini ancak onu kendi haline bırakmadığını, zulmün sonunun yenilgi ve ziyan olduğunu, müminlerin ve mazlumların zaferinin ise ilahi bir vaat sayıldığını vurguladı.

Ayrıca Bahreynli alimlerin yargılama sürecini eleştirdi ve yargılama sürecinin sağlığı ve savunma hakkına ilişkin güvenceler konusunda beş noktaya değindi. Şeyh ed-Dakak’a göre tanıklar ifadelerinin yüzde 40’ında söylediklerini hatırlamadıklarını beyan etmişlerdi. Ayrıca sorgulanan 56 alimden 50’si, avukat bulundurulması yönünde resmi taleplerde bulunulmasına rağmen avukatları olmaksızın sorguya çekilmişti.

Ed-Dakak, 47 alimin sorgusunun gece 10 ile sabah 7 arasında gerçekleştirildiğini ve birçoğunun aşırı yorgunluk ve tükenmişliğe maruz kaldıklarını dile getirdiğini ekledi.

Onun ifadelerine göre, tutanaklara kaydedilen ifadelerin yüzde 85’i birbirinin aynısıydı; bu durum, özellikle bazı alimlerin söz konusu ifadelerin kendilerine ait olduğunu reddetmesi göz önüne alındığında, bu ifadelerin nasıl hazırlandığı konusunda şüpheler uyandırmaktadır.

Şeyh ed-Dakak, davanın hacmine değinerek açıklanan rakamlara göre davanın yaklaşık 16 bin sayfa içerdiğini, ayrıca mali eklerinin de 10 bin sayfaya yakın olduğunu belirtti. Ona göre avukatlar, defalarca talepte bulunmalarına rağmen tüm belge ve dokümanları inceleyemediler. Bu bağlamda, böyle bir durumda adil bir yargılama için gerekli güvencelerin sağlandığından ne ölçüde söz edilebileceğini sordu.

Ed-Dakak bu yargılamayı “Bahreyn’deki Şii mezhebine karşı işlenmiş bir suç” olarak nitelendirdi ve bu eylemin İsnaşerî Caferî Şii mezhebini, İslam’ı ve Bahreyn toplumunun temel unsurlarından birini hedef aldığını söyledi. Alimlere baskı yapmaya devam etmenin ve halkın inançlarıyla mücadele etmenin tehlikeli sonuçlar doğurabileceği konusunda uyardı ve bu eylemlerin durdurulmasını talep etti.

Konuşmasının sonunda bu yargılamanın “temelden ve her yönüyle batıl” olduğunu vurguladı ve bunu resmi olarak tanımadığını ilan etti. Şeyh ed-Dakak, alimlerin ve mazlumların zaferi konusunda güvenini dile getirerek şöyle dedi: “O halde müjde olsun size ey Bahreyn halkı! Müjde olsun size ey İslam ümmeti!”

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın