Financial Times: ABD, İran’ı Dizginleyecek Güce Sahip Değil

Financial Times’ın bildirdiğine göre, ABD’nin son birkaç gündür İran’ın kıyıdaki mevzilerine düzenlediği hava saldırılarına rağmen Washington, Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güvenliğini sağlayamadı. Deniz taşımacılığı şirketleri ise ABD’nin korumasına güvenmedikleri için gemilerini bu hayati su yolundan geçirmekten kaçınıyor.

Hürmüz Boğazı’ndaki askeri gelişmeler, ABD’nin İran’a karşı sadece hava saldırıları düzenlemekten çok daha büyük bir meydan okumayla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Öyle ki askeri uzmanlar ve deniz taşımacılığı şirketleri, bu hayati su yolunu zor kullanarak açmanın mümkün olmadığına ve Tahran ticari gemileri tehdit etme kabiliyetini koruduğu sürece nihai hedefe ulaşılamayacağına inanıyor.

Financial Times gazetesi; Alice Hancock, Jacob Judah ve Malcolm Moore imzalı kapsamlı haberinde, Hürmüz Boğazı’ndaki son gelişmeleri ve ABD’nin karşı karşıya olduğu zorlukları ele aldı.

Habere göre, Yunan “Dynamaq” şirketine ait iki tanker, dört gün önce Umman kıyılarına yakın deniz rotasından ve ABD hava koruması altında boğazdan geçmeye çalışırken İran’ın füze saldırısına uğradı. Bu saldırı, ABD’nin İran’ın kıyıdaki askeri mevzilerine yönelik hava saldırılarını artırmasına rağmen gerçekleşti.

Financial Times’ın analistlere dayandırarak aktardığı dikkat çekici bir husus da bu saldırının deniz taşımacılığı şirketlerine risklerin hâlâ yüksek olduğu ve ABD hava korumasının tek başına gemilerin güvenli geçişini garanti etmeye yetmediği yönünde net bir mesaj gönderdiğidir.

Umman Rotası: İşe Yaramayan Çözüm

Habere göre Washington, sözde “Umman rotası” üzerinden deniz trafiğini devam ettirmeye çalışıyor; ancak Tahran, gemilerin geçişine yalnızca kendi şartları temelinde izin vereceğini ve İran ile koordine edilmeden bu rotayı kullanan her geminin meşru bir hedef sayılacağını vurguladı.

ABD’nin 8 Temmuz’da (18 Tir) hava saldırılarına yeniden başlamasından bu yana İran; insansız hava araçları (İHA), gemisavar füzeleri ve hızlı hücum botları kullanarak en az 7 gemiyi hedef aldı.

Emekli üst düzey donanma subayları Financial Times’a yaptıkları açıklamada, temel sorunun ABD’nin İran’ın füze ve İHA tehdidini tamamen ortadan kaldıramaması olduğunu ve bu durumun nakliye ile sigorta şirketlerinin normal seyrüsefere dönme konusunda tereddüt etmelerine yol açtığını belirttiler.

Washington Tehdidi Azaltacak Güçte Değil

Financial Times’ın İngiliz Kraliyet Donanması’ndan emekli Komutan Tom Sharp’a dayandırdığı habere göre Washington, “boğazın güvenli bir şekilde yeniden açılmasını sağlayacak düzeyde tehdit seviyesini düşüremiyor”.

Bu açıklamalar, İran’ın şu ana kadar etkili bir caydırıcılık denklem uygulayabildiği bir ortamda yapılıyor; öyle ki boğazdan geçen tanker sayısı ciddi oranda azaldı ve gemilerin çoğu ABD destekli rotayı kullanmak yerine İran kıyıları boyunca ilerlemeyi tercih ediyor.

İngiliz medyası enerji piyasası uzmanlarına dayandırdığı haberinde, iki Yunan tankerinin hedef alınmasının, gemi sahiplerinin bölgeye geri dönme konusundaki tereddütlerini artıran bir dönüm noktası olduğuna inanıldığını aktardı.

Bu arada tehdit çemberi genişledi; Yemen’in Suudi Arabistan limanlarına giden gemilere ablaka uygulama niyetini açıklaması, çok sayıda tankerin rota değiştirmesine sebep oldu ve Brent petrolünün varil fiyatının 95 doların üzerine çıkmasına katkıda bulundu.

Bu durum, ABD Başkanı Donald Trump’ın ara seçimler öncesinde yakıt fiyatlarını düşürme çabalarını ciddi bir tehditle karşı karşıya getirdi.

Bir Amerikan Operasyonunun Başarısı İçin Devasa Maliyetler

Financial Times haberin devamında, Amerikalı emekli Amiral Mark Montgomery’ye dayandırarak, ABD askeri operasyonunun başarılı olabilmesi için füze fırlatma platformları ile İHA’ların imha edilmesi ve kıyıdan uzaklaştırılması amacıyla haftalarca her gece 150 ila 200 hava saldırısı düzenlenmesi gerektiğini, böylece Amerikan savaş uçaklarına hedeflerine ulaşmadan önce onları önleme konusunda daha fazla zaman tanınacağını iddia etti.

Ancak aynı İngiliz medyasının yazdığına göre diğer uzmanlar, İran’ın büyük bir askeri zafere ihtiyacı olmadığını, sigorta maliyetlerini yüksek tutmak ve nakliye şirketlerinin boğazı kullanmasını engellemek için arada bir tek bir gemiye münferit hasar vermesinin yeterli olacağı konusunda uyarıyor. ABD daha sonra gemilere deniz konvoylarında eşlik edebilse bile bu durum çok fazla zaman ve donanma gücü gerektirecektir.

Siyasi Çözüm: En Hızlı Yol

Financial Times raporu sonuç olarak, tek başına askeri çözümün Hürmüz Boğazı’na istikrar getirmek için yeterli olmayabileceği sonucuna varıyor. Denizcilik sektöründe aktif olan yetkililere göre, İran ile varılacak siyasi bir mutabakat, Washington için siyasi bir maliyet getirebilecek olsa da seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına almanın hâlâ en hızlı yoludur.

Rapora göre nakliye ve sigorta şirketleri, bölgedeki mevcut gerilimin maliyetinin kısa vadeli herhangi bir askeri çözümden katbekat yüksek olduğunu net bir şekilde anladılar. Mevcut durumun devam etmesi sadece küresel petrol ticaretini aksatmakla kalmamış, aynı zamanda enerji piyasalarının istikrarını da ciddi risklerle karşı karşıya bırakmıştır. Brent petrol fiyatının varil başına 95 doların üzerine çıkması ve bunun küresel ekonomi üzerindeki enflasyonist etkileri, politika yapıcılar için ciddi bir alarm zili çalmıştır.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın