“Onlar, kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu; tövbeyi çok kabul edenin, çok merhametli olanın Allah olduğunu
bilmediler mi?” Tevbe, 104
Hz. Peygamber’in (s.a.a) Allah’ın emriyle zekât alması, esasında Allah’ın zekât almasıdır. Bu biat alma ayetinde işaret edildiği gibidir: “Şüphesiz sana baş eğerek ellerini verenler (biat edenler), Allah’a baş eğip el vermiş sayılırlar.” 1
Kimileri Tebük savaşında emre itaatsizlik edip savaşmayınca, savaştan sonra Hz. Peygamber’in (s.a.a) yanına pişman olarak gelip tövbelerinin kabul edilmesini istediler. Akabinde bahsi geçen bu ayet nazil oldu: “Onlar, kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu; tövbeyi çok kabul edenin, çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi?”
Evet, Allah’ın peygamberinin dahi tövbeyi kabul etme hakkı yokken kiliselerdeki papazların ve keşişlerin tövbe kabul etme hakkı nasıl olabilir?
İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurur: “Sadaka Allah’ın eline ulaşmadan fakirin eline ulaşmaz.” Daha sonra konu edilen ayeti tilavet buyurdular. Sadakayı alan gerçekte Allah olduğu için biz de sadakayı içten bir şekilde, en güzel cinsinden ve en güzel üslupla verelim.
——————————————–
1 Fetih, 109
