Avrupa Birliği’nin eski Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi, Yeşil Kıta liderlerinin ABD’nin İran’a yönelik saldırganlığı karşısındaki pasifliğini eleştirerek, “İspanya dışında hangi Avrupalı ses yükseldi?” sorusunu sordu ve Avrupa’nın Washington’ın şantajına teslimiyetle ve daha fazla yatırım yaparak yanıt verdiği uyarısında bulundu.
AB eski Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, samimi bir mülakatta Yeşil Kıta liderlerinin ABD Başkanı Donald Trump’ın tek taraflı politikaları ve Washington’ın İran’a karşı savaşı karşısındaki pasifliğini eleştirerek, “İspanya dışında hangi Avrupalı ses bu savaşa karşı çıkma cesaretini gösterebildi?” şeklindeki kilit soruyu yöneltti. Borrell, Avrupa’nın dik durmak yerine ABD’nin ekonomik ve güvenlik şantajına daha fazla yatırım yaparak ve daha fazla silah satın alarak yanıt verdiği uyarısını yaptı.
Borrell bu söyleşide Avrupa’nın kriz durumunu, ABD’deki gelişmeleri, toplumsal protestoları ve AB’nin pasif dış politikasını anatomiye tabii tuttu. Öne çıkan ana başlıklar şunlardır:
ABD’nin İran Savaşı ve Avrupalı Liderlerin Aşağılayıcı Sessizliği
Borrell, ABD Kongresi ara seçimlerinin sonuçlarını bir “siyasi depreme” benzeterek Demokratların zaferini memnuniyetle karşıladı; ancak Avrupalı liderlerin yaklaşımına sert bir dille yüklendi. “Herkes İran’daki savaştan şikayet ediyor, ama İspanya dışında hangi Avrupalı ses İran’daki savaşa karşı yükseldi?” sorusunu sorarak, Giorgia Meloni (İtalya Başbakanı) gibi aniden müttefiklerinden uzaklaşan bazı Avrupalı liderlerin ikiyüzlülüğünü ve çifte standardını eleştirdi.
Berlin’in teslimiyetçi tutumlarını hatırlatan Borrell şunları söyledi: “Amerika Birleşik Devletleri İran’ı bombalamaya başladığında, Almanya Şansölyesi’nin uluslararası hukuk gibi önemsiz değerlendirmelerle Amerikalı dostlarını rahatsız etmek istemediğini açıkça söylediğini hatırlıyorum! Şimdi ABD seçim sonuçlarının çok harika olduğunu söylüyorlar; peki siz kendiniz Trump’ın eylemlerini önlemek için ne yaptınız? Avrupa Komisyonu Trump’ın davranışını dizginlemek için ne yaptı?”
Washington Karşısında Ekonomik Teslimiyet ve Draghi Raporu
Avrupa Komisyonu’nun ticaret ve tarifeler alanındaki yaklaşımını eleştiren Borrell, ekonomist ve Avrupa Merkez Bankası eski Başkanı Mario Draghi’nin, Avrupa’nın asıl sorununun Amerika Birleşik Devletleri meşrepsizliğine aşırı sermaye çıkışı olduğu yönündeki uyarı raporuna atıfta bulundu. Brüksel’in teslimiyetçiliğine üzüntüsünü dile getiren Borrell şunları ekledi: “Avrupa Komisyonu Başkanı ‘Daha çok çalışacağız, ABD ekonomisine daha fazla yatırım yapacağız, daha fazla silah satın alacağız ve ABD’den daha fazla gaz ithal edeceğiz!’ diyor. Daha fazla silah satın almak ve ABD’ye yatırım yapmak için verdiğimiz taahhütler tam da bu doğrultudadır.”
AB eski Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi, ara seçimlerin ardından Trump’ın dizginlenmesi konusunda da, Trump bir miktar kısıtlansa bile ABD’deki başkanlık veto yapısının, bunu aşmak için Kongre’nin üçte iki oyuna ihtiyaç duyulacak şekilde tasarlandığına inanıyor.
Avrupa’da Toplumsal Huzursuzluklar; AB’ye Yanlış Adres Göstermek
Borrell mülakatın başka bir bölümünde Fransa, İspanya ve İtalya gibi Avrupa ülkelerindeki toplumsal ve geçim protestoları dalgasına değinerek, Avrupa Birliği’nden ülkelerin tüm iç sorunlarını çözmesinin beklenemeyeceğini belirtti.
Borrell’e göre bu huzursuzlukların kökeninde konut krizi, hayat pahalılığı ve iş güvencesizliği dahil Avrupalı gençlerin ortak acıları yatmaktadır; ancak sosyal zorlukları çözmenin birincil sorumluluğu ulusal hükümetlerin kendisine aittir.
Pedro Sánchez’in Bağımsız Dış Politikasına Övgü
Borrell, İspanya hükümetinin durumu ve Pedro Sánchez’in (İspanya Başbakanı) tutumu hakkındaki bir soruya yanıt olarak, Madrid’in bağımsız dış politikasını överek şunları söyledi: “İspanya hükümetinin dış politikası, aşırı sağ kanadın (Vox) tam karşısında yer almaktadır. İspanya yönetimi bağımsız, kararlı ve bence tamamen doğru bir politika benimsemiştir.”
Borrell sözlerini şöyle tamamladı: “Sánchez, Netanyahu’nun Gazze’de yaptığı şeyin soykırım olduğunu açıkça ilan etti ve Avrupa Birliği’nin harekete geçmesi için bir çölde haykırdı; ancak Avrupa Komisyonu Başkanı ve üye ülkelerin çoğunluğu hiçbir adım atmaya yanaşmadı. İspanya, askeri harcamaların %5 artırılmasına ‘hayır’ diyen tek ülke oldu.”
